Kategori 'Kariyer' Category

Harika bir işe kabul edildiniz ve işe ilk başlayacağınız gün gittikçe yaklaşıyor. Görüşmeler süresince yeni işverenlerinizin gözünde iyi bir izlenim yaratmayı başardınız. Aynı izlenimi elbette işe başladıktan sonra da sürdürmek istiyorsunuz. Peki bunu nasıl yapabilirsiniz?

Yoğun iş görüşmeleri sonrasında işinize başlamak üzeresiniz. Yeni işverenlerin potansiyelinizi gördüğünü, yetkinliklerinizi uygun bulduğunu biliyorsunuz. Diğer bir deyişle, onları etkilemeyi başardınız ve onlar da sizi işe aldılar. Artık önemli olan, yarattığınız olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde başarılı olmanız. Bu süreçte de işe başlamanızı takip eden ilk aylar çok önemli. İşte Amerikalı uzman Susan W. Miller’dan, ilk birkaç ayınızı başarıyla tamamlayabilmeniz için öneriler…

İlk aylar neden önemli?
Uzmanlar, bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışlarıyla hatırlandığını söylüyor. Zorlu işe alım süreçlerinden geçip işe kabul edildiğinizde bunun, bir son değil bir başlangıç olduğunu bilmelisiniz.

Çünkü ilk aylar boyunca sadece sizi işe alan kişiler veya yöneticileriniz değil, iş arkadaşlarınız ve tüm diğer çalışanlar tarafından sıkı bir gözlem altında tutulacaksınız.Yöneticileriniz performansınızı ve iş ortamına uyumunuzu değerlendirirken, iş arkadaşlarınız da giyiminizden davranışlarınıza, telefonda konuşma tarzınızdan, yemek yiyişinize kadar tüm ayrıntıları değerlendiriyor olacak. Ama hemen paniğe kapılmayın. Bazı basit noktalara dikkat ederseniz her çalışanın yaşadığı bu süreci sizin başarıyla atlatmanız mümkün.

Geç kalmamaya büyük özen gösterin
Trafik veya çeşitli aksilikler nedeniyle hepimiz zaman zaman işimize geç kalabiliriz. Ancak işe başladığımız ilk günlerde bu aksilikleri en aza indirgemek için çok büyük özen göstermeliyiz. Çünkü profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi, dakikliktir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Aksilikleri en aza indirgemek için alınacak başlıca önlem, ev ve iş arasındaki mesafeyi ve zamanı iyi ayarlamaktır. İlk günlerde evden yarım saat kadar erken çıkarak vaktinde işte olmayı garantileyebilirsiniz. Eğer şirketin sağladığını servis araçlarını kullanıyorsanız, aynı özeni servis saatlerine de göstermelisiniz.

İşe karşı isteğinizi belli edin
Yeni iş ortamınıza ve görevlerinize alışmak zor olabilir. Ancak bu zorlukların sizi yıldırmasına izin vermemeli, her zaman güler yüzlü olmalısınız. Bununla beraber enerjik ve öğrenmeye açık olduğunuzu sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermelisiniz.

Soru sormaktan çekinmeyin
Öğrenmeniz gereken birçok şey olacaktır. Kahve makinesi veya bilgisayarınızla ilgili ayrıntılardan, şirket içindeki görev dağılımlarına kadar birçok konuda bilgi edinmeniz gerekecek. Bu konularda çalışma arkadaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin. Olumsuz tepkiler alıyorsanız, doğru kişiye sormuyorsunuz demektir. O zaman da doğru kişinin kim olduğunu bulmak yolundaki çalışmalarınıza devam edebilirsiniz.

İyi bir dinleyici olun
Sorduğunuz soruların yanıtlarını çok iyi bir şekilde dinleyin. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.


Bir arkadaş çevresi oluşturun

Uzmanlar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu söylüyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Örneğin öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlerde de yerinizi almaya çalışın. Yeni insanlarla tanışıp arkadaşlık kurma bazıları için çok kolay ve kendiliğinden bir davranıştır. Siz bu kişilerden biri değilseniz, özel çaba göstererek iş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmalısınız. Unutmayın, iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenin
Yeni işvereninizin en önemli ürünlerinin ve hizmetlerinin neler olduğunu çok iyi bir şekilde anlamalısınız. Genelde bir şirketin kalbi satış ve müşteri ilişkileri bölümünde atar. Bu bölümlerde görevli olmasanız bile satış faaliyetlerini yakından takip etmeye çalışın. Örneğin, insan kaynakları gibi, şirketin ürünlerini satmakla sorumlu olmadığınız bir alanda çalışıyor bile olsanız bile şirketin amaçlarını biliyor olmak, iyi bir izlenim bırakacak ve işinizi daha iyi bir şekilde yapmanıza yardımcı olacaktır. Bu tür bir yaklaşım sizi farklılaştıracak ve işinizden daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır.

Yöneticinizin beklentilerini öğreninİlk toplantılarınızın birinde yöneticinize, işinizin ilk aylarında size ne gibi hedefler çıkardığını sorun. Bu soru aslında görüşmeler sırasında da sorulmuş olabilir ama işe başlayınca bazı planlarda değişiklik olabilir. Ancak bazen yöneticiniz sizden beklediklerini tam söylemeyebilir veya henüz ayrıntılı bir planı olmayabilir. Görüşmeden somut bir amaçlar listesiyle dönmeseniz bile, önceliklerinizin neler olduğu konusunda bir fikre sahip olmaya çalışmalısınız.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yenibiriş, üyeleri arasında düzenlediği anketlerle insan kaynakları alanında pek çok veri elde ediyor. Düzenli olarak yapılan bu anketlerden biri de etkili özgeçmiş yazma konusunu ele alıyor. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların sadece %15,9’u etkili özgeçmiş yazmayı bildiğinden emin.
İnternet üzerinden verdiği insan kaynakları hizmetleriyle bireylerin ve kurumların iş ve aday arama süreçlerini kısaltan Yenibiriş, üyeleri arasında yaptığı anketlerle de sektörün nabzını tutuyor. Birçok farklı konuda hazırlanan bu anketlerin sonuçları, hem sektörel veri elde edilmesi, hem de üyelerin bilgilendirilmesi açısından önem taşıyor.
Yenibiriş’in yaptığı en yeni anketlerden birinin konusu “Etkili Özgeçmiş Yazma”. Ankete katılan 15 binden fazla kişinin büyük bölümü (%65,5) yazdığı özgeçmişin etkili olup olmadığını bilmiyor. Bazı katılımcıların özgeçmiş yazma konusunda hiçbir fikri yokken, sadece %15,9’luk bir kesim etkili özgeçmiş yazdığından emin görünüyor. Bu verileri dikkate alan Yenibiriş, etkili özgeçmiş yazmanın yolları hakkında üyelerini gerek makaleler, gerekse Yenibiriş Akademi üzerinden verilen eğitimler aracılığıyla bilgilendiriyor.

