Kategori 'Aşk ve Sevgi' Category

Aşk, Biten İlişkiler Ve Sevgi
İnternette “birazcık uzun ama güzel bir yazı” diye ekleme yapılarak gönderilen bir yazıyı, başlığının “Aşk Asla Yetmez” oluşu nedeniyle ilgiyle okudum. Yazar Metin Karabaşoğlu önce bazı genel doğrulardan yola çıkmış. Sonra bu doğrulardan yola çıkarak “evliliklerin ömür boyu sürebilmesi” açısından kendi düşüncesine göre sözde çözüm üretmiş. Önce genel doğruyu özetleyelim:

Aşk karşılık beklemektedir. Bir “beklenti”dir. Sevdiğin kişiden en azından sevgi görebileceği umududur. İlişkilerde bu umut bitince aşk da biter. Evliliklerde ise ilgi, aşk azalınca sorunlar, memnuniyetsizlikler başlar, bazı evliliklerde de pratikte görüldüğü gibi ayrılıklara kadar uzanır.

Şimdi bu bilginin ışığında soru şudur aslında: İki günlük ilişkiler değil de, uzun süreli birlikteliklerin temelinin atıldığı ilişkiler nasıl ve hangi duygularla oluşturulursa daha sağlıklı olur ve uzun sürer? Ve peşi sıra tamamlayıcı bir soru:
Beraberliklerde/evliliklerde aşkın/sevginin sürekliliği nasıl sağlanır ya da tersi deyişle aşkın, sevginin yıpranması nasıl önlenir?

Karabaşoğlu cümle aralarında “yaratıcı”nın insanları çeşitli yarattıklarını söyleyerek ve “sevgi” gibi geniş bir kavramı da daraltarak çözümü “şefkat” ve “feragat” (yani fedakarlık!) kavramlarında bulmuş. Aşkın yanı sıra bunlar da olursa ilişkiler, evlilikler daha uzun sürebilirmiş.

Öncelikle söylediği şey yanlış değildir ama (1) kavramlar yanlış oturtulmuştur ve (2) çözüm üretmek bakımından eksiktir.

1)Kavramlar yanlış oturtulmuştur; çünkü fedakarlık ve şefkat sevgiye dahildir. Konuyu netleştirmek ve fikir yürütebilmek için konuyu açalım biraz.

Aşk ve sevgi kavramlarının pratikte genellikle birbirinin yerine kullanılması, insanların ilişkilerinde bu her iki duyguyu da hissetmeleri tanımlamayı daha karmaşık ve zor hale getirmiştir.

Ama ille de aşk ve sevgiyi birbirinden siyah-beyaz gibi ayırmamız gerektiğinden yola çıkarsak aşk; daha çok kişiye yönelen, heyecanı biraz daha yüksek dozda, dış görünüşün daha çok önem kazandığı, çok uzun süreli olmayan duyguların bütünüdür denilebilir. Bu bir çok insan tarafından kabul gören genel anlayıştır.

Sevgiyi ise doğa, hayvan, bitki vb sevgilerden soyutlayarak insan sevgisi düzeyine indirgesek bile geniş bir kavramdır. Genel insanlık sevgisi, ailemiz fertlerine, arkadaşlarımız/dostlarımıza karşı duyduğumuz duygular da bu “insan sevgisi” gurubuna girer.
Ama özellikle kişisel ilişkiler baz alındığında sevgi; heyecanı yüksek dozda olmayan, yüzeysel olmayan, dış görünüşten ziyade kişiliğin daha çok önem kazandığı, uzun süreli olan duyguların bütünüdür denilebilir. Günlük yaşamda genellikle aşk ve sevgi genellikle iç içe olmaktadır. Şöyle ki; bir insan diğerini aşkı da içine alan bir tarzda sevebilir. Ya da aşkla başlayan bir ilişki zamanla aşkı da içine alarak sevgiye dönüşebilir. Yani her ilişkide aşk ve sevginin çeşitli oranlarında kombinasyonlar bulmak mümkündür.

