Kategori 'Ekonomi' Category

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz oranında değişikliğe gitmedi..

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sürdüğüne işaret ettiği, küresel ekonomideki sorunların toplam talebi sınırlamaya devam edeceği, buna karşılık yurt içi belirsizliklerin azalmasının iç talebi destekleyeceği kaydedildi.

Emtia fiyatlarındaki düşüşün de yakın dönemde enflasyonu olumlu etkileyeceğini açıklayan Merkez Bankası, bununla birlikte fiyatlama davranışlarına ilişkin risklerin ve küresel belirsizliklerin devam etmesinin para politikasının temkinli olmasını gerektirdiğini vurguladı. Açıklamada, “Enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin, Kurul’un geleceğe yönelik duruşunu değiştirmesine neden olabilecegi önemle vurgulanmalıdır.” ifadesi kullanıldı.

Hürriyet

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TÜDEF Başkanı Ali Çetin, ay başında doğal gaza yapılan zammın “yasaya aykırı” olduğunu savundu.

Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, doğal gaza 1 Ocak 2008’den itibaren konutlarda yüzde 7,4, sanayide 8,3 oranında zam yapıldığını, 1 Haziran 2008 tarihinden geçerli olmak üzere konutlarda 7,4, sanayide 8,3 oranında ikinci kez artış yapıldığını ve en son 1 Ağustos 2008’den itibaren de üçüncü kez konutlarda yüzde 16,88, sanayide yüzde 18,77 zam yapıldığını anımsattı.

TÜDEF olarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, BOTAŞ Genel Müdürlüğü ve Yüksek Planlama Kurulu’na (YPK), doğal gaz zammı kararına karşı “YPK kararının iptali ile yürütmenin durdurulması talebiyle” dava açtıklarını ifade eden Çetin, doğal gaza zam yapılmasını öngören kararın, “yetki, şekil, sebep, amaç ve konu unsurları yönünden yasaya aykırı” olduğunu savundu.

Çetin, “fiyat artışının maliyet bazlı fiyat uygulama yönteminden kaynaklandığını, bunun temel nedeninin de maliyetlerdeki artıştan ziyade IMF’ye 28 Nisan 2008 tarihindeki niyet mektubunda verilen sözler olduğunu” ileri sürdü.

Bu yıl başından beri doğal gaza konutlarda toplam yüzde 33,6, sanayide ise toplam yüzde 35,6 oranında zam yapıldığına dikkati çeken Çetin, şunları kaydetti:
“Son zamla birlikte OECD ülkeleri içinde en pahalı doğal gaz Türkiye’de kullanılmaktadır. Bu fiyat artışı, doğal gaz ve elektrikle üretilen tüm mal ve hizmetlere zincirleme zam yapılmasına neden olacaktır. Çünkü elektriğin yüzde 80’e yakını doğal gaz çevrim santrallerinden elde edilmektedir. Bu durum tüketicinin yaşamını daha da
çekilmez hale getirecek, yoksulluk ve olumsuz ekonomik koşullar daha da ağırlaşacaktır. Çünkü bunca zamma karşın 2008 yılı için ücret ve maaşlara yapılan zam, yılın birinci yarısı için yüzde 5,2, ikinci yarısı için ise 4,3 olmuştur. Toplam yüzde 9,5’lik maaş artış oranına karşın yüzde 34 civarında bir doğal gaz zammı, maliyet bazlı değil IMF bazlı bir artıştır ve oldukça fahiş bir zam oranıdır. Üstelik Kasım ayında
yeniden zam yapılacağı bilinmektedir. Zam yapılan dönemde zammı mazur gösterecek bir fiyat artışı söz konusu olmamıştır.”

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Balıkesir Belediyesi, “Akıllı Balkart”tan sonra, otobüslerde yeni bir uygulama için çalışma başlattı.

Balıkesir Belediye Başkanı Sabri Uğur, gazetecilere yaptığı açıklamada, Balkart’ın ardından, kredi kartıyla otobüslere binilebilmesini sağlayacak bir sistemin çalışmalarına başladıklarını söyledi.

Deneme amacıyla 10 belediye otobüsüne kurulan sistemde kredi kartı kullanılacağını ifade eden Uğur, “Sistemin, belediyeye herhangi yeni bir külfeti olmayacak” dedi.
Uğur, deneme uygulamasıyla ilgili periyodik olarak raporlar alındığını belirterek, “Raporlar doğrultusunda, rutin uygulamaya geçilebilmesi için bankalarla belediye arasında ikili protokoller imzalanacak. Tüm otobüslere yeni kart okuyucuların monte edilmesiyle sistem tümüyle uygulamaya girmiş olacak. Diğer yandan, 2 yılı aşkın süredir uygulamada bulunan ’Akıllı Balkart’ sisteminde ise herhangi bir değişiklik
olmayacak” diye konuştu.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Ramazan ayında ekmek fiyatına zam yapılmayacağını bildirdi.

Kocaeli Fırıncılar Odasında basın toplantısı düzenleyen Balcı, son günlerde “Ramazan fırsatçılarının ekmeğe zam talep edeceği” şeklinde söylentilerin olduğunu belirterek fırıncı esnafının hiçbir zaman Ramazan fırsatçısı olmadığını belirtti.