Etkili özgeçmiş nasıl yazılır?

Yenibiriş uzmanları, etkili bir özgeçmiş yazmanın, işe alımdaki ilk kritik nokta olduğunu belirterek, iş arayanlara şu önerilerde bulunuyorlar:

  • Özgeçmişinize mutlaka ön yazı ekleyin. Ekleyeceğiniz ön yazı, dikkat çekmenizi ve yüzlerce özgeçmiş arasında hatırlanmanızı sağlayacaktır. Ön yazıda, özgeçmişteki bilgiler değil, bu işe neden uygun olduğunuz ve neden bu işi istediğiniz yer almalıdır.
  • İşverenler, özgeçmişleri okurken sadece beklentileri mevcut mu diye bakarlar. Bunun için de genelde 10 saniyeden fazla zaman ayırmazlar. O nedenle, genele yönelik bir özgeçmiş yerine, başvurduğunuz işe göre düzenlediğiniz bir özgeçmiş kullanın.
  • Özgeçmişinize eklediğiniz fotoğraf yeni ve önden çekilmiş, düzgün görünümlü bir çalışan adayını gösteriyor olmalıdır.
  • Becerileriniz ve eğitiminiz ile işin nitelikleri örtüşmelidir. Özgeçmişiniz, başvurduğunuz iş için en uygun aday olduğunuzu yansıtmalıdır.
  • Başvurduğunuz iş için gerekli ve uygun özelliklerinizi ön plana çıkarın. İşi neden istediğinizi değil, işe girerseniz onlara ne katacağınızı gösterin.
  • Gönüllü çalışmalarınız, aldığınız ödüller ya da farklı eğitimler varsa, başvurunuz için bir önemi olmadığını düşünseniz bile bunları özgeçmişinize koymayı ihmal etmeyin. Başvurduğunuz işle doğrudan bağlantısı olmasa da çok yönlü biri olduğunuzu gösterir.
  • “Ben”, “benim” gibi kelimeler yerine daha resmi ifadeler kullanın. Örneğin “Sözleşmeleri ben hazırlıyordum,” yerine “Sözleşmelerin hazırlanmasının sorumluluğu bana aitti,” diyebilirsiniz

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tags:

Kariyer planlama nasil yapılmalıdır..

İşinizde mutsuz musunuz? Şu an bulunduğunuz işte geleceğiniz olmadığını mı düşünüyorsunuz? İlk işiniz mi? Günümüzde hızla değişen iş koşullarına ve kurallarına ayak uydurmak mı istiyorsunuz?

Yapmanız gereken ilk şey, oturup geleceğiniz ile ilgili bir kariyer planı yapmaktır. Kariyer planı kariyerinizde ulaşmak istediğiniz hedefe ulaşmanızı kolaylaştıracak bir haritadır.
Finans Planı: Kariyer planında yapacağınız değişiklikler finansal durumunuzu etkileyebilir. Başınıza gelebilecekleri önceden düşünmeniz ve çözüm yolları üretmeniz önerilir.

Özet: Ne kadar sıklıkla durup, kariyer haritanıza ve koşullarına göz atarsanız sizin için o kadar faydalı olur. Eğer planlamaya yeni başladıysanız, her hafta, eğer daha rahat bir süreç içindeyseniz, ayda bir defa kariyer planınızı gözden geçirmeniz tavsiye edilir.

Kariyer planı iş hayatınız boyunca bir çok farklı aşamada faydalı olacaktır, örneğin iş yerinizde (bulunduğunuz departmanın kapanması, firmanızın satılması�vb.) ya da özel hayatınızda karşınıza çıkacak ani bir değişiklikte çok işinize yarayacaktır. Böylece ihtiyacınız olduğunda, fazla endişelenmeden hazırlamış olduğunuz plana ve stratejilerinize göz atabileceksiniz.

Kariyer planlamada dikkat etmeniz gereken ilk şey gerçekten ne yapmak istediğinize karar vermektir. Karar verdikten sonra yapmanız gereken işlemler sandığınızdan çok daha kolay olacaktır. Ne istediğinize karar vermenin yolu kendinizi tanımaktan geçer. Kim olduğunuzu, neleri yapmaktan zevk aldığınızı, bilgi ve becerilerinizi, başarılı olduğunuz alanları bilmelisiniz. Kendi kendinize yapacağınız değerlendirmelerin yanı sıra, çevrenizde size yakın olan insanlar da bu konuda size çok yardımcı olacaklardır.

Kariyer Planı nasıl yapılır?

Genel Bakış: İlk aşamada sizin için anlamlı olan bir süre içinde (6 ay, 3 yıl, 10 yıl) ulaşmak istediğiniz hedef ile ilgili kararlarınızı vermelisiniz. Nereye ve ne zaman ulaşmak istediğiniz konusunda kararlı olmalısınız. Her an planınızın önüne çıkacak engellerle karşılaşabilirsiniz. Bu çalıştığınız firmanın iflas etmesinden, eşinizin başka bir şehirde iş bulmasına kadar her şey olabilir. Bunlar için her zaman hazırlıklı olmalısınız. Her zaman yedekte bir B planı bulundurmakta fayda var.