İşte bu yüzden seven insan fedakardır ve şefkatlidir. Fedakarlık ve şefkatin karşılığı olarak “karşılıksız sevgi” diye bir kavram kullanamayız. Kaldı ki sevgi de karşılıksız değildir. Sokaktaki aç kediye süt veren kişinin beklentisi kedinin memnuniyetidir. (Ya da kediyi doyurmuş olmanın, zavallı bir hayvana yardım etmiş olmanın kişinin kendisine verdiği huzur ya da mutluluk duygusunu da “karşılık” olarak görebiliriz Çocuğunu seven bir annenin beklentisi ise sözgelişi (belki o anda olmasa bile ilerde) bir gülücüktür. Ya da yapılanlar dolayısı ile çocuğun ileride mutlu olacağı düşüncesinin anneye verdiği huzurdur, mutluluktur. (Buna benzer mantıksal nedenler çoğaltılabilir. Sevdiği için çocuğunun yerine arabanın önüne kendisini atan anne, bilinçaltında çocuğunun büyüdüğünde onu kutsayarak hatırlayacağını düşünmesi bile bir karşılık olarak görülebilir. Sözgelişi çocuğunun büyüdüğünde onu nefretle anacağını düşünen –ve kesin olarak bilen- bir anne olduğunu varsayalım. O anne çocuğunun yerine yine kendini arabanın önüne atar mıydı?)

Ama sevgiyi yaratan emek olduğu için genellikle sevgiler karşılık bulmaktadır.

2) Eksiktir; çünkü taraflardan, eşlerden birinin ya da ikisinin –büyük ihtimalle ekstradan yapacağı fedakarlığın, şefkatin nasıl olacağı, hangi temeller üzerine yükseleceği konusunda bir düşünce göze çarpmıyor. Yazının genelinden çıkan sonuç daha çok bu fedakarlığın, şefkatin nasıl yapılacağından daha çok “kabullenme” olduğudur.

Şimdi burada sorumuza geri dönelim. Başka bir deyişle; sağlıklı, uzun süreli birlikteliklerin, ilişkilerini oluşturulması ve sürmesi için neler gereklidir?

Öncelikle burada belirleyici olanın somut koşullar (objektif durum), etkileyici olanın istekler (sübjektif niyet, duygular) olduğunun altını çizelim.

Somut koşullar dediğimizde birbirini seven iki insanın aralarındaki mesafe, birbirlerini görebilme olanakları, (burada evli ya da beraber yaşayan insanları ekleyelim) ekonomik durumları, içinde bulundukları çevre v.b. şeyler aklımıza gelir, ki bunlar bir sevginin yaratılmasında ve sürdürülmesinde en önde gelen faktörlerdir. Ve genellikle insan iradesi ile az etkilenen ya da hiç etkilenmeyen faktörlerdir.

Yukarıdaki somut koşulların belirleyici olması sevenlerin istekleri ve duygularının sevgiyi yaratmada ve sürdürmede önemsiz olduğu anlamına gelmez. Koşullar gibi belirleyici olmasa da bunlar etkileyici faktör durumundadır. Bu bir genellemedir elbette. Sübjektif niyetin etkileyiciliğin oranı duyguların yoğunluğuna bağlıdır. Bazen bu isteklerin koşulları değiştirmesi bile mümkündür. (Ama bu koşulların o noktadan sonra yine tekrar belirleyici olması özelliği ile çelişmez

Şimdi burada (objektif koşulların belirleyiciliğini unutmadan) sevenlerin kendi istek ve niyetleriyle sevgilerinin sağlam temelli ve uzun süreli oluşu konusuna dönebiliriz.

Burada çözüm aşkın yanı sıra; yaşamda ortak hedefler belirlemek ve beraber bu hedeflere doğru mücadele etmektir.