Geçen yıl, hububat rekoltesindeki düşüş nedeniyle dünyada ekmek fiyatlarının yüzde 70 ile yüzde 100 arasında arttığını, Türkiye’de ise bu artışı yüzde 25 ile sınırlı tuttuklarını anlatan Balcı, gelecek yıl için de aynı hedefi benimsediklerini kaydetti.
Toprak Mahsulleri Ofisini (TMO), yıl sonunda un fiyatlarında spekülatif artış yaşanmaması için yeterli stok tutması gerektiğini vurgulayan Balcı, şunları söyledi:

“Bugün Türkiye’de 18 milyon ton hasat yapıldı. Geçen yıl ise 17 milyon ton idi. Bu rakam yıl sonuna kadar sıkıntı yaratmaz. Yıllık ekmeklik un ihtiyacı ise 12 milyon ton civarında. Ekmek fiyatında Ramazan ayında bir artış yapılmayacak.
Pidenin ise ekmeğe göre, işçiliği, maliyeti farklı olduğu için ekmeğe göre yüzde 20 pahalı olabilir. Pide fiyatları ise önümüzdeki günlerde açıklanacak. Odalarımız pide fiyatlarını ilgili kurumlarla diyalog yaparak belirleyecek.”

 Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

HSBC Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Özkaya, İslami kredide açık farkla önde olduklarını söyledi.

HSBC, başta Londra olmak üzere birçok büyük finans piyasasında uyguladığı İslami tahvil modelini Türkiye’ye de getirmek için Hazine’nin gerekli düzenlemeleri tamamlamasını bekliyor.

Kurumsal Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Özkaya, ayrıca Türkiye’de islami tahville ilgili ciddi çalışmaları olduğunu ve Hazine’den düzenlemenin tamamlanmasını beklediklerini ekledi.

Özkaya, HSBC’nin özel ilgi alanlarından olan islami tahvil konusundaki bir soruyu, “İslami tahville ilgili hükümetin kanun değişikliğine gitmesi gerekiyordu. Bu konuda hâlâ kanuni düzenleme tamamlanmadı. Orada tamamlanır tamamlanmaz çok ciddi çalışmalarımız var” dedi.

Ökaya: “Ama islami kredi verme konusunda açık farklı lideriz uluslararası sendikasyonda. Özellikle uluslararası rakiplerimizin zorunlu olarak küçülmelerinden dolayı piyasalara eskisi kadar önem verememelerinden kaynaklanan farkla, HSBC de bu uluslararası krizden sağlam çıkan bir banka olarak bu alandaki ağırlığını artıyor. Önceki rakiplerimiz artık bu piyasada Türkiye’de en azından ve Ortadoğu’da yoklar. Bu nedenle Ortadoğu’daki ağırlığımız artıyor.”

Bu yıl 6-7 tane murabaha yaptıklarını söyleyen Özkaya murabahada önceki yıl 500-600 milyon dolar uluslararası sendikasyon gerçekleştirdiklerini ancak bu yıl bu rakamın global piyasalara bağlı olarak 300-400 milyon dolarlarda kalabileceğine işaret etti.

SENDİKASYONLARDA GERİLEME

Yalnızca Türkiye’de değil bütün dünyada sendikasyonların çok aşağı indiğini söyleyen Özkaya, “Bankalar daha çok borçlanırlardı, uluslararası borç verme piyasalarında ciddi daralma var ve bu Türkiye’yi de etkiledi. Bir kere yatırımcıların profilinde bir değişme var. Likiditelerinde azalma oldu. Konvansiyonel olarak sendikasyonlar nasıl azaldıysa murabaha sendikasyonlarında da azalma var” dedi.

Ortadoğu’da doğal kaynaklara bağlı olarak daha fazla likidite olduğuna işaret eden Özkaya, artık onların da dünyanın daha değişik yerlerine bakmaya başladıklarını ve daha cazip getiriler olduğu için özellikle ABD’deki bankacılık sektörüne ciddi sermaye girişi olduğunu belirterek, “Önceden Türkiye’ye daha çok bakıyorlardı, şimdi birinci olarak hemen Türkiye’ye bakmıyorlar. O yüzden de daralma var” dedi.

“KAYNAK İHTİYACI YOK”
Bu daralmaya bağlı olarak bankaların sendikasyon ihtiyaçlarını nasıl giderecekleri yolundaki bir soruya ise Özkaya, “Talep azaldığı için kredi talebi de azaldı. Tüketim talebi azaldı… Yani genelde tüketimdeki azalışa bağlı olarak kredi talebinde bir artış olmadığı için (bankaların) kaynak ihtiyacı yok” yanıtını verdi.

Kredi talebindeki bu daralma bankaların kârlarını nasıl etkileyecek sorusuna ise Özkaya, “Belki küçük çaplı bankalarda bir artış olabilir; ama, bankaların 6 aylık rakamlarında göreceğiz, kârlarında ciddi problemler olacaktır” dedi ve kredilerde ve kâr marjlarında bir daralma olduğunu bu nedenle kârdaki bu değişime bakarken bir kerelik işlemleri, faiz ve dövizden sağlanan faydaya bağlı gelir artışlarını ayırmak gerektiğine işaret etti.

Özkaya, “Tahmin ediyorum, bu senenin tamamına baktığınızda ciddi bir azalma olacak” dedi.

HALKA ARZLAR
HSBC Türkiye olarak da tüketim harcamalarındaki daralmanın etkilediği bireysel bankacılıkta biraz daha etkilenme olduğunu belirterek, “Genel olarak sonuçlarımızda ciddi bir kötüleşme yok ama mutlaka uluslararası piyasaların bir yansıması olacaktır” dedi.