Sektör Belirleme: Bir sonraki adım sektör belirlemek olmalıdır. Hangi sektörlerin ve firmaların geleceği olduğunu ve bunlardan hangilerinin size ihtiyacı olabileceğini tespit etmelisiniz. Tabi bunu yaparken niteliklerinizi, bilgi ve becerilerinizi göz önünde bulundurmanız, mezun olduğunuz bölüm olmasa bile ilgili olduğunuz ve kendinize güvendiğiniz alanı belirlemeniz gerekir.

Pazarlama Planı: Size uygun sektörü ve mesleği bulduktan sonra, veya çalıştığınız iş sizi tatmin etmiyorsa; bilgi, beceri ve deneyimlerinizi kullanabileceğiniz pozisyonlar için bir plan geliştirmelisiniz. Neler yapabileceğinizi, nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini yavaş yavaş kafanızda oluşturmalısınız.

Güçlü ve zayıf yanlarınızı belirleyinnemli olan güçlü taraflarınızı arttırmak ve zayıf taraflarınızı en aza indirgemektir, ama bunu başarabilmek için once güçlü ve zayıf yönlerinizin neler olduklarını bilmeniz gerekir, ve bu her zaman söylendiği kadar kolay değildir. Kendinizi dinlemeniz ve bunu mümkü olduğunca tarafsız, kendinizi korumadan yapmaya çalışmalısınız. Yardım almak için çevrenizdeki insanlara, yakınlarınıza sorabilirsiniz. Bunlar size kendiniz hakkında yeni bir fikir kazandırabilir.

Konumlandırma: Yaptığınız işte iyi olmak için, ne yaptığınızı biliyor olmanız gerekir. �Konumlandırma’ kim olduğunuz, kendinizi nerede görmek istediğiniz, becerileriniz, sektöre ve firmaya ne kadar uygun olup olmadığınızdan oluşan bir paragraftır. Bir paragrafta kariyer hedefinizi açıklayan bir yazı yazmanız hedefinizi netleştirmek ve gerçekleştirmek açısından önemlidir.

Hareket Planı: Önümüzdeki bir iki sene içinde ne yapmak istediğinize karar verdiğinize göre, artık sıra bunu yerine getirmek için kullanacağınız taktikleri belirlemeye geldi. Araştıra yapabilir, sektördeki uzmanlarla konuşabilir ve yapmayı planladığınız işde başarılı olmuş olan insanları inceleyebilirsiniz. Öncelikle ilgili sektör ve belli başlı firmalar ile ilgili detaylı bilgi edinmelisiniz, daha sonra tanıdıklarınız veya onlar aracılığıyla başkalarıyla görüşmekte büyük fayda vardır, fakat birden fazla kişiyle görüşmeye ve onlarla aranızdaki farklılıkları göz ardı etmemeye özen gösterin.
Önemli olan planınızı gözden geçirmek için belirli bir aralık belirlemiş olmanızdır, böylece dah sistemli ve planlı ilerleyebilirsiniz.

Kariyer Planlamada En Çok Yapılan On Hata Nedir?

Kariyer planınızı yapacaksınız ama biraz daha ipucuna ihtiyacınız var. Kariyer planınızı yaptınız. Bir süredir uyguluyorsunuz fakat bir türlü hiçbir şey istediğiniz gibi olmuyor. Kariyer planınızın işe yaramadığını düşünüyorsunuz. Hatanın nerede olduğunu merak ediyorsunuz. İşte size kariyer planlama sırasında en sık yapılan on hata�

Hata 1: Kısa dönemli maddi ihtiyaçlarınızı ve uzun dönem hayat/kariyer hedeflerinizi birleştirerek, her ikisini de aynı zamanda karşılamaya çalışıyorsunuz. Daha güvenli maddi altyapınızı sağlamadan üzerine birşeyler kurmak istiyorsunuz.

Hata 2: Çabuk ya da geçici çözümler arıyorsunuz. Örneğin; cevabı bulmak için bir fikirden diğerine atlıyorsunuz. Unutmayın ki; tatmin edici ve prestijli bir kariyer sahibi olmak zaman, sabır ve iyi bir plan gerektirir.

Hata 3: Kişisel tatmininizi sağlamak için kendinizi tanımadan ve ne istediğinizi bilmeden başarıyı dış dünyada arıyorsunuz.

Hata 4: Kariyer gelişimi sürecini hiçkimseden ve hiçbir yardım almadan ilerletmeye çalışıyorsunuz.

Hata 5: Kendi doğrularınızı uygulamak yerine ailenizin veya başkalarının ‘-meli, -malı’ larına uymaya çalışıyorsunuz. Belki de, ne istediğinizi bilmeden ve araştırmadan dış faktörlerin katkılarıyla kendinize bir yön seçmeye çalışıyorsunuz.

Hata 6: Para kazanmanın tek yolunun şimdiye kadar yaptığınız şeyi yapmaya devam etmek olduğunu sanıyorsunuz.

Hata 7: Sadece ilanları takip ediyor ve yöntemleri, girişimci pazarlama metodlarını göz ardı ediyorsunuz. Unutmamalısınız ki; iş arama sürecinize ne kadar çok insanı katar, ne kadar çok bağlantı kurarsanız, hem aradığınız pozisyona ulaşmanız o kadar kolay olur, hem de bakış açınız o kadar genişler.

Hata 8: Başarılı olamadığınız veya ilerleyemediğiniz için kendinizi, başkalarını, geçmiş olayları veya durumları suçluyorsunuz. Bu yüzden de kendinizi bir kurban gibi görüp hayatınızın sorumluluğunu üzerinize almıyorsunuz.

Hata 9: Kendinize güveniniz eksik oldğu için veya ne istediğinizden emin olmadığınız için harakete geçmiyorsunuz.

Hata 10: Sadece ne yapacağınıza karar vermiş olduğunuz için bundan vazgeçemeyeceğinizi ya da değiştiremeyeceğinizi düşünüyorsunuz.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kadın çalışanlar iş hayatlarında bazen kendilerinden, bazen yöneticilerinden, bazen de meslektaşlarından kaynaklanan engellerle karşılaşıyorlar.