Bunu bazen yaşam zorlar, insanların bazıları bilinçsizce bu ortak hedefe dahil olur. Aralarında sevgi bağı kalmamış olmasına rağmen çocukları nedeniyle evliliklerini sürdüren eşler buna güzel bir örnektir. Bu yüzden bu durumda olan bir çiftin “birbirlerine fedakar olmalarını, şefkat göstermelerini” beklemek, çözüm olarak sunmak yanlıştır. Bu aslında “birbirinizi o halde kabullenin” demektir. Ki bunun anlamı da genellikle geri kalmış ülkelerde “kadının erkeğin üstünlüğünü, baskısını kabullenmesi” ve o çekilmez yaşamı sürdürmesi olur genellikle.

İşte bu yüzden, bir insan bir ilişkinin hangi sürecinde olursa olsun; kendisini bilinçsizce olayların akışına bırakmak yerine, süreci bilinçli olarak yönlendirmelidir. Bu her türlü ilişkinin her döneminde hem gerekli olan, hem de yapılması en doğru olandır. Burada amaç yeni başlayan ilişkilerde sevgiyi geliştirmek, güzelleştirmek ve daha anlamlı kılabilmek; süren ilişkilerde ise, süreç içinde eskiyen, yıpranan aşkı, sevdayı yenileyebilmektir. Bunun için ise yeni şeyleri beraberce yaratmak gerekmektedir. İlişkilerde bunu gerçekleştirebilmek için ise kısa ya da uzun hedefler belirleyip ortak mücadele ile belirlenen hedefe yol alınmalıdır.
İşte bu sevgiyi canlı tutacak ve pratikte sevginin paylaşımını sağlayacaktır. (Yine emek!) Sözgelişi beraberce bir ev yapmak ya da başka bir ülkede tatil yapabilmek. Beraberce bir partide mücadele etmek ya da beraberce bir müzik kulübüne üye olarak orada hedeflenen bir noktaya ulaşmak. Evli ve çocuğu olan çiftler için çocuklarının eğitim süreci bir hedef olabilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Zaten bu hedefler kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye, aileden aileye göre değişir, onların yapısına, isteklerine göre bir biçim alırlar. Bunları yaparken beraberce hedeflenen noktaya ulaşıldığında ya da daha o süreçteyken başka hedefler planlanmalı, ve yine beraberce o hedefe ulaşmak için mücadele edilmelidir. İşte bu mücadele içinde geçen süreçteki dayanışma ve paylaşım sevgiyi daha anlamlı daha değerli hale getirecektir.

Yani kısacası daha sevginin yıprandığı hissedildiğinde var olan koşulları da etkilemeye çalışarak önlem alınmalı, sürece müdahale edilmelidir.

Kısacası ortak amaçlar, ortak mücadele, dayanışma ve paylaşım…

Yani sevmek iki kişinin birbirine bakması değil, beraberce belirledikleri ortak noktaya bakmalarıdır.

Sevgiyi sürdürmedeki bilinçli tutum budur.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Aşk garip bir oyun. Ayrıca garip olan sadece aşkın kendisi değil, aynı zamanda aşkın sembolleri de oldukça farklı.

Ejderha
Ejderha özellikle çinde büyük bir önem taşıyor. Çünkü ejderha üretkenliğin bir simgesi ve bu yüzden de hiçbir kutlamada eksik olmuyor. Ayrıca bu yıl “Ejderha” yılındayız… İlgilenenlere duyurulur!

Gül
Gül antik astrolojide Venüs’ün ve aşkın simgesi olarak kabul ediliyordu. Gerçi günümüzde de anlamını hala yitirmeyen gülün yeri her zaman ayrı olacak.

Yumurta
Yumurta Yahudilerde, Hıristiyanlarda ve aynı zamanda filozoflar için üretkenlik anlamını taşıyordu.

Elma
Havva’nın Adem’i baştan çıkartması elmaya bağlanıyor. Herhalde o gün bugündür de elmanın erkekleri baştan çıkarmak için kullanılan bir meyve olarak kabul edilmesi gayet doğal.

Timsah
Gambia’da bir söylentiye göre nehirde beyaz bir timsah görürseniz, çok çocuğunuz olurmuş. Nehirde beyaz timsah gören oldu mu bilinmez ama, ülkemizin beyaz timsah görmeye hiç mi hiç ihtiyacı yok.

Nişan yüzükleri
Hayatını birlikte geçirmeye karar veren çiftlerin ve sonsuz sevginin simgesi olan nişan yüzükleri çok eskilere dayanıyor. Güncelliğini de hala yitirmedi.

Ay
Gece tanrıçası Sirona’nın simgesi olan ay, aynı zamanda üretkenliğin de bir simgesi.

Yılan
Yılan birçok kültürde görüntüsü ve hareketliliğinden ötürü cinsellikle karşılaştırılıyor.

Salatalık

Freud için dik duran herşey erkeklerin cinsel organını simgeliyor, özellikle rüyalarda. Ayrıca daha antik çağda bile dik duran nesneler tanrıların cinsel organını simgeliyordu.

Dudaklar
Kırmızı dudaklar her zaman kadınların cinselliğe hazır olduklarını ve birşeyleri arzulamaya başladıklarını gösteren bir simge olmuştur.

Kurbağa
Eskiden kurbağ gören kişinin ikizleri olacağı düşünülürmüş. Ayrıca kadınların kurbağ gördüklerini söylemeleri cinsel ilişkiye girmek istediklerini belirtirmiş

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ben aşkın kitabını yazarım diyenlerden misiniz, yoksa aşkın a’sından bile anlamayanlardan mı?

Antropolog Helen Fisher, “Why We Love: The Nature and Chemistry of Romantic Love” (Neden Seviyoruz: Aşkın Kimyası ve Doğası) adlı kitabında aşk ile ilgili çok basit konuları ele almış. Yepyeni açıklamalarla ele aldığı aşkı bakın nasıl anlatıyor Fisher ve neler öneriyor…

Ruh eşi mi?
Dünyada, bir yerlerde ruh eşinizin yaşadığını düşünüyorsanız, o çok yanılan insanlardan birisiniz demektir. Fisher’a göre dünya ‘diğer yarınız’ olma potansiyeline sahip erkeklerle dolu. “Sırf ruh eşini bulma düşüncesinden dolayı birçok kadın ilişki değil, ilişki stresi yaşamaya mahkum. Aylarca sevgililerini türlü testlerden geçirip onun ‘diğer yarıları’ olup olmadığını anlamaya çalışıyorlar. Halbuki bu çabalar anlamsız ve yersiz. Bir kere şöyle düşünün: Yıllar geçtikçe insan olgunlaşıyor. Hayattan beklentileri değişiyor, insanlardan ve aşklardan beklentileri de. Karşınıza kriterlerinizin çoğuna uyan biri çıkarsa, sırf bir iki kriterde sınıfta kaldığı için onu bırakmayın. Elinizdeki gerçek sevgiliden, boş hayaller için sakın vazgeçmeyin.

İlk görüşte aşka inanın
Şarkılarda, aşk romanlarında, arkadaş sohbetlerinde, çok tartışılan bir konudur ilk görüşte aşk. Peki, siz buna inanıyor musunuz? Fisher, hayvanlardan yola çıkarak, insanlar dünyasına da uyan bazı kimyasal kuralları anlatıyor. Hayvanlarda bir çiftleşme zamanı olduğunu herkes biliyor. O dönem sona ermeden türün her bireyi kendine uygun bir eş bulmak zorunda ve doğa onları o şekilde yaratmış ki, bu çiftleşme daima olması gerektiği zaman meydana geliyor. Yani bir anda birleşiveriyorlar. İnsan beyni de aşağı yukarı aynı şekilde programlandığına göre, insan da bir anda birine aşık olabilir.

Kendinizi frenleyin
Birine aşık olduğunuzda, günün 24 saatini onunla geçirmek istersiniz değil mi? Ne olur, aşkınızın kalıcılığı için kendinizi frenleyin. Neden mi? İşte Fisher’ın araştırmaları: “Birbirini seven iki insan ayrı kaldığında beyin ‘dophamin’ ve ‘norapineprin’ denilen ve aşkı olumlu etkileyen bazı kimyasal maddeler salgılar.” Yani, çarşamba günü birlikte olduysanız, perşembe akşamını ayrı geçirin. Böylece, hafta sonu buluşmanız çok daha sıcak ve ateşli olacaktır. Bu fikre katılmıyor musunuz? O zaman Fisher’ın bilimsel araştırmalarının sonuçlarına bir göz atmalısınız: “Yeni aşık olan kişileri ele alıp, şunu gözlemledim: Aşk, duygulardan sorumlu beyin kısmını değil; motivasyon ve hırstan, bir şeyi kazanma arzusundan sorumlu tarafını etkiliyor. Aşkla ilgili bağlantılar, mutluluk ve mutsuzluk gibi duyguların merkezinde değil, motivasyon merkezinde meydana geliyor.” İşte bunun için aşkımızın yoluna engeller çıktıkça, aşkımız kuvvetleniyor.

Bağımlılık yapar
Fisher aşık olan bir grup kişiyi ele almış ve onlardan sevdikleri kişinin fotoğrafına dikkatlice bakmalarını ve gözlem yapmalarını istemiş. “Gözlemlediğim şey beni şaşırtmadı. Fotoğraflara bakarken, bu kişilerin dopamin seviyesi yükseliyordu. İlaç almış gibi, sıcak bir mutluluğa kapılıyorlardı. Ne hissettiklerini sorduğumda, neredeyse hepsi o an sevgilileriyle birlikte olmak istediklerini söyledi” diye anlatıyor bulgularını.

Erkek kolay aşık olur
Hep kadınların aşkta hızlı davrandıkları düşünülür, ama gerçekte öyle değil. Erkekler kadınlardan daha çabuk aşık olabilir. Erkekler görsel uyarıcılara hızlı şekilde yanıt verir, gözlerine hitap eden kadınlara karşı daha kolay bazı duygular besleyebilir.

alıntı ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Karşınızdakine davranışınız, ona aşık olup olmadığınızın sinyali…

Onun Richard Gere kadar seksi, Pete Rose kadar atletik, Mel Gibson kadar duygusal, Brad Pitt kadar yakışıklı, Jim Carrey kadar komik olduğunu düşündüğünüz zaman ona delicesine aşık olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Ama hissettiğiniz gerçekten aşk mı acaba?1- Ona bir insan gibi mi yoksa bir eşya gibi mi davranıyorsunuz?Eğer onunla dışarı çıkmanızın nedeni güzel görünmesi ya da sinema biletinin olmasıysa bu aşk değildir.2-Bütün akşamı onunla başbaşa geçirdiğiniz zaman öpüşmüyor, birbirinize dokunmuyor ya da seks yapmıyor musunuz?Evet cevabı, bunun aşk olmadığı anlamına gelir.3- İkinizde iyi vakit geçirmek için etrafınızda insanlara mı ihtiyaç duyuyorsunuz?Eğer öyleyse, bu aşk değildir.4- Sürekli kavga ediyor, kıskançlık yapıyor, birbirinizi çok fazla incitiyorsanız, sürekli birbirinize sataşıyor ve eleştiriyorsanız dikkatli olmakta fayda var, çünkü bu aşk olmayabilir.5- Hala başkalarıyla görüşmeyi ya da gizlice buluşmayı mı düşünüyorsunuz?Eğer cevabınız evetse siz aşık değilsiniz.6- Tamamen açık ve dürüst müsünüz?Biriniz ya da ikiniz birden bencil ve içtenlikten yoksunsanız ya da duygularınızı açıklayamıyorsanız dikkatli olun.7- Gerçekçi misiniz?Gelecekle ilgili olası problemleri itaraf etmelisiniz. Başkaları (aileleriniz dışında) sizin hala birlikte olmanıza şaşırdıklarını, çok farklı olduğunuzu, seçimlerinizden emin olmadıklarını söylüyorlarsa bu ilişkiyi gözden geçirmek iyi olacaktır.8- Biriniz ya da ikiniz birden verici olmaktan çok alıcı mısınız?Eğer cevabınız evetse, bu durumdan şu anda ne kadar hoşnut olduğunuzun önemi yok, muhtemelen bu sona erecek.9- Partnerinizin artık hayatınızın bir parçası olmaya başladığını mı düşünüyorsunuz?Cevabınız evetse, güzel bir rüyadasınız demektir. Bu aşkın en önemli belirtilerinden biridir.

Kadınhayat

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktır. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkını teslim etmektir.
Aşk, bir saygıdır, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.
Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanindakinin ne istedigini bilmektir.Anlaşmaktır.
Aşk, bağlandıgını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır.
Aşk, inceliktir, korumaktır. Sorumluluktur.
Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir..Mizahtır.
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır.Şehvettir.
Aşk, evinizdeki her seyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklıgıyla görmektir.Gerçektir.
Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.
Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır.Mutluluktur.
Aşk, tanıdıgınızı zannettiginiz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.
Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
Aşk, kocaman yatagın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.
Aşk, evin anahtarıdan anahtarcıda bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karşilaşacağını bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sızlayan vücut lafının anlamını bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabını açtıgında, dişmacunu kapagını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.
Aşk, pencereden dısarıya baktıgında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düsüncedir.
Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.
Aşk, cennetle cehennem arası işleyen trende bir mevsimlik bilettir.
Aşk, iki yalnızlığın birbirine dokunması, birbirini koruması ve selamlamasıdır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  Ilk aşk
Ne yaparsaniz yapin, ilk askinizi unutmaniz
mümkün degildir. Yillar sonra dönüp, “ben ona
nasil asik olmustum acaba” diye pismanlikla
karisik garip bir duygu da yasayabilirsiniz,
olsun. O, size ilk aski tattirmis, en önemli
yasam tecrübelerinizden birini yasatmistir.
Aranizda geçenler aci bile olsa, dönüp minnetle
anacaginiz biri hep var olacak. Daha ne olsun?
 
Yildirim aşk
Var mi yok mu tartismasinin içinde degiliz.
Diyelim ki var. Demek ki bazilarinin duygulari
yagmur olup yagabiliyormus. Yildirim askla
baslayip yillar süren beraberlikler de var
üstelik. Barda oturan kadini/erkegi görüp “bu
aksam nasil yataga atarim?” diye düsünenlerden
bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettigimiz gerçek
yildirim ask. Tek dikkat edilmesi gereken,
sürekli yildirim aska tutulanlarin genellikle
kendi yarattiklari illüzyonun pesinden kosmalari,
gerçekle karsilastiklarinda da yeni bir illüzyon
yaratmalaridir.
Olanaksiz Aşk
Bazen yolda yürürken rastlariz, bazen en
yakinimizda bulunabilirler. “Bu ikisi bir araya
nasil gelmis?” diye düsünürüz. Kendi basimiza
geldigi de olmustur, pedini saga sola birakan
bir kadin ya da televizyondaki futbol maçini
seyrederken daha önce hiç duymadiginiz küfürler
eden bir adam. Aman Allahim?” dersiniz. Ama
olmustur bir kere. Her askin olanaksiz bir
tarafi vardir gerçi, çogunlukla bunlari
görmemeyi yegleriz. Ama bu olanaksiz taraflar
bazen o kadar agir basar ki, askin hem kaynagi,
hem iddiasi, hem motorize gücü, hem de
terminatörü olurlar.
 
Yasak aşk
Men edilmis, engellenmis ve çogu zaman da
yasadisidir. Ama asigin gözü görmez ki… Belki
de aski ask yapan bu “illegal” tarafidir.
Kimbilir?
Platonik aşk
Onu görmek bile sizi heyecanlandirirken, o sizin
yaninizdan, geçip gider. Siz heyecandan sapir
sapir titrerken, o isiyle mesgul olur. O sizin
için hayatinizdaki en önemli kisiyken, siz onun
için siradan birisinizdir. Hem asik hem de salak
hissedersiniz kendinizi… Davranislarindan,
konusmalarindan isaretler alip, umutlanir,
bozulur, küsersiniz. Insanin bir kereligine bu
duruma düsmesi, tecrübesizlikle yorumlanip,
bagislanabilir. Ancak, bir kereden fazla
basiniza geldiyse, oturup kendi hakkinizda
düsünmenizde yarar var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Aşk, insanoğlunun hissettiği en güzel duygu… Onunla beraberken çok mutlu ve huzurlusunuz… Ama ne yazık ki, aşkınız sonsuza kadar devam edemiyor… FIRTINALI başlayan aşklar kasırgayla sona erebilir. Ama işlerta umduğunuz gibi gitmeyebilir. Onunla yaşadığınız unutulmaz anlar sizin için bir kabusa dönüşebilir. Bu durumda yaşanan güzelliklerin ardından her şeyin bittiğine inanmak elbette ki çok zor. Fakat bu zor dönemi aşmanın da yolları var. Yeter ki kendinizi iyi hissetmekten alıkoymayın. Unutmayın kendinizi harap ederek hiçbir yere varamazsınız. Uzmanlar, bu zor dönemi en iyi şekilde atlatmanız için şunları öneriyor:
———————————————————————-
Sosyal yaşamdan kopmayın. Bu dönemde yalnız kalmak isteyebilirsiniz, ancak yalnızlık, kendinizi iyi hissetmenizi sağlamayacak, sizi daha çok yıpratacaktır. Aileniz ve arkadaşlarınızla daha çok zaman geçirin, belki de onları uzun zamandır ihmal ediyordunuz.
———————————————————————-
Onunla beraberken yapmak isteyip de yapamadığınız şeyleri yapın. Size, onu hatırlatacak şeyleri ortadan kaldırın.
———————————————————————-
İmkanınız varsa kendinize yakın hissettiğiniz biriyle küçük bir tatil yapın. Kafanızı toplamanız için faydalı olur.
———————————————————————-
Küçük şeylerden zevk almaya çalışın, mutlu olmak sizin elinizde. Güçlü olun ve onun sizi hak etmediğini düşünün.
———————————————————————-
Tüm bunların ardından, kendinizi asla yeniden aşık olmaya zorlamayın.
———————————————————————-
Sizi en mutlu eden şeyleri yeniden düşünün, o olmadan önce neler yapardınız şöyle bir sayın.
———————————————————————-
Tüm bunlara rağmen içinde bulunduğunuz zor durumdan kendinizi bir türlü kurtaramıyorsanız, mutlaka bir psikoloğa başvurmalısınız.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 

Özel hayatınızı gizli tutmak, ilişkinizi gözlerden uzak yaşamak istiyor ama bir türlü başaramıyorsunuz. Ne yaptığınızı herkes biliyor… Sizin de önlem almanız gerekiyor.

Onunla nereye gittiğinizi, kavgalarınızı, barışmalarınızı, ilişkinizin iniş çıkışlarını herkes biliyor. Artık yavaş yavaş laflardan sıkılmaya başladınız ve bunların ilişkinizi yıprattığını fark ettiniz. O halde niye hala bekliyorsunuz! Doğru bir stratejiyle bunların üstesinden gelebilirsiniz…

DEDİKODU HASTALIĞI

Her insan az çok dedikodu yapmayı sever. Ancak dedikodunun yıkıcı değil yapıcı olanını tercih etmelisiniz. İşi gücü, hayattan beklentileri olmayan bazı insanlar etraflarındaki mutlu insanların da mutsuz olmalarından büyük zevk alırlar ve bunun için adeta tüm enerjilerini harcarlar. Sizin yapacağınız öncelikli olarak etrafınızı dikkatlice inceleyip bu tarz insanların olup olmadığını tespit etmek. Şayet ki varsa bu insanlarla tüm diyaloğunuzu kesmelisiniz.
 