Halka arzlarla ilgili olarak ise Özkaya şunları söyledi: “2008 de halka arzlardan bir şey beklemiyorum. Küçük şeyler olabilir ama büyük sermaye arzı gerektiren bir hareket beklemiyorum. Ama sermaye yatırımı geliyor hatta sıfırdan yatırımlar da var. Zaten özelleştirmelerin doygunluğa erişmesinden sonra artık, özel sektöre geleceğini tahmin ediyoruz. Hatta belli sektörlerde gelişme var. Örneğin çimento, enerji ve gayrimenkul sektörü iyi gidiyor; ama, kurumsal yatırımcıları toplayacak şekilde halka arz 2008′de beklemiyorum.”

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Pegasus’un yein kış tarifesiyle havada rekabet yenidn başlıyor. İşte kampanyanın detayları…

Havada rekabet yeniden başlıyor. Pegasus, 29 Mart 2009′a kadar geçerli olacak tarifeyle, iç hatlarda 41 YTL’den, dış hatlarda ise 66 eurodan başlayan fiyatlarla uçacak.

26 Ekim 2008- 29 Mart 2009 tarihlerinde geçerli olacak kış tarifesi biletlerinin 6 Ağustos’tan itibaren satışa sunulacağı bildirildi. İç hatlarda 41 YTL’den başlayan fiyatlarla Adana, Ankara, Antalya, Bodrum, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Mardin, Samsun, Trabzon, Van illerine seferler yapılacak. Pegasus, kış tarifesiyle dış hatlarda ise Ankara, İstanbul ve İzmir’den; Amsterdam, Düsseldorf, Kopenhag, Köln, Londra, Lefkoşa, Münih, Stuttgart ve Zürih’e karşılıklı seferler ile ulaşmak mümkün olacak. Kış tarifesinde vergi ve yakıt harcının dahil olduğu uçuşlarda söz konusu fiyatlara hizmet bedeli dahil olmayacak.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kuraklık nedeniyle yem olarak kullanılan saman fiyatlarının yükselmesi, et fiyatlarınıda etkiledi.

Geçtiğimiz yıl samanın kilosunun 10 YKr’dan satıldığını söyleyen Kırıkkale Ziraat Odası Başkanı Adnan Yılmazer Kırıkkale çiftçisinin Çorum ve başka illerden kamyonlarla gelen tüccarlardan saman almak zorunda kaldığını söyledi.

Yılmazer, “kuraklık nedeniyle birçok tarlaya biçerdöver dahi girmedi. Tarlaların kuruması ile saman sıkıntısı da hat safhaya ulaştı. Her yıl samanını kendi tarlasından çıkan sapla yapan çiftçi şimdi dışarıdan saman almak zorunda, saman ise şu anda altın kadar değerli. Geçen yıl kilosu 10-15 YKr’den satılan saman, şimdi 20-25 YKr’ye satılıyor. Bir traktör römorku saman almak isteyen çiftçi en az 200-250 YTL para ödemek zorunda. Dolayısıyla çiftçi hayvancılık yapamaz duruma geldi. Birçok çiftçi evinde beslediği hayvanını yok pahasına satmak zorunda kalıyor. Hayvan pazarlarında büyükbaş hayvanlar satılamaz hale geldi” dedi.

Hayvan yetiştiriciliğinin azalmasıyla et fiyatlarında da artış olacağını söyleyen Yılmazer, kuraklığın şehirlere göçü daha da hızlandıracağını, dolayısıyla göçü önleme politikalarının işe yaramayacağını ifade etti. Çorum’dan Kırıkkale’ye kamyonlarla saman satmaya gelen tüccarlar ise Çorum’da da bu yıl saman kıtlığı yaşandığını söylediler.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ramazan’da gıda fiyatlarında spekülasyondan endieş eden hükümet önlem almaya başladı.

Tarım ve Köyişleri, Sanayi, Gümrük, Maliye ve İçişleri bakanlıkları müsteşarları bugün akşam saatlerinde tarım bakanlığında biraraya gelecek.

Maliye Bakanlığı toplantıda Ankara-Gimat, İstanbul-Rami gibi büyük gıda toptancılarının yer aldığı merkezlerde alınabilecek önlemler konusunda bilgi verecek.

Türkiye’nin dört bir yanındaki benzer merkezlerde vergi denetimleri artırılacak. Tarım Bakanlığı ise oluşturduğu kriz masasıyla devreye girecek. Toprak Mahsülleri Ofisi’nin koordinatörlüğünde fiyat artışları izlenecek.

Toplantıda bakanlığın hangi durumda hangi yöntemlerle piyasaya müdahale edebileceği tartışılacak. Sanayi Bakanlığı Rekabet Kurumu aracılığıyla spekülatif artışları inceleyecek.

İçişleri Bakanlığı da yerel yönetimlere bağlı zabıtalarla tüm illere gıda girişini yakından takip edecek.

Müsteşarlar alınacak önlemlere ilişkin hazırlayacakları raporu ilgili bakanlara sunacak, son kararı hükümet verecek.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sosyal güvenlik uzmanı Tezel Türkiye nüfusunun yüzde 20’sinin KEY’de hak sahibi olduğunu söyledi.

Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinde neredeyse her gün yeni bir sürprizle karşılanıyor. Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel, KEY’le ilgili tartışmalı konulara NTVMSNBC okurları için açıklık getirdi. KEY kesintilerinin yapıldığı dönemde emekli olanlar da para alabilecek mi? Belgesi olmayan itiraz edebilir mi? Boşanmış kadınlar nasıl KEY ödemesi alabilir? İşte Tezel’in yanıtları…

Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel, emeklilerin KEY alıp alamayacaklarına ilişkin tereddütlerin resmi kurumların net açıklama yapmamasından kaynaklandığını belirterek, şunları söyledi:

ÖNCE İTİRAZ SONRA MAHKEME
“Resmi kurumlardan bu konuyla ilgili bilgi alınmadı. Çünkü neyin ne olduğundan onların da haberi yok. Kimlerin hak sahibi olduklarını bile sonradan öğrendiler. Şimdi bile emeklilere ödeme yapılıp yapılmayacağı konusunda kendi yetkililerinin tereddütleri var ama açıklayamıyorlar. Fakat kanun açık. Emekliler ve mirasçıları da paralarını alabilecekler. Yetkili olan kişiler bilmediklerinden ya da bilenleri de açıklamadıklarından bu iş vatandaşların el yordamıyla sağdan soldan aldığı doğru-yanlış bilgilerle oldu. Mesela bir gazete, “KEY parasını alanlar itiraz edemeyecek” dedi. Öyle birşey yok. Parayı almış olmak itiraz etmeye engel değil; ister almış olalım ister almayalım biz 27 Ekim 2008 gününe kadar itiraz edelim. 27 Ekim tarihinin özellikle altını çiziyorum. Bu tarihe kadar itiraz edilmezse daha sonra itiraz etme hakkı yok. Kanunda itiraz ön şart olduğu için, kanunda belirtildiği gibi itiraz etmeyen kişiler daha sonra mahkemeye gitme hakkına sahip olamayacaklar. İtirazlarından sonuç alamayan kişilerin bunu mahkemeye taşıyarak haklarını alma imkanı var. Ama itiraz etmezlerse, mahkemede kaybetme riski ile karşı karşıya kalırlar.”

KEY’de adını, aradığını bulamayan hak sahiplerinin önemli bir sıkıntıyı da itirazı nereye ve nasıl yapacaklarını bilememelerinden kaynaklandığını belirten Tezel, konuya şöyle açıklık getirdi:

BELGE BULUNAMASA DA İTİRAZ EDİLEBİLİR
“İnsanlar nereye itiraz edeceğini bilmiyorlar. Bunu şöyle açıklayabiliriz: 1987 ile 1995 yılları arasında kamu kurumlarında devlet memuru, asker, polis, yüksek öğretim kurumu gibi, yani kamu görevlisi şeklinde çalışılmışsa, her bir çalıştığımız kamu kurumuna tek tek dilekçe vereceğiz. Mesela bir polis memurunu örnek alalım. 1987-1988’de Nevşehir’de, 1989-1990 yıllarında Kars’ta 1991-1992 yıllarında İstanbul’da, 1992’den sonra Ankara’da çalışmışsa; her bir çalıştığı il emniyet müdürlüklerine ayrı ayrı dilekçe verecek. “Şu dönemlerde sizde çalıştım ama adıma KEY ödemesi çıkmadı” diye tek tek dilekçe verecek. Ancak kişi 1987-1995 yılları arasında ister kamuda ister özel sektörde SSK’lı olarak, yani işçi olarak geçinmişse bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüklerine dilekçe verecek. Kamu kurumlarına dilekçe vermeleri onlar için bir çözüm değil, mutlaka Sosyal Güvenlik Kurumu’na dilekçe verecekler. Yine kanunun 5. maddesine göre, itirazlarda itiraza konu dönemin kanıtlanmasına yarayacak belgelerle yapılmasında fayda var ama belge kesin şart değil. Çünkü 20 yıl önceki belgeyi bulmak çok zor birşey. Belge bulunamıyor dahi olsa, itiraz etmekte fayda var. Çünkü mahkemeye gitmek için belge gerekmiyor. Artık başka şekilde kanıtlayabilirler, çünkü belgenin bulunma ihtimali yok.

NÜFUSUMUZUN YÜZDE 20’Sİ KEY PARASI ALACAK
İlk açıklanan resmi rakamlarda KEY’de hak sahibi sayısının 3 milyon kişi olduğunu düşünüyorlardı. Biz bu sayının 3 milyon kişi olamayacağını yaklaşık 8.5 milyon kişinin olabileceğini söylemiştik önce ‘o kadar sayı olmaz dediler’ ama şimdi kabul ettiler. Biz daha sonra emeklilerle bu sayının 13.5 milyon civarını bulabileceğini, ölenlerle birlikte sayının 13.5 milyonu aşabileceğini belirtmiştik. Şimdi sayın Zeki Sayın’ın açıklamalarıyla, itirazlarla sayının 3- 3.5 milyon artacağını, toplam sayının 12.5, 13 milyona ulaşacağını söylüyor. Ben bu sayının 14 milyon olacağını düşünüyorum. Çünkü emeklilerden de vefat edenler var. Onların da mirasçılarıyla hak sahiplerinin sayısı 14 milyonu bulur. Yani ülkemizin yüzde 20’si KEY parasını birebir alacaktır demektir. 70 milyonluk ülkemizin yüzde 20’si KEY parası alacak.