Günümüz iş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, ötesine geçemedikleri bir “cam tavan”ın altında çalışmak zorunda kalmaktadır. Cam tavan; kadınların belirli bir seviyede birtakım engellere takılması anlamına gelmekte ki cam tavan kullanımıyla kastedilen karşılaşılan sorunların belirsizliğidir.

Kadınlar için çalışma hayatının en büyük engeli olan bu cam tavanın üç boyutu bulunmaktadır; yani bahsedilen üç basamaklı bir cam tavandır. Bu cam tavanın boyutlarının ortaya çıkmasındaki belirgin faktörler çoğunlukla sosyo-kültürel nitelikte olup, sosyalleşme süreci; normlar, kanunlar ve kurumsal düzenlemeler; eğitim düzeyi ve endüstriyel gelişim seviyesi ile birebir ilişkilidir. Cam tavanın 3 boyutunu oluşturan 3 ana engel vardır ki kadınlar bu bariyerler doğrultusunda kariyer gelişimlerini belirlemektedir. Bu engeller:

1- Erkek yöneticiler tarafından konulan engeller
2- Kadın yöneticiler tarafından konulan engeller
3- Kişinin kendi kendine koyduğu engellerdir.

Erkek Yöneticiler Tarafından Konulan Engeller:
Cam tavan literatüründe en çok erkekler tarafından konan engellerden bahsedilmektedir.
• Tarafsızlık ilkesi: Cinsiyetler arasındaki fark kabul edilirken bir üstünlüğün olmadığının kabul edilmesi durumu.
• Cinsiyet körlüğü: Kadın-erkek farkı yok; “insan” görüşü hakim.
• Koruma, kollama içgüdüsü (iyi niyetli ayrımcılık): Kadın birtakım mazeretlerle (“Ailesi çok önemli, çok iş vermeyelim”gibi) kollanır.
• Kadınlara yönelik önyargılar: Çoğu negatif olan bu önyargılar kadınların verilen üst düzey işleri yapamayacağına dair görüşleri içerir. Kişilik, kararlılık ve azim açısından yetersiz olarak değerlendirilirler.
• Kadınlarla kurulan iletişim zorluğu
• Gücü elde tutma isteği

Kadın yöneticiler tarafından konulan engeller:
Kadınların %50-60’ı daha çok erkek yöneticilerle çalışmak istiyorlar. Daha çok erkek yöneticilerin koyduğu engeller tartışılırken kadın yöneticilerin koyduğu engeller göz ardı ediliyor.
• Tarafsızlık ilkesi
• Cinsiyet körlüğü
• Koruma, kollama içgüdüsü
• Kendini referans alma yanılgısı: Kadın yöneticilerin bilinçaltındaki “Ben bu noktaya nasıl geldiysem, herkes aynı şekilde gelebilir. Özel bir çabaya gerek yok mantığı”.
• “Kraliçe arı” sendromu; başarıyı yüceltme ihtiyacı: Tepe yönetimde görülen ‘tek kadın’ olmanın bir başarı ve ayrıcalık göstergesi olduğu inancı.
• Çok boyutlu kıyaslama; çok boyutlu kıskançlık: Kadın çalışanların çeşitli nedenlerle (aile hayatı, fiziksel özellikler vb.) bir çeşit tehdit unsuru olarak görülmesi.
• Kadınlara yönelik önyargılar
• Erkekler gibi düşünerek, onlardan biri olduğunu gösterme çabası: Genellikle anti-feminist eğilimlerle sonuçlanmakta.

Kadınların kendi kendilerine koyduğu engeller:• Cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar: “Kadının yeri neresi?”
• Toplumsal değerleri sorgulamadan içselleştirmek: Kadınlara karşı olan negatif önyargıları kabul etme, benimseme.
• İş-aile çatışması ve suçluluk duygusu ile başa çıkamamak
• Özgüven eksikliği, kararsızlık, ne istediğini bilememek
• Kendini geliştirme, koşullarını değiştirme isteği, inancı, veya imkanı olmamak
• Sistemin değiştirilemeyeceğine duyulan inanç
• Sistemi destekleme zorunluluğu hissetmek
• Kariyerde yükselmeyi tercih etmemek / kariyer yönelimli olmamak
• Kariyerde yükselmenin gereklili
klerini ve zorunluluklarını göze almamak

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Patron bir şey der, ama siz onun demek istediğinden bambaşka bir şey anlarsınız. Sonuçlarına değinmek istemiyoruz bile… Bu durum size tanıdık geliyorsa, yazımızı okumanızda fayda var
İşyerinde geçen bir gününüzü düşünün. Hatta iş geçmişinize bir yolculuk yapın. Mesela geçen haftanız nasıl geçti? Sinir bozucu, stresli ve yorucu mu? Yoksa neşeli ve oldukça başarılı mı? Aslında bu durum biraz da işyerindeki psikolojinizle alakalı. Eğer patronunuzla iletişim kopuklukları veya yanlış anlamalar yüzünden sık sık sorunlar yaşayıp geriliyorsanız, yaptığınız işten de keyif alamazsınız. Başarınız bile zehir olabilir. Halbuki “patron dili” adı verilen ve çalışanların hayatını kaosa sürükleyen bu faktör yüzünden işinizi eziyete dönüştürmemek elinizde. Artık kontrolü ele alma ve patronunuzun demek istediklerini doğru anlama zamanı geldi! Sizin için “Patronum ne diyor, ne demek istiyor?” adlı küçük bir sözlük hazırladık. Bu sözlük, patronlarını anlamak ya da doğrudan patron olabilmek isteyenler için esprili ve faydalı bilgiler içeriyor.

İşte asrın sözlüğü!