ÖNCE SİZ KONUŞUN

İşe yarayan bir başka yöntem de başkalarının konuşmasına izin vermeden ilişkiniz hakkında kendinizin konuşması. Detaya girmeden çevrenizdeki meraklı insanlara ilişkiniz hakkında ipuçları verin. Ancak bunu yaparken çok dikkatli olmalısınız eğer ipin ucunu kaçırmaya kalkarsanız, durum eskisinden de beter bir hal alabilir. Bu yüzden ilişkinizde bazı problemlerin olduğunu anlatın. Bir sürü şey anlatın ama sonunda kimse bir şey öğrenemesin. Bunu başarabilirseniz insanlar sizin hakkınızda her şeyi bildiklerini zannederler ve ilişkinizin dedikodu yapılmaya değer bir yanı kalmaz onlar için.

PARTNER FAKTÖRÜ

Tüm bunları yaptınız ama etrafınızdaki insanlar hala sizin ilişkiniz hakkında konuşmayı sürdüyorlar. O zaman bir de sevgilinizin tavrına dikkat edin. Eğer ikiniz hakkındaki çok özel bazı ayrıntıları onun yaydığını tespit ederseniz bu ilişkiyi hemen bitirin, çünkü dedikoducu erkekten daha itici bir insan olamaz

 

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 

BİRBİRİNİZİ gerçekten sevip sevmediğinizi anlamak için ipuçlarına ihtiyacınız var. İşte biz de bu ipuçlarını araştırdık. Biliyoruz aşk bağlarınız kuvvetli ama siz yine de emin olun!

1- “Seni seviyorum. Sensiz duramıyorum” demeye doymuyorsanız.

2- En bakımsız halinizi görmesine bile aldırmıyorsanız. Onunla rahatsanız.

3- O sizin en bakımsız halinize bile bayılıyorsa. Sizi her halinizle seviyorsa…

4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa.

5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa.

6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız.

7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve “ya o da böyle bir kaza geçirirse” diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız.

8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella’yı ve Robin Hood’u anlatıyorsa

9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız. Her yeriniz tatlıya bulanıyorsa…

10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için.

11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa.

12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız.

13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa.

14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa.

15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa.

16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız.

17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa.

18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.

19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı hemen anlıyorsa.

20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız

 

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hayatınızda biri yok diye eve kapanıp oturmak niye? Kendinizi toparlayın ve yeni bir sevgiliye yelken açmak için hazırlanın… Siz gerekeni yapın ki, doğru insan da sizi bulsun

* Kendinizi yenileyin: Yeniliklere açık olun. Arkadaşlarınızla yeniliklere açık bir parti verin. Herkes yeni birilerini getirsin. Böylece tanışabileceğiniz birçok kişi ortamda olacaktır.
* Eğlenceye vakit ayırın: Hiç beklemediğiniz bir anda aşk sizin de kapınızı çalabilirBuna inanmıyor musunuz? Fakat bu doğru, olması gerektiği zaman beklediğiniz şey olacaktır. Siz bu arada eğlenmenize bakın. Arkadaşlarınızla dışarı çıkın, bol bol gülün, eğlenin. Kimbilir belki de attığınız kahkahalar birinin kulağına gidebilir.
* Rahat olun: Şunu bilmeniz gerekir biri ile tanışmadan once kendinize güvenmeniz gerekir. Kendine güvenmeyen birine başkası da güvenemez.
* Cafelere gidin: Biri ile tanışmak için her gece barlarda dolaşmanız gerekmiyor. Bir dergi alıp, kahve içmeye gidebilirsiniz. Arkanıza yaslanın ve rahatlayın bu arada çaktırmadan etrafa bakın. Belki size uygun biri ortalıklarda dolaşıyordur.
* İnterneti kullanın: Günümüzde birçok kişi internet yolu ile tanışıyor. Sizde bunu deneyebilirsiniz. Ortak fikirleri paylaştığınız biri ile ilk önce sanal alemde takılır sonra da gerçek dünyada beraber olursunuz. Bu arada, yeni kız arkadaşlar edinerek daha farklı ortamlara girip, daha farklı şeyler yapabilirsiniz.
* Alışverişe çıkın: Alışveriş yeni bir erkekle tanışmanın en iyi yollarından biridir. Size bir tavsiye yakışıklı erkeklere rastlayacağınız en iyi reyon tabii ki “erkek” reyonudur

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunnys Topliste Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.