3 MİLYONDAN FAZLA EMEKLİNİN KEY’İ VAR
Ben o dönem boyunca (1987-95) adına KEY ödemesi yatırılan 3 milyondan fazla emekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü 3320 sayılı Konut Edindirme Yardımı ile ilgili kanunun 1. maddesi, gerek T.C Emekli Sandığı’ndan emekli olanlara, gerek Sosyal Sigorta Kurumu’ndan emekli olanlara, gerek özel ve banka ve borsa sandıklarından emekli olanlara KEY ödemesi yapılacağı, bunun da Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ilgili Emlak Bankası hesabına yatırılacağı, Emekli Sandığı emeklileri için de Emekli Sandığı tarafından ilgili hesaba aktarılacağı yasada yazıyor. Bu anlamda yanlış anlaşılmayı gidermek adına söylüyorum, 1987 ila 1995 yılları arasında emekli olarak geçirilen süreler için devlet KEY ödemesi yaptı. Çıkan paraların da şu anda tam olması lazım. Örneğin, 1979 yılında emekli olan birisi için 1.400 YTL para çıkmış. Yani en yüksek rakam; zira 1979’da emekli olan biri için de 1987-1995 yılları arasında KEY parası yatırılmıştır ve şimdi alacakları KEY parası da tam olmalıdır.

EMEKLİLER “SUÇ İŞLER MİYİM?” DİYE SORUYORLAR
Ama insanlar bu parayı alıp almamakta tereddüt ediyorlar. KEY’in o dönemde kendileri adına ödendiğini bilmedikleri için bu konuda tereddütleri olduğu için yatırılan paranın haksız bir kazanç olduğunu düşünüyorlar, almakta tereddüt ediyorlar. “Biz bu parayı alırsak suç işler miyiz?” diye soruyorlar. Kendi hakları olan para için tereddüt ediyorlar. Bir kısmı emeklilere KEY ödemesi yapılmayacağı zannıyla keyodemeleri.com sayfasına girip vatandaşlık numarası ile araştırması bile yapmadı.

MİRASÇILAR DA KEY ALABİLİR
Emeklilere diyoruz ki, mutlaka keyodemeleri.com adresine girin. İsminizden, TC kimlik numaranızdan araştırın, para çıkıyorsa alın, eksik çıkıyorsa itiraz edin. İsminiz yoksa yine itiraz edin. Öte yandan 1987-1995 yılları arasında emeklilik dönemi geçiren ve daha sonra vefat eden ya da o dönem vefat eden kişilerin de hak sahipleri dediğimiz mirasçıları da yine vefat eden kişinin KEY ödemesi olup olmadığı konusunda bu web sayfasında araştırma yapsınlar.

ÖLENLERİN DE KİMLİK NUMARASI VAR
Bir yanlış bilgi daha var. Birçok kişi ölen kişinin T.C kimlik numarasının olmadığını zannediyorlar. İster şimdi vefat etmiş olsun, ister 20 yıl önce vefat etmiş olsun -ne zaman vefat etmiş olursa olsun- nüfus idaresinde kaydı olan her vatandaşın T.C kimlik numarası var; bundan 40 yıl önce ölmüş dahi olsa. Onlar ilk önce www. nvi.gov.tr web sayfasından ölen yakınlarının T.C kimlik numarasını bulsunlar. Daha sonra buldukları o numara ile keyodemeleri.com adresinden adlarına para olup olmadığını öğrensinler. Eğer paraları yoksa, itiraz etsinler. Para varsa, veraset ilamıyla mirasçı olduklarını belgeleyerek bu paralarını gidip Ziraat Bankası’ndan gönül rahatlığıyla alsınlar.

EVLİ KADINLAR NASIL KEY ÖDEMESİ ALABİLİR?
1987-1995 yılları arasındaki 9 yıl boyunca KEY hüküm sürdü. Bu süre boyunca kadın ve erkeğin bu dönemi evli olarak geçirmesi halinde bu dönemlerde ve erkeğin de KEY ödemesine hak kazanacak şekilde çalışıyor olması veya emekli olması halinde, aile reisi olması sebebiyle sadece erkeklere KEY ödemesi yapıldı, kadınlara yapılmadı.

Tabii bu 1987- 1995 arasında kadının bekar geçirdiği dönem veya boşanıp geçirdiği bir dönem vardır veya eşinin vefat etmesi nedeniyle geçirdiği dönem vardır. İster bekar, ister eşinin vefat etmesi, ister boşanma nedeniyle veya eşinin KEY ödemesi alacak şekilde çalışmadan geçirdiği dönemlerde KEY paraları kadınlara ödendi. Bu nedenle bekar olan dönemleri, boşandıkları, eşlerinin çalışmadıkları dönemlerde çalışmış olan kadınların KEY paraları ödendi. Bu dönemler için kadınlara KEY ödemesi olacaktır. keyodemeleri.com adresli web sayfasından TC kimlik numaralarıyla veya sosyal güvenlik numaralarıyla isimlerine KEY ödemesi çıkıp çıkmadığını kontrol etsinler. Şayet çıkmışsa paralarını alsınlar. Çıkmamışsa biriktirdiği veya rakamdan daha az çıkmışsa mutlaka 27 Ekim 2008’e kadar üç aylık süre içinde ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüğüne veya kamu kurumlarında çalışmışlarsa şikayetlerini mutlaka kamu kurumlarına yapsınlar.