Patron: “Artık yöneticiyim, ama aramızdaki ilişki değişmeyecek”
Tercümesi: Senden daha fazla kazanıyorum üstelik kendi işimi de sana yaptırıyorum. Öğlenleri dışarı çıkmayı da unut. Ayrıca bana artık “siz” diye hitap edeceksin
Patron: “Senin için çok ilginç bir görevim var, bu işi çok iyi yapacağına inanıyorum”
Tercümesi: Bugün angarya işlerle uğraşacaksın, bu işin sana katacağı tek şey yorgunluk olacak.
Patron: “Tatil yaramış sana, dinlenmiş görünüyorsun, ne güzel”
Tercümesi: Eksikliğini hissettim. Yokluğunda çok iş birikti. Kolay gelsin!
Patron: “Bu işi yalnızca sana teslim edebilirim çünkü birden fazla işe aynı anda konsantre olma kapasitesine sahipsin”
Tercümesi: Aynı anda hem kız kardeşiyle telefonda konuşup hem de tırnaklarını törpüleyebilen birisi, arada bir çalışabilir herhalde!
Patron: “Hepimiz, büyük bir ailenin fertleriyiz.”
Tercümesi: İstesek de istemesek de her gün burada olmak ve birbirimizin asabını bozmak zorundayız. Bari iyi geçinmeye çalışalım.

Kapıları kapatmayın
“Şimdi konuşacak vaktim yok” diyerek kimseyi geri çevirmeyin. Onlarla kuracağınız her olumlu ilişki, her doğru iletişim beraberinde karşılıklı hoşgörüyü getirir. Ne olursa olsun iletişim konusunda bonkör davranmak, kapıları kapatmamak gerekiyor. Bunun tersi şekilde davranıyorsanız, o kişinin ileride farklı bir kurumda ve farklı bir konumda olma ihtimalini de göz önünde bulundurun deriz…

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İşte kariyeri tehlikeye atan 10 hata ve tavsiyeler:

Heyecan belirtileri: Saçınızla ya da üzerinizdeki takılarla oynamak, ayaklarınızı otururken sallamak, ayaktayken yere vurmak gibi hareketler size heyecanını kontrol edemeyen bir kişi görünümü verir. Otururken ayaklarınızın tabanını yere bitişik koyun ve ellerinizi kucağınızda ve rahat bir konumda tutun. Saçınız gözlerinize düşerse, zarif bir hareketle kulağınızın arkasına atın ve saçınızla kesinlikle oynamayın.  Kaba hareketler: Sık sık argo kullanmak, uygunsuz fıkralar anlatmak, iş arkadaşlarınıza komik olduğunuzu düşündürebilir; ama size itici bir izlenim de verebilir. Patronunuz ise firmayı temsil edecek ciddiyete ve olgunluğa sahip olmadığınızı düşünecektir. Gecikmeler: İşe ve toplantılara sürekli geç kalmak saygısızlık olarak görülür ve patronunuzun, iş arkadaşlarınızın öfkelerini üzerinize çeker. Bu davranışınız “Kendimden başka hiç kimseyi ve hiçbir şeyi umursamıyorum” havası meydana getirir. Bir yere zamanında ulaşmanız için gerekli olan zamanı hesaplarken gerçekçi olun. Kendinize 20 dakikalık bir avans verin. Beklerken sıkılıyorsanız, yanınızda yapacak işler bulundurun. Bazı durumlarda, beklemek bekletmekten daha iyidir. Gereksiz yere savunmaya geçmek: Eleştiriler karşısında mazeretler uydurmak ya da ters cevaplar vermek, sinirli ve ters bir insan olduğunuz izlenimini uyandırır. Bu tür bir davranış, patronunuzla aranızda bir uçurum yaşatır, çünkü kavgacı bir tavır sergilediğinizde, patronunuz sizinle konuşmaktan rahatsızlık duyabilir. Gülümseme her kapıyı açar.İşleri ağırdan almak: İşlerinizi bitirebilecek olmanıza rağmen ağırdan almanız, yeteneksiz biri olduğunuz izlenimini meydana getirir. Unutmayın, bir işi hızlı yapmak kadar doğru yapmak da önemli.Unutkanlık: İsimleri, telefon numaralarını ve iş teslim tarihlerini unutmanız; bunları fazla önemsemediğinizi ya da aşırı derecede unutkan bir kişi olduğunuzu düşündürecektir. Unutkanlığınız, patronunuz üzerinde düzensiz, ilgisiz ve yeteneksiz bir kişi olduğunuz izlenimini bırakır.Yemek yerken telefonda konuşmak: İşinizin yoğunluğundan dolayı yemek yiyemediyseniz ve çalışırken bir şeyler atıştırmak zorunda kaldıysanız bile asla telefon konuşmalarınız sırasında atıştırmayın ya da ağzınızda bir şey varken telefonu almayın. Bu durum size çok laubali bir görünüm verecektir.Öncelikleri belirleyememe: Bitirilmesi gereken bir işe asılmak yerine dikkatinizi başka şeylere vererek işleri yarım bırakmanız, öncelikleri göremediğiniz anlamına gelir. Yaptığınız işlerin hem sayısı hem kalitesi düşecektir. İş hayatında yükselmeyi önemsiyorsanız, yerine getirmeniz gereken görevler için zamanında, yeterli çaba ve emeği göstermeye dikkat edin.Yazım hataları: İş hayatında yazım hataları, önemsiz gibi görünse de aksine önemlidir. Notlarda, iş mektuplarında ve özgeçmişlerde yaptığınız yazım hataları; özensiz ve dikkatsiz bir kişi olarak görünmenize neden olur, detaylara verdiğiniz önem konusunda da kuşku uyandırır.Olgun olmayan tavırlar: Sempati kazanmak için takındığınız ‘genç’ tavırlar arada sırada hoşa gidebilir; ancak antipati kazanmanıza da neden olabilir. Yaşınızdan genç davranmak güvenilirliğinizi yok edebilir.alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kariyer sahibi bir kadınla evlenmek

“Ne yaparsanız yapın ama asla kariyer sahibi kadınla evlenmeyin!” diyen Amerikalı Forbes dergisi yazarı ortalığı karıştırdı.

Kadınların kariyeri evliliği yıkıyor mu?

