LONDRA (ANKA)- Zenginleştirilmiş bir fincan kakaounun diabetli hastalarda kan damarlarının çalışmasını iyileştirmeye yardımcı olabileceği bildiriliyor.
İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, doktorlar, yüksek oranda zarar görmüş atardamarlara sahip hastalara bir ay boyunca günde 3 fincan özel formüle edilmiş kakao içmelerini önerdiler. Araştırmanın sonucunda atardamarların normal fonksiyonunu yeniden kazandığı görüldü.
“American College of Cardiology” adlı uzmanlaşmış dergide yayınlanan Almanya kökenli araştırmanın “flavanol” adlı kimyasalın iyileştirici etkisinin olabileceğini ortaya çıkarttığı bildiriliyor. Ancak İngiliz Diabet Derneği’nin ise daha fazla normal çikolata yemenin işe yaramayacağını bildirdiği kaydedildi.
Archive for Mayıs, 2008
Antalya (AA)- Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Antalya Tabip Odası Merkez Delegasyonu Üyesi Dr. Fuat Altay, soğuk algınlığı ilaçlarının, içerdikleri etken maddeler nedeniyle, ABD ve İngiltere‘de 2 yaşın altındaki çocuklarda kullanımının yasak olduğunu belirterek, bu ilaçlarının kullanılmaması istedi. Altay, soğuk algınlığı ilaçları yerine tavuk suyuna çorba ve bol sıvı alınmasını önerdi.
Fuat Altay, ABD Besin ve İlaç Yönetimi (FDA) tarafından Ekim 2007′de çocuklarda soğuk algınlığı ilaçlarının kullanımına ilişkin bazı uyarılarda bulunulduğunu hatırlattı. Bu ilaçların olumsuz yan etkileri olduğunun ve hatta ölümlere yol açtığının ortaya çıktığını belirten Altay, FDA’nın 2 yaş altındaki çocuklarda bu ilaçların kullanılmaması, 6 yaş altındaki çocuklarda ilaç kullanımının ise gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdiğini anlattı.
Altay, şöyle konuştu:”FDA kaynaklarına göre 1969-2006 yılları arasında dekonjestan ilaçlara bağlı 54 ölüm vakası, antihistimanik bağlantılı 69 vaka rapor
edilmiştir. 29 Nisan 2008 tarihinde Centre for Disease Control and Prevention (CDC) tarafından da benzeri uyarı gelmiştir. Bu bildiride 11 yaş altı çocuklarda soğuk algınlığı ilaç kullanımı sonrası 7 bin vakanın yan etkiler nedeniyle acil servislere başvurduğu ve önemli bir bölümünün 2-5 yaş grubu çocuk olduğuna dikkat çekilmektedir.”
Fuat Altay, İngiltere’de de Pediatri İlaçları Uzman Danışma Kurulu ve Beşeri İlaçlar Komisyonu’nun 27 Martta bazı uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.
Altay, çocuklarda bu ilaçların kullanılması nedeniyle ortaya çıkacak ölüm vakalarına ilişkin Türkiye’de henüz bir araştırma yapılmadığına işaret ederek, Sağlık Bakanlığı’nın konuyu araştırması gerektiğini söyledi.
-Yan etkiler neler-
Dr. Fuat Altay, bu ilaçların solunum sistemindeki kanlanmayı değiştirdiğini, santral sinir sisteminde baskılama yaptığını anlattı. Bu şekilde çocuklarda kalp ritm değişiklikleri, bazı nörolojik olaylar, halüsinasyon, hayal görme gibi belirtilerin ortaya çıktığını kaydeden Altay, ”Aslında bu ilaçların üzerinde (2 yaşın altındaki çocuklarda kullanmayın) uyarısı var. Ancak ben pediatrist olarak, pratik hayatta her yaş grubunda kullanıldığını görüyorum” dedi.