KADINLAR KEY’İN MİKTARINI ANAPARADAN ÇIKARABİLİR
Rakamsal olarak, “Şu aylar için bu kadar rakamdır” diye hesaplamaları aşağı yukarı yapabiliriz. Çünkü 9 yıllık dönem için hesaplamalarda 1.400 YTL para olacağı resmi makamlarca açıklandı. Bu anlamda 4.5 yıllık dönem için 700 YTL gibi, 1 yıllık dönem için alınacak paranın 150 YTL olabileceği gibi, çeşitli hesaplamalar yapılabilir. Ama ayrı ayrı hesaplamalar için keyödemeleri.com sayfasında ana para rakamları var. Ana paranın ne kadar olduğunu belirtiyorlar. Ana para rakamlarında yine 1987 ila 1995 yılları arasında 3.500 TL’den başlayan son 800 bin TL ile biten KEY ödemelerinin ne kadar ay olduğunu da o anaparadan kendileri çıkarabilirler. Mesela 1995 yılında KEY ödemelerine ilişkin kadınların 10 ay kendilerine özgü çalışmaları varsa, aylık 800 bin TL’den toplamın ne kadar olacağını göreceklerdir. keyodemeleri.com sayfasında 800 bin TL’ yi (şimdiki rakamla 80 YKr) görürlerse rakamın doğru olduğuna kani olabilirler. Ama ana para rakamının bu rakamdan daha az görürlerse itirazlarını yapsınlar.”

EVRAKLAR 95 YIL SAKLANMALIYDI
KEY hesaplarıyla ilgili evrakların bir bölümünün yakılmasını da değerlendiren Tezel, Türkiye Emlak Bankası A.Ş. yöneticilerinin basiretli bir yönetici gibi davranmadıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Aslında Başbakanlığın evrak saklama tebliğine göre vatandaşla birebir ilişkili evrakların 95 yıl saklanması gerekiyor. SSK ile ilgili evrakların da 95 yıl saklanması gerekiyordu. Türkiye Emlak Bankası A.Ş. kendisine verilen KEY belgelerini 10 yıllık dönemden sonra yakmış. Daha doğrusu SEKA’ya göndermiş. Öte yandan 95 yıl saklanmasa bile bu paraların dağıtılmadığı ortada. İsim listelerinin başka yerde bulunamayacağı da belli. Bu nedenle Emlak Bankası’nı bu isimlere bir daha ulaşamayacağını görmesi gerekirdi. Basiretli bir kamu yöneticisi gibi davranmak gerekirdi. Maalesef Türkiye Emlak Bankası A.Ş. yöneticileri 2005 yılında bunları SEKA’ya göndererek, basiretli bir yönetici gibi davranmamışlar. Bana göre haklarında suç duyurusunda bulunmak gerekir. Çünkü bu belgeler 95 yıl saklanması gereken belgeler.”

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KEY’de belgesi olmayanların da itiraz hakkı var… İşte mağdur olduğunu düşünenlerin yapması gerekenler…

Sosyal güvenlik uzmanı Tezel, emekliler, mirasçılar, boşanmış kadınlarla birlikte Türkiye nüfusunun yüzde 20’sinin KEY’de hak sahibi olduğunu söyledi. Tezel’e göre, belgesi olmayan da itiraz edebilecek.

Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinde neredeyse her gün yeni bir sürprizle karşılanıyor. Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel, KEY’le ilgili tartışmalı konulara NTVMSNBC’de yanıtladı. KEY kesintilerinin yapıldığı dönemde emekli olanlar da para alabilecek mi? Belgesi olmayan itiraz edebilir mi? Boşanmış kadınlar nasıl KEY ödemesi alabilir? İşte Tezel’in yanıtları…
Haberin devamı

Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel, emeklilerin KEY alıp alamayacaklarına ilişkin tereddütlerin resmi kurumların net açıklama yapmamasından kaynaklandığını belirterek, şunları söyledi:

ÖNCE İTİRAZ SONRA MAHKEME
“Resmi kurumlardan bu konuyla ilgili bilgi alınmadı. Çünkü neyin ne olduğundan onların da haberi yok. Kimlerin hak sahibi olduklarını bile sonradan öğrendiler. Şimdi bile emeklilere ödeme yapılıp yapılmayacağı konusunda kendi yetkililerinin tereddütleri var ama açıklayamıyorlar. Fakat kanun açık. Emekliler ve mirasçıları da paralarını alabilecekler. Yetkili olan kişiler bilmediklerinden ya da bilenleri de açıklamadıklarından bu iş vatandaşların el yordamıyla sağdan soldan aldığı doğru-yanlış bilgilerle oldu. Mesela bir gazete, “KEY parasını alanlar itiraz edemeyecek” dedi. Öyle birşey yok. Parayı almış olmak itiraz etmeye engel değil; ister almış olalım ister almayalım biz 27 Ekim 2008 gününe kadar itiraz edelim. 27 Ekim tarihinin özellikle altını çiziyorum. Bu tarihe kadar itiraz edilmezse daha sonra itiraz etme hakkı yok. Kanunda itiraz ön şart olduğu için, kanunda belirtildiği gibi itiraz etmeyen kişiler daha sonra mahkemeye gitme hakkına sahip olamayacaklar. İtirazlarından sonuç alamayan kişilerin bunu mahkemeye taşıyarak haklarını alma imkanı var. Ama itiraz etmezlerse, mahkemede kaybetme riski ile karşı karşıya kalırlar.”

