
Başbakan Erdoğan elekrik ve doğalgaza yapılacak zam konusuna açıklık getirdi. “Artık son reddeye geldik” diyen Erdoğan, hükümetin enerjideki zam planlarını açıkladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum örgütlerini var edenin demokratik ortam ve demokrasi olduğunu belirterek, ”Ama bakıyorsunuz bazıları çıkıyor, kendilerini var eden demokrasiye yönelik bir tehdit olduğunda, demokrasiyi zayıflatan bir girişim olduğunda, ne hikmettir bilmiyorum, o olumsuzluğun yanında yer alıyor” dedi.
Erdoğan, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Toplantı Salonu’nda yapılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 63. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, değişimin, cesaret, kararlılık ve tutarlılık istediğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:
”Doğruyu her zaman ve her zeminde şaşmadan, eğilmeden bükülmeden, cesaretle kararlılıkla ifade etmek zorundayız. İşimize gelsin ya da gelmesin ak aktır, kara karadır. Türkiye’de siyasetinde, bürokrasinin de sivil inisiyatifinde artık bu cesareti de kararlılığı da göstermesini bekliyoruz. 2002 öncesinde aka kara, karaya ak diyen siyasi geleneği, 3 Kasım seçimlerde milletimiz elinin tersi ile itmiştir. Bu siyasi anlayışın, Türkiye’de yeniden varlık sebebi bulmaması içinde bu kesimin siyasetin, bürokrasinin, sivil toplum örgütlerinin kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyorum.
Şimdi özellikle şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum, sivil toplum örgütlerini var eden demokratik ortamdır, demokrasidir. Ama bakıyorsunuz bazıları çıkıyor, kendilerini var eden demokrasiye yönelik bir tehdit olduğunda, demokrasiyi zayıflatan bir girişim olduğunda ne hikmettir bilmiyorum, o olumsuzluğun yanında yer alıyor. Tam karşısında yer alması gerekirken, demokrasiyi muhafaza için göğsünü siper etmesi gerekenler eğiliyor, bükülüyor, demokrasiyi zaafa uğratacak bir gayret ve çaba içine giriyor.
Demokrasi zayıflarsa, millet iradesine gölge düşerse ki millet iradesinin hukuki bir tanımı olmadığını, buradan hareket ile ‘ne demokratik millet iradesi, ne demokratik milli irade’ diyerek, milletle, milletin iradesi ile ters düşüyor. Bir defa milli iradenin egemen olmadığı bir noktada ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyemezsiniz ve demokratik kurallar ve kurumlar tartışma konusu haline getirilse, bundan en çok zarar görecek olan sivil toplumdur, sivil örgütün temsil edeceği kitledir. Bunu görmüyor, bunu düşünmüyor ve bunun muhasebesini bu çevreler yapmıyor. Bakın şunu bütün kalbimle söylüyorum, haksızlık karşısında susan, o haksızlığa ortak olmuştur.”
-”İSTİKRAR ZEDELENİRSE, EĞER GÜVEN ZEDELENİRSE…”-
Başbakan Erdoğan, 2007 yılında turizm gelirlerinin 18 milyar dolar 487 milyon dolara, aynı dönemde Türkiye’nin çektiği uluslararası yatırım miktarının da 22 milyar dolara ulaştığını anımsatarak, şöyle devam etti:
”(Efendim işte bu yıl niye az) Niye az olduğunun sorusunu ben siz değerli kardeşlerime yöneltiyorum. Sizlerde düşünün, inanıyorum ki sizlerde aynı cevabı bulacaksınız. Çünkü reel yatırım için bir ülkeye girecek olan sermaye orada istikrar arar, güven arar. Orada istikrar zedelenirse, eğer güven zedelenirse hemen askıya alınır. Şu anda bunu yaşıyoruz ve ikna etmeye çalışıyoruz. Ama buna rağmen inşallah yıl sonuna kadar ülkemize küresel sermaye birçok boyutları ile farklı sektörlerde girecek. 2008 yılı Mart ayı itibarıyla yıllık uluslarası doğrudan yatırım miktarı 17 milyar dolar, 2007 yılı sonu itibari ile ihracatımız hamdolsun çok çok iyi seviyeye geldi. Bugün itibari ile 120 milyar doları aşmış durumdayız. Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmak zorundayız. Bizim önemli hedeflerimizden bir tanesi budur. Bunun için öncelikle enerji piyasası noktasında reformlarımızı uygulamaya koyduk.”
Türkiye’nin 2007 yılında cari açığının 38 milyar dolar olduğunu, bunun 34 milyar dolarının ise enerji ithalatından kaynaklandığını ifade eden Erdoğan, ”Bugün itibarı ile cari açık 40.4 milyar dolar. Bunda da enerjinin payı ne biliyor musunuz; 38 milyar dolar. Kaynakları çeşitlendiriyoruz. Ülke kaynaklarının kullanımı için etkin projelere yürütüyoruz ve sektörün etkin bir yapıya kavuşmasını sağlıyoruz” dedi.
-”MALİ DİSİPLİNDEN ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ”-
Mali disiplinden asla taviz vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
”2004 yılında yerel seçimleri yaşadık, 2007 yılında biri genel seçim, bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve bir de referandum yaşadık. Hiçbirinde mali disiplinden taviz vermedik. Popülist yaklaşımlara asla girmedik. Dikkat ediniz Türkiye’de daha önce görülmemiş bir durum bu. Şimdi 2009 yılındaki yerel seçimlerde de kimse bizden popülizm beklemesin. Eğer biz popülizmden yana olsaydık, ben şimdi yine sanayici ve iş adamları çevresine sesleniyorum: Eğer biz popülizmden yana olsaydık, bin 100 belediyeyi nüfuslarından dolayı Türkiye’ye getirdikleri yüklerden dolayı kapatır mıydık? Ana muhalefeti, muhalefeti karşımıza dikildi. ‘Niye kapatıyorsunuz? Nasıl kapatırsınız’ dediler. Ama biz yarıdan fazlası AK Partili belediyeler olduğu halde bunları kapattık. Niçin? Çünkü bunun akıl ve bilimle, hizmetle, ekonomi ile yakından, uzaktan hiç bir ilgisi yoktu da onun için kapattık. Kaldı ki ben belediyeciyim aynı zamanda. Bunları yaşadım. Öyle birilerini affedersiniz yanınıza çekeceğiz diye birilerine lütufta bulunacağız diye. Geçmişte olduğu gibi belediye kurulmaz. Şehirleri güzelleştireceğiz, insanlara daha iyi hizmet vereceğiz diye belediye kurulur. Biz bu anlayışla bine akşın belediyeyi kapattık.”
-”DOĞALGAZA ZAM YAPMAK DURUMUNDAYIZ”-
”Mazotta fiyatların arttığı şeklinde ifadeler bulunduğunu” anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Göreve ilk geldiğimde söylediğim şey şudur. Dışa bağımlı olduğumuz konularda biz bu işi bir defa tamamen kendi piyasasına bırakıyoruz. Artık bu ülkede petrolün, akaryakıtın fiyatını biz belirlemiyoruz. Onu kendi piyasası belirliyor. Akşam bir televizyon, ‘Hükümet mazota yine zam yaptı’ diyor. Ayıptır, bu zammı kendi borsası oluşturuyor. Fiyatı düşürecek ise orası düşürüyor. Yani bunun faturasını hükümete kesmek sadece böyle bir grubun hükümete karşı olan tavrından başka bir şey değildir. Aynı şeyi farklı alanlarda, mesela elektrik fiyatlarını konuşuyorlar. ‘Hükümet elektriğe zam yapmaya hazırlanıyor’ Evet yapacağız doğru. 1 Hazirandan itibaren doğalgaza zam yapmak durumundayız ve bugüne kadar mümkün olduğunca engellemek durumunda kaldık. Ama artık geldi buraya dayandı, mecburuz. ‘Cari açık, cari açık’ diye seslenenler lütfen bu cari açığın ortadan kaldırılması için aldığımız tedbirlere de biraz kulak kabartsınlar. Doğalgazın fiyatını Türkiye belirlemiyor. Doğalgazın üreticileri onlar belirliyor. Lütfen bunu da görmemezlikten gelmeyin.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tüketici Güven Endeksi’nin 2007 yılının Ağustos ayında yüzde 92.2 seviyesinde olduğunu, bu yılın Nisan ayında ise yüzde 76.2 olarak gerçekleştiğini, Reel Kesim Güven Endeksi’nin de 2007 Ağustos ayında yüzde 114, bugün ise yüzde 101 olarak gerçekleştiğini belirterek, ”Bugün niye böyle olduğunu bilmeyen var mı?Demokrasiyi, milli egemenliği tartışma konusu yapanlar, Avrupa Birliği’nin tartışma konusu olduğu böyle bir zeminde, millet iradesini, hukuk, siyaset özgürlüğünü tartışma konusu yapanlar, bunun cevabını vermek zorundadır” dedi.
Erdoğan, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Toplantı Salonu’nda yapılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 63. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, TOBB’un kurulduğu günden bu yana, Türkiye’de kalkınmanın, ilerlemenin, yatırımın, üretimin, demokratikleşmenin en önemli aktörü haline geldiğini ve bu alanlarda üstlendiği sorumluluğu bugüne kadar hakkıyla yerine getirdiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, TOBB’u, Türkiye’nin temsil kabiliyeti en yüksek, en çağdaş, en dinamik ve demokratik sivil toplum örgütlerinden biri olarak gördüğünü kaydetti.
Hükümet olarak sivil toplum örgütlerinin görüşlerini son derece önemsediklerini ifade eden Erdoğan, bu görüşlerin politikalarının belirlenmesinde birer rehber olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
”Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde verdiğimiz çabalar esasen sivil toplum örgütlerinin güçlenmesi sürece daha çok müdahil olması, Türkiye’nin sorunlarına hedeflerine daha çok katılmaları içindir. Türkiye’nin bugün her alanda ekonomide, siyasette, dış politikada elde ettiği başarı ivmesi demokratikleşme çabalarıyla paralel at başı yürütülmüştür. Demokratikleşme de yeni yeni açılımlar sağlandıkça ekonomideki iyileşme artmıştır. Ekonomideki iyileşme arttıkça demokratikleşme çabaları ivme kazanmıştır. Eğer bu süreçte odalarımızın, sendikalarımızın, vakıflarımızın derneklerimizin önerilerini eleştirilerini almasaydık. Bugün elde ettiğimiz başarıları topluma mal edemezdik.”
2002 yılı sonundan itibaren Türkiye’deki şirketlerin karlılığının sürekli arttığını anımsatan Başbakan Erdoğan, İstanbul Ticaret Odası’nın verilerine göre, İstanbul’da şirketlerin 2007 yılında, 2006 yılına göre ortalama yüzde 31 oranında bir karlılık sağladığını söyledi.
-”PEKİ, BU NASIL SAĞLANMIŞTIR?”-
Erdoğan, ”Peki, bu nasıl sağlanmıştır?’ diye sorarak, şöyle devam etti:
”Bu demokrasiye yapılan açılımlarla sağlanmıştır, bu insan hak ve özgürlüklerine yaptığımız yatırımlarla sağlanmıştır, bu hükümetin kararlı tutumuyla sağlanmıştır, bu ekonomi politikalarının, mali politikaların, para politikalarının, kararlılıkla, disiplinle uygulanması sonucunda sağlanmıştır. Bu istikrarla, güven ortamıyla sağlanmıştır. Biz bu noktadaki kararlılığımızı da ilk günkü gibi bugünde muhafaza ediyoruz, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın, bu noktada en ufak bir soru işaretini bile kabul etmiyorum. Hükümet, güven ortamı, açılım demokratikleşme noktasında ilk günkü tutumunu, bugünde sürdürüyor ve sürdürecek.”
-”HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ OLMAZSA OLMAZ KURALDIR”-
”Bunlar apaçık ortadayken, birilerinin kalkıp her fırsatta hükümeti eleştirmesini açıkçası samimi bulmuyorum” diyen Erdoğan, şunları söyledi:
”Şunu ortaya koymaktan hiçte, çekinmiyor, gocunmuyorum Tüketici Güven Endeksi 2007 yılının Ağustos ayında yüzde 92.2 seviyesine ulaşmış. Bu yılın Nisan ayında yüzde 76.2, Reel Kesim Güven Endeksi’ne bakıyoruz, 2007 Ağustos ayında yüzde 114, bugün yüzde 101. Bugün niye böyle olduğunu bilmeyen var mı? Demokrasiyi, milli egemenliği tartışma konusu yapanlar, Avrupa Birliği’nin tartışma konusu olduğu böyle bir zeminde millet iradesini, hukuk, siyaset özgürlüğünü tartışma konusu yapanlar bunun cevabını vermek zorundadır. Hukukun üstünlüğü bizler için olmazsa olmaz bir kuraldır.
Biz küresel sermaye girişi daha da artsın diye uğraşıyoruz. Ancak uluslararası sermaye de Türkiye’yi yakından izliyor, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor kafasındaki soru işaretlerine cevap bulmaya çalışıyor. Onları ikna etmek yerine bakıyorsunuz, bize saldırmaya başlıyorlar, ve bu ikna için de bizler çok daha fazla enerji harcıyoruz.”
-”MİLLETİN MORALİNİ BOZMAYA HİÇ KİMSENİN HAKKI YOK ”-
Başbakan Erdoğan, ”Açık bir toplum mu olacağız? Yoksa kapalı toplum olmak üzere, tekrar o demir perde ülkelerinin yaşadığı döneme geri mi döneceğiz? Türkiye, hiçbir zaman bunu hak etmiyor, böyle bir şeye asla fırsat vermememiz lazım, vermeyiz. Bu yüzden gücünü varlığını, varlık sebebini demokrasiden alanlarda bu olup biteni doğru okuyup ona göre doğru tavrı takınmak zorundadır. Çünkü ülkemiz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu niteliğini asla taviz vererek, bir kenara iterek muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamayız” diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Türkiye’de işler iyi giderse bundan kazanan benim partim, hükümetim değil, Türkiye olur. Türkiye’de göstergeler iyiye gittiğinde kazanan işçi, memur, yetim, emekli dul, yetim fakir fukara, sanayi ihracatçı olur, işsiz olur, esnaf, çiftçi olur. Türkiye’de işler iyiye gitmezse AK Parti ya da AK Parti hükümetinin kaybetmesi mesele değil, asıl kaybeden tüm bu kesimler olur. Bunu artık anlamak görmek gerekiyor.”
Milletin moralini bozmaya, geleceğini karartmaya hiç kimsenin hakkı olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Bu ülkenin atılımını engellemeye, heyecanına, dinamizmine, değişimine, ilerleme iradesine gölge düşürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur” dedi.
Lübnan’daki sürece katkıda bulunduklarını, Suriye -İsrail arasında sürekli mekik dokuduklarını anlatan Erdoğan, dünya kamuoyunun ve basının sürekli bu çabalardan bahsettiğini, fakat Türkiyedeki medyada bunlarla ilgili doğru dürüst bir haberin yer almadığını söyledi.
GAP eylem planına ilişkin yapacakları çalışmalara da değinen Erdoğan, ”Hemen buna da bir kılıf giydiriyorlar, ‘Efendim, bu sadece Diyarbakır’daki yaklaşan seçimlerde hükümetin siyasi tavrıdır’ Bu yaklaşım tarzı çok ayıptır gayri ciddi bir yaklaşım tarzıdır. GAP projesi sadece Diyarbakır’ı kapsamıyor, Doğu Anadolu Projesi sadece Erzurum’u kapsamıyor, Konya Ovası Projesi sadece Konya’yı kapsamıyor. Ama Türkiye’yi tanımayanların yaklaşım tarzı ancak budur. Bunun meydana getireceği sinerjiden uzak olanlar ancak bu cahilane yaklaşımı yaparlar” diye konuştu.
Suriye sınırının 780 kilometrelik bölümünü mayınlardan arındırıp organik tarıma açacaklarını anımsatan Erdoğan, böylece gerek ülke içinde gerekse ihracatta ciddi bir patlamanın başlayacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan, göreve geldiklerinde petrolün varilinin 22 dolar olduğunu şu anda ise 138 dolara çıktığını, ama buna rağmen petrol ile ilgili bir sıkıntının yaşatılmadığını, akaryakıt kuyruklarının oluşmadığını belirterek, şunları kaydetti:
”Ama bunu görmemezlikten gelenler var. Petrolün bu ülkedeki etki alanını yok farz etmek isteyenler. Aradaki bu dev farkın doğurduğu bir olumsuzuluk var. Bunun ekonomiye, vatandaşımıza olan tesiri. İkide bir ‘mazot mazot’ diyorlar. Tamam da arkadaşlar kusura bakmayın bu aradaki farkı millet olarak hep beraber mi ödeyeceğiz? Yoksa Hazineden mi karşılanacak? Bizim petrol kuyularımız yok, biz milleten topladığımızla bunu karşılıyoruz.”
Başbakan Erdoğan, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini belirterek, küresel ve ulusal dalgalanmalar ile kuraklığa rağmen enflasyonu tek hanede tutuklarını ve düşürme kararlılığına sahip olduklarını anlattı.
Erdoğan, ”Bütün olumsuz kampanyalara rağmen cari açığın finansmanında biz bir sıkıntı görmüyoruz, izlemeye devam ediyoruz, yere sağlam basıyoruz ve bunları da aşarız” dedi.
-BELEDİYECİLİK VE DENİZ KİRLİLİĞİ-
Mimarı, arkeoloğu, çevre mühendisi, harita mühendisi olmayan belediyenin olmayacağını ifade eden Erdoğan, ancak böyle belediyelerin hala olduğunu söyledi.
”Bu işi yapacaksan doğru yapacaksın” diyen Erdoğan, Antalya’yı örnek göstererek, şunları söyledi:
”Antalya’nın sahillerinde şöyle helikopterle dolaştığınız zaman o güzelim denizlerin kirlendiğini görürüz. Neden? Çünkü, hiçbir otelin doğru dürüst arıtma tesisi çalışmıyordu. Ama şimdi bunların hepsi kolektörlere alındı ve arıtılıyor. Bu el değmemiş olsa aynen bu devam edecekti. Hep övünürüz, ‘Üç tarafı denizlerle kaplı olan Türkiye’ Tamam da kardeşim hakkını ver. Bunları yaşadık, ama biz bunları yaşamak, milletimize yaşatmak istemiyoruz, ondan sonra bu vatandaş yüzecek yer bulamıyor, bu anlayışla bulamaz. Ondan sonra koli basili her tarafı işgal ediyor, işte bunlar ortadan kalktı.”
Başbakan Erdoğan, mali idareler reformunun bugün gündeme getirmediklerini İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde gündemlerinde olan bir konu olduğunu dile getirerek ”Hamdolsun bunu halletik. Bugün bunu popülizm olarak değerlendirmek haksızlıktır insafsızlıktır” dedi.
HABER 7