ABD’de doktorların soğuk algınlığı yerine bol sıvı alınnmasını önerdiklerini belirten Altay, Bu ilaçları kullanmamak lazım. Alternatifi, tavuk suyuna çorba ve bol bol sıvı almak” diye konuştu.
ŞANLIURFA (İHA) - Şanlıurfa’da çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının, çocukların sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebileceğini belirttiler.
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte, çocuk sağlığını tehdit eden tehlikelere karşı anne ve babaları uyaran uzmanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının en çok çocukları etkilediğine dikkat çektiler. Sıcaklıkların artmasıyla birlikte çocukların bunalım geçirebileceğine değinen uzmanlar, anne ve babaların sıcak havalara karşı çocuklarının sağlıkları için çok dikkatli olmaları gerektiğini hatırlattılar. Uzmanlar, “Sıcaklıklar çocukları kapalı mekanların dışına çıkarıyor. Ancak güneş ve deniz gibi kemik gelişimi için çok önemli olan unsurların yanında çocukları dışarıda bekleyen birçok tehlike bulunuyor.
Güneş ışınlarının direkt etkisi ile oluşan güneş çarpması ve yanıklar, sıcakla artan terleme ve bunu karşılayamayan ter bezleri nedeni ile oluşan isilik, mantar gibi cilt rahatsızlıkları, bisiklet, kaykay, paten kullanılarak yapılan aktiviteler sonucu düşme, çarpma ile oluşan travmalar, aşırı ve bazen de temiz olmayan su tüketimi ile mide asidini aşabilen mikroorganizmaların yol açtığı mide bağırsak hastalıkları, yaz ishalleri, gezinti yapılırken sık karşılaşılan arı, böcek, yılan ve akrep sokmaları ve havuzda yüzme sonucu oluşan göz ve deri enfeksiyonlarıdır” uyarılarında bulundular.
Özellikle çocuk sahibi olan anne ve babaların güneş çarpmalarından korunmak için güneş ışınlarının dik geldiği 11.00 ile 15.00 saatleri arasında açık havaya mümkün olduğunca çıkılmaması gerektiğini söyleyen uzmanlar, anne ve babalara şu uyarılarda bulundular: “Bol sıvı tüketilmesi, en az 30 koruma faktörlü koruyucu güneş kremi kullanılması büyük önem taşır. Sarışın, renkli gözlü ve beyaz tenli çocuklar güneş ışınlarından çok daha fazla etkilendikleri için ailelerin daha dikkatli olması gerekir. İçme suları ve yiyeceklerin mide ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olmamaları için; içme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz su kaynaklarından elde edilmiş olmasına özen gösterilmesi gerekir. Mümkün olduğunca dışarıda bekleyen yiyeceklerden satın almamalı, ambalajlı ürünler tercih edilmelidir. Açıkta satılan dondurma özellikle çocuklar için büyük tehlike içerir. Tam pansiyon otellerde açık büfelerde sunulan yiyeceklere de dikkat etmek gerekir. Uzun süre açıkta kalan özellikle sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyeceklerde sıcağın etkisiyle çoğalan bakterilerin neden olduğu gıda zehirlenmesi kendisini kusma, karın ağrısı ve ardından ishalle gösterir. Bu şikayetlerle başvuran ikiden fazla kişinin olması halinde gıda zehirlenmesi düşünülerek yenilen yiyeceklerin sorgulanması ve aynı yiyecekten yiyen kişilerin şikayetlerinin ortaya çıkması beklenmeden gözlem altına alınması gerekir. Tedavisi, kusma ve ishal ile kaybedilen su, tuz, karbonat, potasyum gibi maddelerin damardan serum şeklinde yerine konulması şeklindedir. Kusma ve ishal vücudun savunma mekanizmalarındandır. Bu sayede gıda zehirlenmesine neden olan toksinler ve bakteriler vücuda daha fazla zarar vermeden dışarı atılmak istenir. Bu yüzden ishal ve kusma giderici ilaçların kullanılmasından kaçınmak gerekir.”
Uzmanlar ayrıca, çocukların belirli aralıklarla ılık su ile yıkanmasının da faydalı olabileceğini söylediler.

Çok basit formüllerle daha güzel görünmek mümkün. Örneğin diş macunu yardımıyla sivilcenizi küçültebilir, sirke sayesinde de parlak saçlara kavuşabilirsiniz..
![]()
Akan makyajınızı düzeltin
Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa, bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin.
Tırnağınızı yapıştırın
Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla japon yapıştırıcısını kırıldığı yere damlatın. Üzerine en sevdiğiniz ojeden yoğun bir tabaka sürün. Kırık çizgiyi kamufle etmek için kırmızı, bordo veya mercan gibi mat renkleri tercih edin.
Kırmızı ruju dağıtmayın
Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmak, rujun ağız çevresine dağılıp, kötü görünmesine sebep olur. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kağıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olacaktır.
Kaşlara göz kremi…
Yoğun bir göz kremini kaşlarınıza uygulayarak onları da nemlendirmeniz mümkün. Ayrıca kepeğe benzeyen o beyaz zerreciklerden de kurtulmuş olursunuz.
Çözüm kabartma tozunda
Uyguladığınız bir otobronzan sonrasında cildinizde çizgiler meydana geldiyse, banyo lifinin üzerine koyacağınız bir miktar kabartma tozu ile cildinizi ovarak bu çizgilerden kurtulabilirsiniz.
Fırçanıza saç spreyi sıkın
Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını koruyacak.
Dişlere ağız gargarası
Eve geç geldiğiniz gecelerde kendinizi dişlerinizi temizleyemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız, ağzınızı bir gargara ile çalkalayın. Ardından kuru diş fırçanızla diş etlerinizin dişlerinizle buluştuğu noktaları hafifçe fırçalayın.
Bebek yağıyla nemlenin
Parlak ama çok yağlı görünmeyen bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebek yağı ekleyin.
Bitki yağından yararlanın
Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytan tırnağına dönüşmemesi için, bu bölgelere bir miktar kayısı yağı damlatın.
Uçuğa çözüm kremde
Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğinizde, üzerine bir miktar nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önleyebilirsiniz.
Göz kalemi donsun
Göz kaleminizin ucu uygulama sırasında dağılıyorsa, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sert olduğunu ve cildinizde rahatça hareket ettiğini göreceksiniz.
Sivilceye macun
Sadece bir bezelye büyüklüğünde uygulayın. Diş macunu sivilcenin yağını emerek daha fazla büyümesini engeller. 15 dakika sonra yüzünüzü yıkayın.
Kaşlarınızı fırçayla tarayın
Kullanılmamış nemli bir diş veya kaş fırçasının üzerine saç spreyi sıkarak kaşlarınızı rahatça düzleştirip şekle sokabilirsiniz.
Koltuk altınıza peeling
Eğer koltuk altlarınız kuruyor ve pul pul dökülüyorsa narin bir vücut peeling’i ile bu bölgeyi yumuşatabilirsiniz.
Pişik kremi iyi gelir
Çatlak dirsek ve ayak topuklarınızı yumuşatmak için bu bölgelere yoğun bir tabaka halinde pişik kremi uygulayın.
Kirpiklerinizi yumuşatın
Gözlerinize makyaj yapmadan ilgi çekmek için, kirpiklerinizin ucuna birkaç damla vazelin uygulayıp, tarayın. Böylece seksi ve parlak bakışlara sahip olacaksınız.
Sirkeyle parlak saçlar
Bir ölçek sirkeyi dört ölçek sodayla karıştırın ve saçınızı bu karışımla ıslatıp, 15 dakika bekleyin. Böylece istediğiniz parlaklığa kavuşabilirsiniz.
Saç kremiyle tıraş
Tıraş köpüğünüz bittiyse onun yerine saç kremi kullanabilirsiniz. Bu krem, tüylerinizi yumuşatır.
(Günaydın-Sağlık).

Eğer bu belirtiler sizde de varsa çok dikkatli olmalısınız…
Çocuğunuzun derisinde döküntü, yüksek ateşi veya faranjiti mi var? Ya da daha kötüsü karaciğerinde büyüme?…
Bu belirtilerle karşılaşıyorsanız, çocuğunuz insandan insana yakın temasla geçen ve bu yüzden de halk arasında Öpücük Hastalığı olarak da bilinen hastalığa yakalanmış olabilir!
VKV Amerikan Hastanesi’nden Dr. Ayla Kamburoğlu Göksel’in verdiği bilgilere göre, halk arasında Öpücük Hastalığı olarak da bilinen Enfeksiyoz mononükleozun tipik özellikleri ateş, farenjit, kan tablosunda değişiklikler, lenf bezlerinde, karaciğer ve dalakta büyümedir. Bazen döküntü de klinik tabloya eşlik edebilir. Özellikle ampisilin türü antibiyotik tedavisi alan hasta çocuklarda bu döküntünün görülme sıklığı daha fazladır. Hastalığın çok nadir görülen komplikasyonları arasında merkezi sinir sistemi enfeksiyonları (aseptik menenjit, ensefalit), kan tablosunda ciddi değişiklikler ve kalp kasının etkilenmesi (miyokardit) sayılabilir. Hastalık farklı şiddette ortaya çıkabilir. Hiç fark edilmeyecek kadar hafif olabileceği gibi, çok ağır da seyredebilir. Hastalık, yenidoğan ve süt çocuklarında genellikle fark edilemeyecek kadar hafif geçer.
Yakın Temasla Buluşuyor
Epstein-Barr virüsünün tek kaynağı insandır. Enfeksiyoz mononükleozun bulaşması çocuklar arasında veya çocuk ile erişkin arasında yakın temas olması ile gerçekleşir. Bu nedenle klinik tablo Öpücük Hastalığı olarak da isimlendirilir. Bu virüs nadiren kan ürünlerinin verilmesi yoluyla da bulaşabilir. Enfeksiyoz mononükleoz okul çağı çocukları arasında sıklıkla rastlanabilir. Yılın her mevsiminde aynı oranda görülebilir. Hastalığın kuluçka dönemi 30 – 50 gün arasında değişir.
Hastalığın tanısı Epstein – Barr virüsüne özgü bazı kan tetkikleri ile olur. Enfeksiyöz mononüleozun spesifik bir tedavisi yoktur. Hastalıktan şüphelenildiğinde çocuklara ampisilin veya amoksisilin türünde antibiyotikler verilmekten özellikle kaçınılmalıdır. Böyle bir durumda çocukların büyük bir kısmında alerjik olmayan kırmızı
Kortizon Tedavisi Gerekebiliyor
Enfeksiyöz mononükleozun çok ağır ve komplikasyonlu seyrettiği hallerde kortizon tedavisinden yarar görülebilir. Hastalık bulguları tamamen ortadan kalkana kadar ve büyümüş dalak küçülene kadar çocukların özellikle yakın temastan ve yakın temas gerektiren
Haber3.

Safran, kadınların adet öncesi semptomlarını hafifletiyor…
Dünyanın en pahalı baharatı olan safranın, kadınların adet öncesi semptomlarını hafifletebileceği ve depresyon tedavisine yardımcı olduğu belirtildi.
İran ve Akdeniz mutfağının vazgeçilmez baharatlarından olan safranın,
Uzmanlar tarafından 20 ila 45 yaş arasındaki iki
Araştırmacılar,
Bugün

Kemiklerin çok kolay kırılabilmesine sebep olan osteoporozun (kemik erimesi) tedavisinde kullanılan bir ilaç, menopoz öncesi meme kanserine yakalanan kadınlarda bunun tekrarlanması riskini yüzde 35 azaltıyor.
Kemik metobolizmasındaki bir bozukluk sonucunda kemikteki protein örgüsünün seyrelmesiyle iskelette ortaya çıkan ve kemiklerin çok
İlacın İsviçreli üreticisi Novartis firması tarafından ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen 44. Amerikan Onkoloji Konferansı’nda sunulan klinik araştırmanın sonucuna göre, kemik metastazı ve osteoporoz tedavisinde kullanılan ve yeni bir tür bisfosfat olan Zometa (zoledronik asit) kanseri tedavi edici özellikler taşıyor.
Araştırmanın başında yer
1800′den fazla kadın üzerinde yapılan bu klinik araştırmanın ardından yapılmakta olan ikinci araştırmayla Zometa marka ilacın bu özelliğinin teyit edilmesiyle, doktorların, özellikle böbrek kanseri gibi kemiklerde yüksek metastaz riski bulunan diğer kanser türleri için de test edilebileceğini düşünüyorlar. AA
Havaların ısınmasıyla birlikte gündeme gelen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kene ısırmalarında, en önemli şey; zaman ve müdahale… İşte detaylar:
Havaların ısınmasıyla birlikte yeniden gündeme gelen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan kene ısırmalarında, ısırığa zamanında müdahalenin kişilerin enfekte olmamaları açısından hayati önem taşıdığı bildirildi.
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kenelerin tüm dünyada tropik ve subtropik kuşakta gerek kan emerek, gerekse birçok hastalık etkeninin taşıyıcısı olarak hayvan ve insanları tehdit eden önemli parazitlerden olduğunu söyledi.
Direkt etkileriyle kene felci, terleme hastalığı, anemi ve toksemiye neden olan kenelerin Türkiye’de mekanik ve biyolojik taşıyıcı olarak brucella, veba, salmonella, listeriosis, mavi dil, lyme, KKKA gibi hastalıkların etkenlerini de bulaştırdıklarını anlatan Aydın, ”Keneler aynı zamanda naklettikleri etkenlerin bazılarını kendi nesillerine aktararak enfeksiyonların nesiller boyu devam etmesine ve ciddi boyutlara ulaşmasına neden olmaktadırlar” dedi.
Aydın, günümüzde dünyada 3 aileye bağlı 20 soyda 860 kene türünün saptandığını, Türkiye’de ise 2 aileye bağlı 10 soyda yaklaşık 32 kene türü tespit edildiğini dile getirdi. Yumurtlamayı takip eden her dönemde kan emmek zorunda olan kenelerin, türlere göre farklı olmakla birlikte, 800-900 ile 15 bin arasında yumurtlayabildiklerini anlatan Aydın, son yıllarda Türkiye’de çok sayıda insanın ölümüne yol açan KKKA hastalığının görülmesinin keneleri daha güncel hale getirdiğine dikkati çekti. Aydın, ‘’son 10 yılda önce lyme hastalığının ülkemizde görülmesi, sonra KKKA olgularının ortaya çıkması ve ölüm olaylarının tespit edilmesi, ülkemizin, bulunduğu coğrafi kuşakta ciddi bir tehdit altında olduğunu göstermektedir” dedi.
-KKKA’YI 7 KENE TÜRÜ TAŞIYOR-
Prof. Dr. Aydın, son 6 yıl içinde Türkiye’de görülen ve her yıl belli mevsimde tekrarlayan KKKA’nın, kenelerle taşınan ”Bunyaviridae-Nairovirus” kaynaklı bir hastalık olduğuna işaret ederek, bu hastalığa neden olan virüsün 30′a yakın kene türünde tespit edilmesine karşın, 7 kene türünün aktif taşıyıcı olduğunu belirtti.
Kenelerin bir vücut bölgesini ısırmadan önce bölgeye lokal aneztezik benzeri bir madde salgıladıklarını, bu nedenle can yakmayan ısırığın, vücutta kene görülememesi halinde ilk 24-48 saatte fark edilmediğine işaret eden Aydın, şunları kaydetti:
”Kene ısırığının süresi hastalığın bulaştırılması açısından önemlidir. Keneler ilk 12-16 saat içinde taşıdıkları hastalık etkenlerini hemen bulaştıramazlar. Bu nedenle kene ısırığını gören kişiler hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurup keneyi vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalılık, su kenarları ve gür otların bulunduğu alanlara giren insanlar pantolon paçaları çorap içinde olacak şekilde ve uzun kollu giymeli. Bu bölgelere giren insanlar daha sonra başta koltukaltı ve kasık bölgeleri olmak üzere tüm vücutlarını kontrol etmeli. Vücutta keneye rastlanırsa hemen sağlık kuruluşuna başvurmalı, kene ezilmemeli, yapay ısı uygulanmamalı, keneyi uzaklaştırmak için herhangi bir kimyasal madde uygulanmamalıdır. Keneler hekim kontrolünde çıkarılmalı. Çıkarılan kene tür teşhislerinin yapılmasında, hastalığın hızlı tanısında ve diğer hastalıklardan ayırıcı tanıda son derece önemlidir. Bu nedenle konunun uzmanlarına başvurulmalıdır.”
-KIRSAL ALANLARDA RİSK DAHA FAZLA-
Levent Aydın, kene ısırması açısından kırsal kesimlerin daha riskli olduğunu, bu nedenle meralar ve piknik alanlarının kontrol edilerek ilaçlanması, bu alanlardaki uzun otların biçilmesinin son derece önelli olduğunu vurguladı.
Ahır ağıl ve hayvan barınaklarının sıvalı olmasının, kenelerin barınabileceği çatlakların kapatılmasının önemine değinen Aydın, bazı örümcek, karınca ve kuş türlerinin kene ve yumurtalarını yok ettiklerini, bu nedenle özellikle ahır ve kapalı alanlarda bulunan bu canlılara ait yuvaların bozulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
AA
Yaz tatili yaklaşırken, birçok aile çocuklarını sünnet ettirme planları kuruyor. Op. Dr. Emir İmani, sünnet işleminin anestezi ile yapılması gerektiğini söylüyor: Lazer yöntemi ileride cinsel sorunlara yol açıyor!..
Didem SEYMEN‘in haberi
Okulların kapanmasına sayılı günler kala, birçok aileyi, çocuklarını sünnet ettirme telaşı sarmış durumda. Alman Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emir İmani, sünnet işlemi ile ilgili sorularımızı yanıtladı:
* Sünnetin yararları neler?
Sünnet, idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltır. Sünnet olmamış çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu riski, 10 kat fazladır. Sünnet olmamış erkeklerde cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve penis kanserine daha sık rastlanır. Sünnetsiz erkeklerle evli kadınlarda, rahim ağzı kanseri daha sık görülür. Sünnet; erkeklerin AIDS’e yakalanma riskini de 6 kat azaltır.
UZMANLARCA YAPILMALI
* Genel anestezi tehlikeli mi ?
Pek çok aile genel anestezi ile yapılan sünnete sıcak bakmaz. Oysa güvenilir bir sağlık kurumunda yapılan sünnet işlemi sırasında, çocuğa yüzeysel bir anestezi verilir ve ilaçlarla ağrı duyması engellenir. Böylece çocuğun psikolojik ve cerrahi olarak rahatlaması sağlanır. Normal şartlar altında sünnet işlemi, 15-20 dakika sürer.
* Sünneti kim yapmalı?
Sünneti; sağlık teknisyenlerinin yanı sıra pratisyen doktorlar da yapabilir. Mümkünse ilk tercihiniz; bir çocuk üroloğundan veya çocuk cerrahisi uzmanından yana olsun. Bu uzmanların bulunmadığı yerlerde ise, bir genel cerrah ya da üroloğa başvurmak gerekir.
BAKANLIK YASAKLADI
* Lazerle sünnet yöntemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Lazerle sünnet yöntemi, kanama olmadığı ve çocuk fazla korkmadığı için çok popüler. Ancak bu; uygulanmaması gereken bir yöntem. Lazer diye sunulan alet, bir çeşit elektrikli havya. Bu yöntem ile sünnet derisi yakılarak alınıyor ve diğer dokular da yanıyor. Bütün dokuları harap ediyor, sinir uçlarına zarar veriyor. İleride çocuğun cinsel hayatını etkiliyor. Erken boşalma ve ereksiyon problemleri meydana gelebiliyor. Lazerle sünnet; Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklanmış durumda.
TRAVMA YARATABİLİR
Sünnet, basit gibi görünse de, çocuğunuzun psikolojisini ve cinsel hayatını etkileyen önemli bir cerrahi işlemdir. Sünnetin hijyenik ortamda ve uzman kişilerce yapılması gerekir. Anestezi altında yapılması uygundur. Lazerle ya da lokal anestezi ile yapılan sünnetler, çocuğun çok derin psikolojik travmalar yaşamasına neden olabilir. Bu da, ileride çocuğun sosyal ve psikolojik yaşantısını ve de evlilik hayatını olumsuz etkiler. Yaşanan bu travmadan dolayı çocuklarda kişilik problemleri, hırçınlık, idrar kaçırma ve ileri yaşlarda erken boşalma gibi rahatsızlıklarla karşılaşılabilir.
100 İŞLEMDEN 40′I HATALI
Tıbbi açıdan doğru yapılmayan sünnet, birçok sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden olur. Uzmanlarca yapılmayan her 100 sünnetin en az 30-40′ında hatalı uygulamalara rastlanır. Bu hataların bir kısmında geriye dönüşü olmayan durumlar ortaya çıkabiliyor. Eski usullerle (lokal anestezi) yapılan sünnette oluşabilecek risklerden en önemlisi kanama sorunu. Bu soruna hemen müdahale edilmezse, ölüme bile neden olabiliyor. Diğer bir risk ise; enfeksiyon. Steril şartlarda yapılmayan sünnette bulaşıcı hastalık kapma riski artar. Özellikle toplu yapılan sünnetlerde bu risk çok daha yüksek
Sabah

Yaş ilerledikçe daha çok unutkan olduğumuz bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek, daha önce bilinen isimleri ve kelimeleri hatırlamak veya kişisel eşyalarımızı bulmak daha uzun zaman alabilir.
Bunlar genellikle ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önünü almak mümkündür. Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr.
- Yeni beceriler öğrenin
- Toplumunuzda, sosyal topluluklarda ve okullarda gönüllü olarak çalışın
- Mümkün olduğu kadar vaktinizi arkadaşlarınızla ve ailelerinizle geçirin
- Ajanda kullanmak,
liste yapmak ve not tutmak gibi belleğe yardımcı usuller kullanın - Cüzdanınızı, anahtarlarınızı ve gözlüklerinizi her
gün hep aynı yere koyun - Dinlenmenize dikkat edin
- Eksersiz yapın, iyi ve sağlıklı beslenin
- Alkol almayın
- Kendinizi depresyonda hissederseniz yardım arayın
- Daha önce çok iyi bildiği bir yerde kaybolma
- Tekrar tekrar aynı soruyu sorma
- Yön işaretlerine uyamama
- Zaman, yer ve kişiler hakkında net olamama
- Kendi bakımını yapamama (kötü beslenme, banyo yapamama gibi.)
Ciddi bellek problemlerinin nedenleri nelerdir?
Tıbbi nedenler: Bazı tıbbi nedenler, ciddi bellek sorunlarına yol açabilirler. Bu problemler, tedaviye başlamadan önce giderilmeye çalışılmalıdır.
Haber7.