KEY’de adını, aradığını bulamayan hak sahiplerinin önemli bir sıkıntıyı da itirazı nereye ve nasıl yapacaklarını bilememelerinden kaynaklandığını belirten Tezel, konuya şöyle açıklık getirdi:

BELGE BULUNAMASA DA İTİRAZ EDİLEBİLİR
“İnsanlar nereye itiraz edeceğini bilmiyorlar. Bunu şöyle açıklayabiliriz: 1987 ile 1995 yılları arasında kamu kurumlarında devlet memuru, asker, polis, yüksek öğretim kurumu gibi, yani kamu görevlisi şeklinde çalışılmışsa, her bir çalıştığımız kamu kurumuna tek tek dilekçe vereceğiz. Mesela bir polis memurunu örnek alalım. 1987-1988’de Nevşehir’de, 1989-1990 yıllarında Kars’ta 1991-1992 yıllarında İstanbul’da, 1992’den sonra Ankara’da çalışmışsa; her bir çalıştığı il emniyet müdürlüklerine ayrı ayrı dilekçe verecek. “Şu dönemlerde sizde çalıştım ama adıma KEY ödemesi çıkmadı” diye tek tek dilekçe verecek. Ancak kişi 1987-1995 yılları arasında ister kamuda ister özel sektörde SSK’lı olarak, yani işçi olarak geçinmişse bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüklerine dilekçe verecek. Kamu kurumlarına dilekçe vermeleri onlar için bir çözüm değil, mutlaka Sosyal Güvenlik Kurumu’na dilekçe verecekler. Yine kanunun 5. maddesine göre, itirazlarda itiraza konu dönemin kanıtlanmasına yarayacak belgelerle yapılmasında fayda var ama belge kesin şart değil. Çünkü 20 yıl önceki belgeyi bulmak çok zor birşey. Belge bulunamıyor dahi olsa, itiraz etmekte fayda var. Çünkü mahkemeye gitmek için belge gerekmiyor. Artık başka şekilde kanıtlayabilirler, çünkü belgenin bulunma ihtimali yok.

NÜFUSUMUZUN YÜZDE 20’Sİ KEY PARASI ALACAK
İlk açıklanan resmi rakamlarda KEY’de hak sahibi sayısının 3 milyon kişi olduğunu düşünüyorlardı. Biz bu sayının 3 milyon kişi olamayacağını yaklaşık 8.5 milyon kişinin olabileceğini söylemiştik önce ‘o kadar sayı olmaz dediler’ ama şimdi kabul ettiler. Biz daha sonra emeklilerle bu sayının 13.5 milyon civarını bulabileceğini, ölenlerle birlikte sayının 13.5 milyonu aşabileceğini belirtmiştik. Şimdi sayın Zeki Sayın’ın açıklamalarıyla, itirazlarla sayının 3- 3.5 milyon artacağını, toplam sayının 12.5, 13 milyona ulaşacağını söylüyor. Ben bu sayının 14 milyon olacağını düşünüyorum. Çünkü emeklilerden de vefat edenler var. Onların da mirasçılarıyla hak sahiplerinin sayısı 14 milyonu bulur. Yani ülkemizin yüzde 20’si KEY parasını birebir alacaktır demektir. 70 milyonluk ülkemizin yüzde 20’si KEY parası alacak.

3 MİLYONDAN FAZLA EMEKLİNİN KEY’İ VAR
Ben o dönem boyunca (1987-95) adına KEY ödemesi yatırılan 3 milyondan fazla emekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü 3320 sayılı Konut Edindirme Yardımı ile ilgili kanunun 1. maddesi, gerek T.C Emekli Sandığı’ndan emekli olanlara, gerek Sosyal Sigorta Kurumu’ndan emekli olanlara, gerek özel ve banka ve borsa sandıklarından emekli olanlara KEY ödemesi yapılacağı, bunun da Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ilgili Emlak Bankası hesabına yatırılacağı, Emekli Sandığı emeklileri için de Emekli Sandığı tarafından ilgili hesaba aktarılacağı yasada yazıyor. Bu anlamda yanlış anlaşılmayı gidermek adına söylüyorum, 1987 ila 1995 yılları arasında emekli olarak geçirilen süreler için devlet KEY ödemesi yaptı. Çıkan paraların da şu anda tam olması lazım. Örneğin, 1979 yılında emekli olan birisi için 1.400 YTL para çıkmış. Yani en yüksek rakam; zira 1979’da emekli olan biri için de 1987-1995 yılları arasında KEY parası yatırılmıştır ve şimdi alacakları KEY parası da tam olmalıdır.

EMEKLİLER “SUÇ İŞLER MİYİM?” DİYE SORUYORLAR
Ama insanlar bu parayı alıp almamakta tereddüt ediyorlar. KEY’in o dönemde kendileri adına ödendiğini bilmedikleri için bu konuda tereddütleri olduğu için yatırılan paranın haksız bir kazanç olduğunu düşünüyorlar, almakta tereddüt ediyorlar. “Biz bu parayı alırsak suç işler miyiz?” diye soruyorlar. Kendi hakları olan para için tereddüt ediyorlar. Bir kısmı emeklilere KEY ödemesi yapılmayacağı zannıyla keyodemeleri.com sayfasına girip vatandaşlık numarası ile araştırması bile yapmadı.

MİRASÇILAR DA KEY ALABİLİR
Emeklilere diyoruz ki, mutlaka keyodemeleri.com adresine girin. İsminizden, TC kimlik numaranızdan araştırın, para çıkıyorsa alın, eksik çıkıyorsa itiraz edin. İsminiz yoksa yine itiraz edin. Öte yandan 1987-1995 yılları arasında emeklilik dönemi geçiren ve daha sonra vefat eden ya da o dönem vefat eden kişilerin de hak sahipleri dediğimiz mirasçıları da yine vefat eden kişinin KEY ödemesi olup olmadığı konusunda bu web sayfasında araştırma yapsınlar.