Geçtiğimiz hafta dünyaca ünlü iş dünyası dergisi Forbes’un internet sitesinde bir yazı yayınlandı. Derginin Amerikalı editörü Michael Noer, erkeklere, kariyer sahibi kadınlarla asla evlenmemeleri gerektiğini öğütlüyordu. Ancak gelen tepkiler üzerine aynı gün bu yazı internet sitesinden kaldırıldı. Özellikle feministler, Noer’in savlarına şiddetle karşı çıktı. Olayın büyümesinden iki gün sonra derginin bir diğer editörü Elizabeth Corcoran ‘Tembel bir erkekle evlenmeyin’ yazısıyla cevap verdi. Artık Forbes’un internet sitesinde iki editörün de yazıları yer alıyor. Bu konu üzerine hararetli tartışmalar ise hâlâ bloglarda devam ediyor.

‘Kariyer sahibi kadınlarla evlenmeyin’ başlıklı ve yayınlandığında tepki alan yazı:

Erkeklere bir tavsiye. Güzel veya çirkin; kısa veya uzun boylu; sarışın veya esmer… Evleneceğiniz kadın nasıl olursa olsun, kesinlikle kariyer sahibi olmasın. Neden? Çünkü pek çok sosyal bilimci kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağlam olmayacağı konusunda hemfikir. Aslında her ilişki kendi içinde stres barındırabilir. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, çalışan kadınların boşanmaya ve aldatmaya daha yatkın olduklarını; çocuk doğurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor. Ayrıca çocuk doğursalar bile bundan mutsuz olma ihtimalleri çok yüksek. Araştırmaların bulunduğu bir yayın olan Social Forces’ta son zamanlarda çıkan bir araştırmanın sonuçları, ‘ekmek getirmekle’ yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde. Mutlu bir son olmasa da, başarılı erkekler başta olmak üzere pek çok erkek benzer özlemlerle kadınlara ilgi duyuyor. Tipik kariyer sahibi kadın iyi eğitimli, bilgili ve hırslı olur. Bunlar ilk bakışta güzel özellikler, değil mi? Tabii ki… Ama en azından evlenene kadar. Sonra, o daha başarılı oldukça sizden daha az memnun olmaya başlıyor. Durum tanıdık geliyor mu? İstikrarlı bir ilişki pek çok faktörün bir araya gelmesinden oluşuyor. Bunların arasında eşinizin ailesi, kaç yaşında evlendiğiniz, hangi ırktan olduğunuz, dini inançlarınız ve sosyo-ekonomik statünüz yer alıyor. Tabii ki çalışan kadınların da mutlu evlilikleri oluyor. Ancak çalışmayan kadınlara göre daha az. ‘Kariyer sahibi kadın’ olmanın da bazı kuralları var. Örneğin bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadın üniversite eğitimi almış olmalı, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor olmalı ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olmalı. Eğer yapılan çalışmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başınızı belaya soktuğunuzu kabul etmeniz gerekiyor. Journal of Marriage and Family’de (Evlilik ve Aile Dergisi) 2003 yılında yapılan bir araştırmaya göre bu kadınlar işlerini bırakıp, evde oturup çocuk bakmaya başladıklarında mutsuz oluyorlar. Social Forces’ta (Toplumsal Güçler) bu yıl çıkan bir habere göre kocalarından daha çok para kazandıklarında da mutsuz oluyorlar. Journal of Marriage and Family’de 2001 yılında yayınlanan araştırmaya göre ise kadınlar kocalarından çok para kazandıklarında, bu kez mutsuz olan taraf erkekler oluyor. Neden? Aslında çalışan kadınlarla boşanma oranları arasında ekonomik teoriye ve sağduyuya dayalı karışık ve tartışmalı bir ilişki bulunuyor. Klasik ekonomide evlilik bir işbölümü anlamına geliyor. Geleneklere göre erkekler ev dışında çalışarak para kazanır; kadınlar ise ev işlerini yapar ve çocuk büyütür. Her işi yapan kişi bellidir. Ve bu işbölümü kimin evde kimin ev dışında olduğunu umursamadan yapılmıştı. Nobel ödüllü Gary S. Becker’a göre, evliliklerdeki işbölümü azaldığında; örneğin her iki taraf da kariyer sahibi olduğunda çiftler için evliliğin değeri baştan aşağıya düşüyor. Çünkü bir evliliğin devam etmesi için gerekli olanların çok azı yapılıyor. Bu da taraflar için hayatı zorlaştırıyor ve boşanmalar artıyor. Deneysel çalışmaların hepsi bu sonuca varıyor. 2004′te John H. Johnson yaptığı araştırmalara göre çiftlerin çalışma saatleri arttıkça boşanma olasılıkları da artıyor. Aslında kadınların çalışma saatleri bu ihtimali artırırken, erkeklerin çalışma saatleri boşanma durumunda etkili olmuyor. “Ayrıca her iki tarafın da çalıştığı evliliklerde boşanma oranı, tek tarafın çalıştığı evliliklerden daha fazla,” diyor Johnson. Kariyerin evliliğe zarar vermesinin bir diğer sebebi ise çiftlerin farklı insanlarla daha çok zaman geçirmesine imkân tanıması. Yani eşiniz ev dışında çalışıyorsa sizden daha çok beğeneceği biriyle tanışma ihtimali fazladır. “Çalışma ortamı potansiyel eş bulma yerleridir,” diyor araştırmacı Adrian J. Blow. Dahası, yayınlanan haberlere göre iyi eğitim almış çiftler, evlilik dışı ilişkiye daha yatkın oluyor. Örneğin yılda 30 bin dolardan fazla kazananların aldatma ihtimali daha fazla. Eğer aldatma boşanmaya neden oluyorsa, başınız gerçekten belada demektir. İstatistiklere göre boşanma hep alkolizm, depresyon ve intiharla doğrudan ilişkilendiriliyor. Başka araştırmalarda da boşanmanın kanser, kalp krizi ve cinsel sorunları tetiklediği ortaya çıkmış. Ayrıca boşanmanın ekonomik sonuçları da göz ardı edilemez. Yakın zamanda tamamlanan ve The Journal of Sociology’de (Sosoyoloji Dergisi) yayınlanan ‘Evlilik ve Boşanmanın Sağlık üzerindeki Etkisi’ başlıklı bir araştırma, boşananlar varlıklarının ortalama yüzde 77 azaldığını ortaya koyuyor. Öyleyse neden kimse bekar kalmıyor? Çünkü, bilimsel olarak cevap vermek gerekirse, sağlam bir evlilik, mutlu bireyin sahip olacağı tüm avantajları içerir. Sosyal ve sağlık yönünden pek çok faydaları vardır. 2004′te yayınlanan ‘Sosyal Bilimcilerin Evliliğin Faydaları Hakkında Bildikleri’ başlıklı bir raporda, evliliğin ‘pek çok durumda çocuklar için daha iyi koşullar’ sağladığı, erkeklerin daha çok kazanmasına olanak verdiği ve mutlu bir evliliğin bireylerin sağlık ve ruh durumunu olumlu yönde etkilediği gerçeklerinin altı çiziliyor. Başka bir deyişle, iyi bir evlilik, daha iyi kazanç, daha uzun, daha sağlıklı bir hayat ve daha iyi yetişmiş çocuklar anlamına geliyor. Sonuç olarak, sosyal araştırmaların gösterdiği neden sonuç ilişkileriyle kafa karıştırmamak önemlidir. Yani evliler bekarlardan daha sağlıklı olduğu için, evliliğin sağlığın garantisi olduğu sonucunu çıkarmamak gerekir. Buradan sadece sağlıklı insanların çoğunun evli olduğu gerçeğini çıkarabiliriz.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 İş bulmanın tam zamanı diyoruz ve işi sizin kapmanızın yollarını sizler için anlatıyorz.. İşe ihtiyacınız varsa bir gözden geçirmeniz yararınıza…

Potansiyeli anlatamıyoruz

Dünyanın önde gelen insan kaynakları şirketlerinden Kelly Services tarafından gerçekleştirilen “Global İşgücü İndeksi”nin sonuçları, Türkiye’de iş arayanların büyük bir çoğunluğunun yetenek ve kapasitelerini işverenlere “anlatma özürlü” olduğunu gösterdi.

Hamili kart yakınımdır geçerli

Her 3 kişiden birinin yüz yüze görüşmeler sırasında nasıl davranması gerektiğini bile bilmediğini ortaya koyan anketin bir diğer ilginç sonucu ise, son işin bulunmasında kullanılan en yaygın yöntemin hâlâ “tanıdık vasıtası” olması.

İfade etme problemi

Kelly Services’in, Türkiye dahil 33 ülkede 115 bin kişinin görüşüne başvurarak hazırladığı “Global İşgücü İndeksi”, Türkler’in yaptıkları iş görüşmelerine yönelik çok önemli verileri ortaya koydu. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Kelly Services Türkiye Genel Müdürü Taylan Kovanlıkaya, Türk insanının işveren karşısında kendini yeterince ve doğru şekilde ifade edemediğini vurguladı.

Önceki maaş doğru öylenmiyor

Türkiye’den bin 723 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de iş başvurusu yapanların büyük bir çoğunluğu özgeçmişlerini doğru biçimde sunamadıklarını düşünüyor. Araştırmaya göre, işe alınanlardan yüzde 46’sı hazırladıkları özgeçmişlerinin kendilerini işverene en doğru biçimde yansıttığından emin olurken, yüzde 39′u özgeçmişlerinin kendilerini ifade etmediğini düşünüyor. Yüzde 15′i ise bu konuda kesin bir düşünce ortaya koyamıyor. Araştırma sonuçlarının en ilginç yanlarından biri ise, dürüstlükle ilgili. Adayların yüzde 14′ü CV ‘lerinde ya da iş görüşmesi sırasında dürüst olmadıklarını kabul ediyor. İş görüşmesinde söylenen en büyük yalan da, önceki işe ait maaşın şişirilmesi. Katılımcıların yüzde 68′i yüz yüze iş görüşmesi sırasında başarılı olduklarını söylerken, yüzde 14′ü başarısız olduklarını, yüzde 18′i ise emin olmadıklarını ifade ediyor.

İşverenin adil olmadığı düşünülüyor

Ankette işverenler de, iş görüşmesi sırasında adaylara karşı davranışlarından dolayı eleştiri oklarına hedef oldu. Ankete katılanların yüzde 30′u görüşmeler sırasında kendilerine adil davranıldığına inanırken, yüzde 57’si sadece “bazen”, yüzde 13′ü ise hiçbir zaman adil davranılmadığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 55′ine göre iş bulma sürecinin en zor yanı ise, “cevap beklemek”. Bu soruya yüzde 17’si “iş aramak”, yüzde 16’sı “görüşmeye katılmak”, yüzde 6’sı “başvuru formu doldurmak” ve yine yüzde 6’sı “özgeçmiş hazırlamak” olarak cevap veriyor.

Deneyim önemli

Ankette bir kişinin işe uygunluğunu en iyi gösteren faktörler de incelendi. Katılımcılara bir işe uygunluğun en iyi göstergesi olan tek bir özellik belirtmeleri istendiğinde yüzde 42’si “deneyim” derken, yüzde 24′ü “tavır ve kişilik” yanıtını verdi. Son işin bulunmasında kullanılan en yaygın yöntem sorulduğunda katılımcıların yüzde 32’si “tanıdık vasıtasıyla”, işe başladıklarını ifade etti. Türkiye, bu oranla 33 ülke arasında da birinci sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 56’sı özgeçmişlerini online veritabanına gönderdiklerini belirtirken bu katılımcıların yüzde 60′ı bunun karşılığında yeterli cevap alamadıklarından yakınıyor.

Her dakikayı değerlendirmek gerekiyor

Araştırmanın iş arayan Türklerle ilgili çok çarpıcı sonuçları ortaya çıkardığını belirten Kelly Services Türkiye Genel Müdürü Taylan Kovanlıkaya, Türk insanının işveren karşısında kendini yeterince ve doğru şekilde ifade edemediğinin altını çiziyor. Adaylara da tavsiyelerde bulunan Kovanlıkaya, şunları söylüyor: “Adaylar iş başvurusu sırasında, çoğunlukla kendilerini anlatmak için çok kısa süreli fırsatlar elde ediyor. Bu nedenle her dakikayı sonuna kadar çok iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bu da adayların iyi yazılmış bir özgeçmişe (CV) ve güçlü yönlerini açık biçimde ifade edebilme becerisine sahip olmaları gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca, özellikle çalışma alanıyla ilgili deneyimin ve geçmiş tecrübelerin belirtilmesi artı değer kazandırıyor. Bu nedenle adayların görüşmeden önce ilgili kuruluş hakkında bazı detayları öğrenmeleri yararlı olur.” Başvurularda internetin yaygın kullanımına dikkat çeken Kovanlıkaya, “İnsanlar online olarak işe başvurma konusunda kendilerine güveniyor ancak işverenlerin bu başvuruları cevaplama konusunda daha dikkatli olmaları gerekiyor” diyor.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İş arkadaşlarınızla bu 13 konuda kesinlikle konuşmayın..Uzmanlar, mesleki kariyerinde yükselmek isteyenler için kesinlikle iş arkadaşlarınızla konuşmamanız gereken 13 konuyu sıraladı:MSN internet sitesi dünyanın en ünlü kariyer uzmanlarına ve insan kaynakları uzmanlarına iş yerinde başarıya giden yolu sordu. Uzmanlar, mesleki kariyerinde yükselmek isteyenler için kesinlikle iş arkadaşlarınızla konuşmamanız gereken 13 konuyu sıraladı:

 Maaşınızın ne kadar olduğunu söylemeyin.

 Sağlınız hakkında kimseye bir açıklama yapmayın.

 Dedikodudan uzak durun.

 İşle ilgili şikayetlerinizi kesinlikle dile getirmeyin.

 Neyi ne kadara aldığınızı söylemeyin.

 Aşk hayatınızı gizli tutun.

 Politika ya da din konularına girmeyin.

 Kişisel bilgilerinizi sakın paylaşmayın.

 Facebook, MySpace hesabınızı kimseye vermeyin.

 Dün gece ne kadar çok içtiğinizi sakın anlatmayın.

 İş arkadaşlarınız hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmayın.

 Kişisel sorunlarınızdan kimseye bahsetmeyin.

 Kesinlikle ırkçı ithamlarda bulunmayın.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Erkeklerin kariyer, kadınların ise güvence sağlayacak iş sahibi olduklarında evlilik hayallerini erteledikleri, ideal yaş geçince de fazla seçici davrandıkları için eş bulmakta zorlandıkları belirtildi.

Psikolog Ceyda Subaşı, geçmişte soyun devamı, çocuk sahibi olma, cinsel ihtiyaçları giderme, maddi ve manevi güvence gibi nedenlere bağlı olarak gerekli görülen evliliğe bakışın günümüzde değiştiğini belirtti. Subaşı, UNESCO’nun gençlik dönemini 28 yaşına kadar çıkardığını ve artık Türkiye’de de geçmişte olduğu gibi 18 yaşına kadar evlenmeyen kızlara “evde kaldı” gözüyle bakılmadığını belirtti.
Ekonomik ve eğitim düzeyinin yükselmesinin yanı sıra kadınların çalışma hayatına girerek yaşamsal güvenceye kavuşması, erkeklerin de kariyer sahibi olmalarının evliliği ertelemeye yönlendirdiğini anlatan Subaşı, şunları söyledi: “Kırsal kesimde kadınlar aileden gördükleri baskı, ekonomik sıkıntılar ya da yaşam koşullarının onları mutlu etmemesi arayışa ve en kısa yoldan evliliğe yönlendiriyor. Ancak, büyük kentlerde hem erkekler hem de özellikle çalışma yaşamında olan kadınlarda evliliğe karar verme yaşı artıyor.”

Madalyonun iki yüzü

Subaşı, erken yaşta evliliklerin, çiftlerin kişilik gelişiminin benzer dönemlerden geçmesine, böylelikle birbirine uymada daha esnek, karşılıklı beklentileri yerine getirirken daha toleranslı ve uyumlu olmalarını sağladığını vurguladı.

İlerleyen yaşlarda ise hem kadınların hem de erkeklerin daha seçici davrandıklarına dikkati çeken Subaşı, şunları kaydetti: “Kişi artık ten, saç ve göz renginden fiziksel görüntüsüne, karakteri, aile yapısı ve çevresini kadar birçok konuyu dikkate alıyor. Bu da evlilik zamanının geçmesine neden oluyor. Halk arasında söylendiği gibi (armuda saplı, üzüme çöplü) diyor. Kişiliğin gelişmesi, zamanın ilerlemesi ile bireyler daha seçici hale geliyor. Kafalarında oluşturdukları eş hayalini gerçek yaşamda bulamayanlar bile arayışı sürdürmekte ısrar edince geç kaldığının farkına varmıyor. Ayrıca, ideal evlilik yaşı geçtiğinde, kişinin doğacak çocuklarıyla kuşak çatışması daha yoğun oluyor ve iletişim zorlaşıyor.”

Evlilik neden korkutuyor

Geç kalınan evliliklerde, kişinin yaşam koşullarının değişecek olması, özgürlüğün kısıtlanması gibi gerekçelerin ön plana çıktığını ifade eden Subaşı, “İlerleyen yaşta daha kalıplaşmış bir yaşam ve düşünce şekli karşımıza çıkmaktadır. Yeni bir insanı tanımak, ona güvenmek daha çok zorlaşmıştır. Emek ve zaman istemektedir. Kişinin buna gücü ve isteği kalmamıştır” şeklinde konuştu.

Subaşı, evliliğin insanın yaşamını yönlendiren önemli bir karar, hatta hayatın dönüm noktası olduğuna dikkati çekerek, “Burada önemli olan bireylerin farklı düşüncelerin etkisinde kalmadan tamamen kendi istekleriyle karar vermeleridir” dedi.

Evlilik konusunda ne aceleci ne de fazla karamsar ve geç kalınmamaya özen gösterilmesi, duygusal ve fiziksel etkileşimin mutlaka olması gerektiğini belirten Subaşı, “İyi bir ilişki insanın yaşamını güzelleştirir, yanlış evlilik ise tam tersi etki yapar” uyarısında bulundu.

 alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunnys Topliste Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.