ÖLENLERİN DE KİMLİK NUMARASI VAR
Bir yanlış bilgi daha var. Birçok kişi ölen kişinin T.C kimlik numarasının olmadığını zannediyorlar. İster şimdi vefat etmiş olsun, ister 20 yıl önce vefat etmiş olsun -ne zaman vefat etmiş olursa olsun- nüfus idaresinde kaydı olan her vatandaşın T.C kimlik numarası var; bundan 40 yıl önce ölmüş dahi olsa. Onlar ilk önce www. nvi.gov.tr web sayfasından ölen yakınlarının T.C kimlik numarasını bulsunlar. Daha sonra buldukları o numara ile keyodemeleri.com adresinden adlarına para olup olmadığını öğrensinler. Eğer paraları yoksa, itiraz etsinler. Para varsa, veraset ilamıyla mirasçı olduklarını belgeleyerek bu paralarını gidip Ziraat Bankası’ndan gönül rahatlığıyla alsınlar.

EVLİ KADINLAR NASIL KEY ÖDEMESİ ALABİLİR?
1987-1995 yılları arasındaki 9 yıl boyunca KEY hüküm sürdü. Bu süre boyunca kadın ve erkeğin bu dönemi evli olarak geçirmesi halinde bu dönemlerde ve erkeğin de KEY ödemesine hak kazanacak şekilde çalışıyor olması veya emekli olması halinde, aile reisi olması sebebiyle sadece erkeklere KEY ödemesi yapıldı, kadınlara yapılmadı.

Tabii bu 1987- 1995 arasında kadının bekar geçirdiği dönem veya boşanıp geçirdiği bir dönem vardır veya eşinin vefat etmesi nedeniyle geçirdiği dönem vardır. İster bekar, ister eşinin vefat etmesi, ister boşanma nedeniyle veya eşinin KEY ödemesi alacak şekilde çalışmadan geçirdiği dönemlerde KEY paraları kadınlara ödendi. Bu nedenle bekar olan dönemleri, boşandıkları, eşlerinin çalışmadıkları dönemlerde çalışmış olan kadınların KEY paraları ödendi. Bu dönemler için kadınlara KEY ödemesi olacaktır. keyodemeleri.com adresli web sayfasından TC kimlik numaralarıyla veya sosyal güvenlik numaralarıyla isimlerine KEY ödemesi çıkıp çıkmadığını kontrol etsinler. Şayet çıkmışsa paralarını alsınlar. Çıkmamışsa biriktirdiği veya rakamdan daha az çıkmışsa mutlaka 27 Ekim 2008’e kadar üç aylık süre içinde ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüğüne veya kamu kurumlarında çalışmışlarsa şikayetlerini mutlaka kamu kurumlarına yapsınlar.

KADINLAR KEY’İN MİKTARINI ANAPARADAN ÇIKARABİLİR
Rakamsal olarak, “Şu aylar için bu kadar rakamdır” diye hesaplamaları aşağı yukarı yapabiliriz. Çünkü 9 yıllık dönem için hesaplamalarda 1.400 YTL para olacağı resmi makamlarca açıklandı. Bu anlamda 4.5 yıllık dönem için 700 YTL gibi, 1 yıllık dönem için alınacak paranın 150 YTL olabileceği gibi, çeşitli hesaplamalar yapılabilir. Ama ayrı ayrı hesaplamalar için keyödemeleri.com sayfasında ana para rakamları var. Ana paranın ne kadar olduğunu belirtiyorlar. Ana para rakamlarında yine 1987 ila 1995 yılları arasında 3.500 TL’den başlayan son 800 bin TL ile biten KEY ödemelerinin ne kadar ay olduğunu da o anaparadan kendileri çıkarabilirler. Mesela 1995 yılında KEY ödemelerine ilişkin kadınların 10 ay kendilerine özgü çalışmaları varsa, aylık 800 bin TL’den toplamın ne kadar olacağını göreceklerdir. keyodemeleri.com sayfasında 800 bin TL’ yi (şimdiki rakamla 80 YKr) görürlerse rakamın doğru olduğuna kani olabilirler. Ama ana para rakamının bu rakamdan daha az görürlerse itirazlarını yapsınlar.”

EVRAKLAR 95 YIL SAKLANMALIYDI
KEY hesaplarıyla ilgili evrakların bir bölümünün yakılmasını da değerlendiren Tezel, Türkiye Emlak Bankası A.Ş. yöneticilerinin basiretli bir yönetici gibi davranmadıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Aslında Başbakanlığın evrak saklama tebliğine göre vatandaşla birebir ilişkili evrakların 95 yıl saklanması gerekiyor. SSK ile ilgili evrakların da 95 yıl saklanması gerekiyordu. Türkiye Emlak Bankası A.Ş. kendisine verilen KEY belgelerini 10 yıllık dönemden sonra yakmış. Daha doğrusu SEKA’ya göndermiş. Öte yandan 95 yıl saklanmasa bile bu paraların dağıtılmadığı ortada. İsim listelerinin başka yerde bulunamayacağı da belli. Bu nedenle Emlak Bankası’nı bu isimlere bir daha ulaşamayacağını görmesi gerekirdi. Basiretli bir kamu yöneticisi gibi davranmak gerekirdi. Maalesef Türkiye Emlak Bankası A.Ş. yöneticileri 2005 yılında bunları SEKA’ya göndererek, basiretli bir yönetici gibi davranmamışlar. Bana göre haklarında suç duyurusunda bulunmak gerekir. Çünkü bu belgeler 95 yıl saklanması gereken belgeler

NTVMSNBC

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar