Kategori 'Sağlık Bölümü' Category

Ucuz olan ve piyasada bulunan iki ilacın bileşiminin göğüs kanserini tedavi etmekte yeni bir yol açacağı bildiriliyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, İngiliz Sheffield Üniversitesi ve Finlandiya’da bulunan Kuopio Üniversitesi araştırmacılarınca gerçekleştirilen çalışmada, yaygın olarak kullanılan bir kemoterapi ilacı olan doxorubicin’in bir dozu ile, 24 saat geçtikten sonra osteoporoz hastalığında kullanılan zoledronic asid’in verilmesi, farelerde yeni kanser hücresininin oluşumunu yüzde 99.99 oranında durdurdu.

Haberde, uzmanların, insan üzerinde devam eden denemelerin çok önemli olduğunu belirtikleri kaydedildi.

Bu çalışmanın sonucunun, göğüs kanseri hastalarının tedavi biçimini değiştirebileceği kaydediliyor.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bilim adamlarının yorgunluğu giderip, performansı artıran 21 önerisi her soruna çözüm oluyor.

1- John Hopkins Hastanesi uzmanlarına göre her gün 40 gr. buÄŸday, mısır vb. lifleri almalısınız. Bu lifler enerjiyi artırıp, stresi azaltıyor.2- Sabahları çıkarken soÄŸuk ve sıcak duÅŸ alın. Önce ılık suyun altında durun. Ardından sıcak suyla. Ancak başınızı suyun altına sokmamaya dikkat edin. 5 dakika tekrarlarsanız kendinizi daha rahat hissedersiniz.3- Her dört kadından birinde demir seviyesi düşük. Bu da yorgunluk ve halsizlik yapıyor. Bu yüzden daha fazla demir içeren yeÅŸil sebze, kurutulmuÅŸ meyve ve tahıl gevreklerinden bolca tüketin.4- Daha bol balık, tavuk, peynir, fasulye ve yumurta yiyin. Çünkü vücut için gerekli Omega 3 bu besinlerde bulunuyor. Bu hormon da beyindeki mutluluk merkezini harekete geçiriyor.5- Günde 2 ya da 3 litre su için. Harvard Üniversitesi’nde yapılan araÅŸtırmaya göre bu oranlarda su içmek dayanıklılığı artırıyor, stresin azalmasına yardımcı oluyor.6- Dik durun. Kambur durmak kasların daha hızlı çalışarak yorulmasına sebep olur. Nefes almanızı zorlaÅŸtırır. Dik konumdayken daha rahat nefes alınır, oksijen akciÄŸerlere dolar, kan daha rahat dolaşır.7- Yapılan araÅŸtırmalara göre sevdiÄŸiniz müzikleri dinlemek stresi hafifletip, yorgunluÄŸu geçiriyor.8- Sabah kalkınca yapacağınız ilk iÅŸ dışarı çıkmak olsun. DoÄŸal ışık beyni harekete geçiriyor ve seratonin salgılamasına yardımcı oluyor.9- Gün içerisinde ÅŸekerleme yapın. Amerika’daki beyin saÄŸlığı araÅŸtırmacılarına göre, 30 dakikalık kısa bir uyku bile insanları performanslarını olumlu etkiliyor.10- Vücudun asit oranını dengelemeniz gerekir. GereÄŸinden fazla ÅŸekerli yiyecekler ve peynir aside sebep olur ve enerjiyi emer. Bu yüzden sebze ve meyve salatalarını bolca tüketin.11- Doktorlar sizi mutlu eden ÅŸeyleri hatırlamanız için sizi mutlu eden ÅŸeyleri bir deftere yazmanızı öneriyor. Bunları okudukça sizi neyin mutlu ettiÄŸini daha iyi bulabilirsiniz.12- Düzenli yemek yiyin. Yemekler arasındaki uzun aralıklar ÅŸekerin düşmesine, dolayısıyla enerjinizin azalmasına neden olur. Günde üç kez yemek yiyin.13- Kaslarınızı hissederek enerji saÄŸlayın. Mesela iki elinizi göğüs hizasında birleÅŸtirin ve birbirine doÄŸru itin. Ardından başınızın üstüne kaldırın ve bunu 5-10 defa tekrarlayın.14- Güne iyi bir kahvaltıyla baÅŸlayın. Süt, 150 gr yoÄŸurt, 1 muz, tereyaÄŸ, bal, fındık, cevizi karıştırıp yiyin.15- Nefes alıp vermenin önemini kavrayın. Derin nefes alıp vermek, nefes yolunuzu açar ve daha çok enerji almanızı saÄŸlar. Her saat 3 ya da 4 kere nefes alıp verin.16- Cep telefonunuzu kapatın. Bırakın günün birkaç saatinde kimse size ulaÅŸamasın.17- Düzenli olun. Dağınıklık sizi strese sokar. Gereksiz yere panik yaparsanız, bu stresle iÅŸleriniz yolunda gitmez. Bu kaosu yaÅŸayıp stresinizi artırmayın…18- Adımlarınızı artırın. Daha fazla yürüyüş yapın, bol bol merdiven çıkın. OlabildiÄŸince hareketli olmaya özen gösterirseniz, kanın hızlı hareket etmesini, kaslara ve organlara giden oksijenin artmasını saÄŸlarsınız. Bu da sizi rahatlatacaktır.19- Magnezyum almaya dikkat edin. Sebzelerde, fındıkta ve tahıllı ekmeklerde bulunan bu vitamin size zindelik kazandırır.20- Yiyeceklerdeki enerjinin hızlı emilimini saÄŸlayan Co-enzim Q10, vücudun ürettiÄŸi bir antioksidan. Bu enzimin oluÅŸmasını saÄŸlayan yiyeceklere de brokoli, kahverengi ÅŸeker, kepekli ürünler, soya ve fındık.21- Bilgisayarla çalışırken aralar verin. Japon araÅŸtırmacılar, bilgisayarda çok oturanların endiÅŸe halinin arttığını, gözlerde problem yaÅŸandığını ve beden aÄŸrılarının çoÄŸaldığını söylüyor.

Bugün

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Süt içemeyenler, vücuttaki kalsiyum vefosfor eksikliğini incir yiyerek giderebilirler.

İncir içerdiÄŸi yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve diÅŸlerin oluÅŸumu ile saÄŸlıklarını garantiler:incirin içerdiÄŸi kalsiyum, diÄŸer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. SaÄŸlık Merkez’in haberine göre süt içemeyen kiÅŸilerin incir yemeleri öğütlenir.

İncir, içerdiÄŸi ‘benzaldehit’ adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.

Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki-üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.

Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.

Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.

Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur.

 Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu gıdayla damarlarınızı yenileyin

Damar hasarını gidererek kalp krizinin önüne geçiyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, araştırmayı yürüten Warwick Üniversite’sinden bir ekip, brokolide bulunan sulforafen adlı bileşenin istenen sonucu verdiğine inanıyor.

Haberde, bu bileşenin, damarları koruyan enzimlerin üretimini artırdığı ve önemli hücre hasarına neden olan yüksek düzeydeki moleküllerde azalmaya yol açtığı kaydedildi.

BBC, brokoli türü yiyeceklerin kalp krizi ve inme riskini azaltmaya yardımcı olduğuna ilişkin bilgilerin daha önceden varolduğunu belirtti.

SamanyoluHaber.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Her gün düzenli olarak kahve içmek, karaciğer sirozu riskini azaltıyor.

ABD’lİ araÅŸtırmacılar, her gün düzenli olarak kahve içmenin karaciÄŸer sirozu riskini azalttığını ortaya çıkardı. Yapılan bir araÅŸtırmada, yaklaşık 125 bin kiÅŸinin saÄŸlık kayıtları incelendi. AraÅŸtırmacılar, her gün kahve içerek alkolün yol açtığı siroz riskinin azaltılabileceÄŸini belirledi. Kahvenin içeriÄŸindeki bir maddenin siroza karşı etkili olduÄŸu açıklandı.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kolon kanseri birçoÄŸumuzu tehdit ediyor. Peki kimler risk altında…

Osman YaÄŸmurdereli’nin ölümüne neden olan hastalık kolon kanseriydi. İşte amansız illet yeniden gözleri kansere çevirdi. Prof. Dr. Osman MüftüoÄŸlu tedavisi güç, ama önlenebilir hastalıkla ilgili bazı bilgiler aktardı.

Beslenme önerileri ve kolonoskopik kontrolleri dikkate alınmasını isteyen MüftüoÄŸlu’nun Hürriyet’te yayınlanan yazısı son derece önemli. .

KİMLER RİSK ALTINDA

Kalın bağırsak kanseri sık görülen kanserlerden biridir. Özellikle birinci derecede akrabalarında kalın bağırsak kanseri olanların bu hastalık için daha uyanık olmalarında yarar var. Ayrıca yine birinci derece akrabaları içinde meme, prostat, yumurtalık kanseri hikaye bulunanlarında dikkatli olmaları gerekiyor. Kalın bağırsağında polip bulunanlarında yüksek risk taşıdıkları belirtiliyor.

BELİRTİLERİ NELER

Kalın bağırsak kanseri, çoğu zaman erken belirti vermiyor. Kanser ancak iyice ilerleyip bağırsak boşluğunda tıkanmaya, daralmaya yol açtığı ya da çevre dokulara yayıldığında bazı belirtiler ortaya çıkıyor. O zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor. Dışkıda kan görülmesi, özellikle dışkının şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının eskisinden farklı hale gelmesi, örneğin durduk yerde ortaya çıkan ishal, kabızlık gibi şikayetler önemli olabiliyor. Bağırsakların yeterince boşalamaması hissi, dışkılama güçlüğü veya ağrılı dışkılama da çok önemli işaretler olarak kabul ediliyor.

Özellikle erkeklerde (kadınlar için de önemlidir) demir eksikliği, kansızlığın mevcudiyetinin kolon kanserini hatırlatması gerekiyor. Diğer taraftan sebebi anlaşılamayan kilo kayıplarının, yorgunluk, halsizlik gibi sorunların ilerleyici bir hale dönüşmesinin de önemsenmesinde fayda var.

TEŞHİSİ NASILDIR

Kalın bağırsak kanserinden korunmanın en etkili yolu endoskopik incelemeler yaptırmaktır. En güvenli endoskopik inceleme yöntemi kolonoskopidir. Bu yöntem, hem mevcut bir tümörü erken tanıyabilme açısından, hem de kansere yol açabilecek polip ve benzeri sorunları anında tedavi edebilme açısından önemlidir. Kolonoskopinin tarama amaçlı olarak yaptırılması gerekiyor. İmkanı olan herkesin 50 yaşı tamamlayınca risk durumlarına, kişisel sağlık hikayelerine, aile öykülerine göre 2-5 yıllık aralıklarla kolonoskopik incelemeden geçmeleri öneriliyor. Kolonoskopinin hazırlığı da uygulaması da eskiye oranla çok daha kolay ve konforlu hale gelmiştir. Bugün kolonoskopiye karar verdiğinizde yarın rahatlıkla yaptırabiliyorsunuz. Yeni kolonoskoplar son derece kolay uygulanıyor, rahatsızlık vermeden sonuç alınıyor. Diğer taraftan aletlerin duyarlılığı da yani teşhis güçleri de mükemmel denecek noktada.

Nasıl korunacaksınız?

Kalın bağırsakları kanserinden korunmak için şu noktalara çok dikkat etmek gerekiyor:

Kilo almayacaksınız.,

Sigara içmemeniz şart.

Daha çok domates ve domates ürünü yemek faydalı olabilir.

Düzenli egzersizlerin faydalı olduğu biliniyor.

Kızartmalardan, barbekü edilmiş etlerden, özellikle yanmış etlerden hatta her türlü yanmış yiyeceklerden, yağlı gıdalardan uzak durmanız tavsiye ediliyor.

Bol sebze ve meyve yemek yararlı. Bakliyatın ve tam tahıllarında faydalı olduğu biliniyor. Posadan zengin besinler koruyucu etki gösteriyor.

Selenyumdan, D vitamininden ve doğal antioksidanlardan (örneğin yeşil çaydan, likopenden) faydalanmak da gerekiyor.

Sanal kolonoskopi

Tıptaki bütün bu olumlu geliÅŸmelere raÄŸmen kolonoskopi uygulatmayı istemiyorsanız “sanal kolonoskopi”den de faydalanmanız mümkün. Bu yöntemde tomografi cihazından elde edilen bilgiler, özel yollarla endoskopik görüntülere dönüştürülüyor. Bu ÅŸekilde 1 cm’den daha büyük poliplerin tanısı neredeyse klasik kolonoskopi ile benzer doÄŸrulukta konulabiliyor. Bununla birlikte bu yöntem klasik kolonoskopi kadar kesin sonuçlar vermeyebiliyor. Poliplerin çıkarılması veya biyopsi almak gerekiyorsa sanal kolonoskopide bu imkánlar yok. EÄŸer kolonoskopi olanakları yoksa hiç olmazsa yılda bir iki kez dışkıda kan testi yaptırmak da faydalı olabiliyor. Gizli kan testi olarak bilinen bu yöntem için küçük bir parça dışkı yeterli oluyor.

Haber3.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Mide kanseri, Türkiye’de görülen kanserler arasında beÅŸinci sırada yer alıyor.

Genetik faktörlerin ve beslenme alışkanlıklarının önemli rol oynadığı mide ile bağırsak kanserinde de, tedavinin ilk adımı tüm diğer kanserlerde olduğu gibi korunmadan ve erken teşhisten geçiyor!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Turgut İpek şu bilgileri verdi:

Görülme sıklığı ve ölüme sebebiyet verme açısından tüm kanserler içinde ikinci sırada olan mide kanseri, Türkiye’de görülen kanserler arasında beÅŸinci sırada yer alıyor.

Genetik faktörler ve beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor.

Mide kanseri ülkemizde görülen kanserler arasında 5. sıklıkta yer alıyor.

Erkeklerde ve 50-70 yaşları arasında daha sık görülür.

Konserve, tuzlu soslar, tuzlu kurutulmuş balık tüketimi ve tütsülenmiş yiyecekler mide kanseri ile ilişkili bulunmuştur.

Fazla tuz alımı, sigara önemli etkenlerdendir.

Gastroözofageal reflüsü olup barrett’s özofagus geliÅŸenlerde görülür.

Kan grubu A olanlarda daha sık görülür.

Daha önce mide ameliyatı geçirenlerde, daha önce radyasyona maruz kalanlarda, safra reflüsü olanlarda, mide polibi ve atrofik gastriti olanlarda daha sık görülür.

Helikobakter pylori infeksiyonu riski artırır.

Sosyoekonomik düzeyi düşük olanlarda daha sık görülür.

Taze meyve ve sebze, C vitamini- yeşil çayın koruyucu etkisi görülmüştür.

Erken tanı; tedavi ve sonuçları açısından önemlidir.

Karın üst kısmında belli-belirsiz rahatsızlık hissi, kilo kaybı, karın ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yutma güçlüğü, bulantı, kusma, kanlı kusma, karında şişlik, sarılık görülen belirtilerdir.

AKDENiZ USULÜ BESLENiN BAĞIRSAK KANSERiNDEN KORUNUN

Sindirim sisteminin en sık görülen kanseri bağırsak kanseridir.

Gelişmiş ülkelerde daha sık görülür.

En sık 50-60 yaşlarında ve erkeklerde görülür.

Familyal polipozis gibi ailesel ve genetik faktörler etkendir.

Sigara, beslenmede kırmızı et, hayvani yağlar, karbonhidrat, safra asitleri ve kolesterol önemli rol oynar.

Obezite ve hareketsizlik riski artırır.

Ülseratif kolit gibi inflamatuar bağırsak hastalığı olanlarda sık görülür.

Lif içeren yiyecekler ile beslenmenin koruyucu etkisi vardır.

Kalsiyum ve D vitamini kalın bağırsak kanser riskini azaltır.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçların (aspirin vb) koruyucu etkisi gözlenir.

PROF. DR. TURGUT İPEK

Bugün

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Baş ağrısına neden olan gıdalar
Gazi Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, bazı yiyeceklerin bazı kiÅŸiler üzerinde baÅŸ aÄŸrısı yapabildiÄŸini belirterek, migreni olan hastalara “öğün atlamayın, sebze ve meyve ağırlıklı beslenin” önerisinde bulundu.
Ortak baş ağrısı yapan gıdalar arasında tunçgiller familyası var. Tabi ki bu turunçgillerin yenmeyeceği anlamına gelmiyor. Herkes belli miktarda almalı.
Bira
Kafein
Süt ve süt ürünleri
Mayalı yiyecekler
EskimiÅŸ kaÅŸar
Balık
KurutulmuÅŸ et
Sosis, salam gibi yiyecekler
Hazır gıdaların içindeki tatlandırıcılar
Konserve yiyecekler
Fındık, fıstık, yer fıstığı
Kırmızı şarap

Baş ağrısı nasıl geçer
Başağrısını geçirmek için hayat tarzının değiştirilmesi gerekiyor.
Daha olumlu düşünülmeli
Yağdan daha fakir gıdalar tercih edilmeli
Stresi azaltmalı ve kilo vermek için spor yapılmalı
İçilen su miktarının artırılması (günde en az 1-1.5 litre) gerektiğine vurgu yaptı
Bazı ağrılar var ki bu ağrılara mutlaka ilaç gerekir. Bu nedenle özellikle migreni olan hastalar doktora giderek kendilerine en uygun ilacı almalı ve ağrının başlayacağını hissettikleri an ilacı içmeliler. Aksi halde fazla ilaç kullanmak da zaman zaman baş ağrısı yapabiliyor. Ayrıca migreni olan hastalar öğün atlamamaya dikkat etmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye özen göstermeliler

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hayatımızı takvimlere göre düzenliyoruz. Tatillerin ne zaman başlayıp, ne zaman sona ereceği, önemli günler, kısacası günlük hayatımızla ilgili her şeyi takvimlerde bulabiliyoruz. Ancak bir de sağlık takvimine ihtiyacımız var. İşte size, yılın 12 ayında sağlığınızı korumak için neler yapmanız gerektiğini anlatan bir başucu takvimi!

OCAK Yılın ilk ayı. Başka bir deyişle yeni başlangıçlar yapmanın, önemli kararları uygulamaya başlamanın tam zamanı. Hadi, siz de kesin kararınızı verin ve sigara içmekten vazgeçin. Son zamanlarda tüm dünyada sigaraya karşı etkili bir kampanyanın sürdürüldüğünü biliyoruz. Gelin bu kampanyaya kulaklarınızı tıkamayın. Ocak ayı, sigarayı bırakmak için yılın en uygun, en anlamlı dönemi. Yapılan araştırmalar, ocak ayında sigaradan vazgeçmeye karar verenlerin bu girişimlerinde çok başarılı olduklarını gösterdi. İster ocak ayının kerameti deyin, ister yeni bir başlangıç yapmanın kararlılığı deyin, ama ortada bir gerçek var: Ocak ayında sigaraya veda edenler, bir daha ellerine sigara almıyorlar. Bu arada sigara dumanıyla gözgözü görmez hale gelmiş kapalı salonlardan, barlardan da uzak durun. Tabii bu ay, soğukalgınlıklarına karşı da tedbirli olmanız gerekiyor. C vitamini takviyesini sakın unutmayın. Her sabah bir bardak portakal suyu içmeyi alışkanlık haline getirin. Ocak ayının sağlık takviminde, sağlığınızı korumaya daha fazla özen göstermeniz vurgulanıyor. ŞUBAT ‘Cüce Şubat’ın ne gibi sürprizler yapacağı belli olmaz. Ülkemizde genellikle soğuklar, şubat ayında şiddetlenir. Biraz da ilkbahara duyulan özlemin verdiği sabırsızlıkla, şubatı biran önce atlatmak isteriz. Mutlaka farketmişsinizdir, kış aylarında daha çok acıkırız ve karnımızı doyurmamız daha zor olur. Vücut, daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için, bu dönemde sindirimi zor olsa da tok tutan yiyeceklere ağırlık verilir. Özellikle karbohidrat içeren besinler sofraları süsler. Şubatta, şu karbohidratlı besinler meselesini ele alın. Ağır karbohidratlı yiyeceklerden vazgeçin. Tahıl ürünleri, kuru fasulye, mercimek, börülce, nohut gibi yiyecekler, sebve ve meyve ağırlıklı bir beslenme programını uygulayın. Şubat ayında, beslenme alışkanlıklarınızdaki hataları düzeltmeye çalışın. Zararlı karbohidratlardan uzak durmanız, kışı daha sağlıklı atlatmanızı sağlayacak.

MART Karanlık ve kasvetli kış günlerinden sonra Mart ayında güneşi görmeye başlayacaksınız. ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ derler ve Mart güneşine aldanmanın yanlış olduğunu iddia ederler. Mart ayında soğuklar devam etse de, hem günler uzayacak, hem de güneş sık sık gökyüzünden size kendini gösterecek. Bu günleri iyi değerlendirin. Fırsat buldukça açık havada yürüyüşler yapın. Bahara dinç ve güçlü girmek için mart ayında vücut egzersizlerine ağırlık verin. Kış aylarında istemeden de olsa, belki kilo aldınız. Fazla kilolardan kurtulmak için yılın en uygun dönemindesiniz. Bu ay, bahar yorgunluğuna karşı da hazırlıklı olmalısınız. NİSAN Nisan ayı, genellikle yağışlı geçer ama yağmur bulutlarının arasından güneş yüzünü gösterince de yüreğinizi yaşama sevinci sarar. Karamsarlıktan kurtulmanın tam zamanı. Bu arada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Mart ayında fazla kilolardan kurtulmayı başarmış olabilirsiniz. Ancak şimdi vücudunuzu dikkatle inceleyin ve bel bölgesinde bir fazlalık olup olmadığını araştırın. İnce vücutlu olsanız bile belde kalınlaşma, hafif bir göbek vücudunuzda zararlı yağların biriktiğine işarettir. Zararlı yağların bel bölgesinde toplandığı belirtiliyor. Kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesinin bir habercisi de bu yağ birikimi. Nisan ayında özellikle bel ve karın jimnastiği yapmanız, beslenme düzeninizi yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor. MAYIS Cinsel hayatınıza çeki düzen vermek için Mayıs ayını tercih edin. Baharın bu en güzel ayında, yeni aşklara kendinizi hazır hissedebilirsiniz. Cinsel dürtülerin hızlandığı bu dönemde, cinsel hastalıkların da arttığını unutmayın. Bu ay, kendinizi yenilemek için elinize geçen fırsatları değerlendirin. Bu ayın en önemli sorunları, sindirim sisteminde ortaya çıkabilir. Gerekirse bir doktora görünüp sindirim sisteminizi rahatlatacak önlemler alabilirsiniz. Eğer geçmişti sindirim sisteminizde sorunlar yaşadınızsa, mayıs ayında bu sorunların tekrar ortaya çıkması ihtimali fazladır. Bu nedenle, daha önce uyguladığınız perhize baş vurmanızda fayda var. Bu ay, sindirim sisteminizi korumaya özellikle çok önem vermelisiniz.

HAZİRAN Hiç oyalanmadan, vakit kaybetmeden bir sağlık kontrolünden geçin. Tatile çıkmadan önce, bir check-up yaptırmanız gerekiyor. Sağlığına önem veren herkesin, hiç değilse bir doktora görünüp genel bir muayeneden geçmesi gerekiyor. Tatilinizin zehir olmaması ve de kendinizi göz göre göre hasta etmemeniz için biraz fedakarlık yapmayı göze almak zorundasınız. Özellikle orta yaşlı kadın ve erkeklerin, yazın nimetlerinden yararlanmaya başlamadoan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerekiyor. Hemen yüzünüzü buruşturup, kaşlarınızı çatmayın. Sıradan bir check-up için fazla zaman harcamanıza gerek yok. Kan ve idrar tahlili, bir kaç araştırma ile bu mesele halledilir. TEMMUZ Tatil döneminin bu en güzel ayında yapmanız gereken ilk iş, cildinizin durumunu kontrol ettirmek olmalı. Deri kanserlerinin özellikle temmuz ayında ortaya çıkması bir rastlantı değil. Yaz sıcaklarının çekiciliğine kapılıp, güneş banyolarını artırınca, bilmeden kendinizi tehlikeye atabilirsiniz. Derinizdeki benler önceleri iyi huylu olabilir, ama birdenbire güneşle temas edince özellikleri değişebilir. Bu ay, lütfen cildinizin bakımına, sağlığına özen gösterin. Aşırı sıcaklarda, kan basıncınızı ölçtürmeyi de ihmal etmeyin. Vücudunuzun susuz kalması ihtimaline karşı önlem alın. AĞUSTOS Ağustos sıcaklarında kent içinde kalmak, kalp hastalıkları açısından tehlike yaratabilir. Yaz ortasında, öncelikle ruhsal sağlığınızı korumak için önlemler almalısınız. Yılın bu en sıcak ayında, stresten uzak kalmaya çalışmalısınız. Yaşadığınız çevreden uzakta geçireceğiniz bir kaç gün, sizi rahatlatır. Depresyon, panik atak gibi sorunlar, ağustos ayında ortaya çıkabiliyor. Önceleri ruhsal sorunlar yaşamış olanların da, bu ay çok dikkatli davranmaları öneriliyor. EYLÜL Sürekli aynı tempo içinde yaşamanın zararlı etkileri, vücudunuzda da kendini göstermeye başlar. Sonbaharın bu ilk ayında, tıpkı ilkbaharın başlangıcında olduğu gibi açık hava sporlarına ağırlık vermelisiniz. Ama bu ay, daha önce denemediğiniz sporları denemenizde yarar var. Vücudunuzun kasları sürekli aynı hareketleri yapmaktan yorulur. Bu nedenle eylül ayında farklı egzersizler yapmayı deneyin. Joging yapıyorsanız, yürüyüşü deneyin. Tenis oynuyorsanız, bu kez de voleybolu tercih edin. Değişik sporlarla vücudunuzun dinginliğini koruyacaksınız. EKİM Ekim ayı, sağlık açısından sonbaharın en tehlikeli dönemidir. Hava serinlemeye hatta soğumaya başladığı için grip, soğuk algınlıkları, bronşit, boğaz ağrıları ve enfeksiyon hastalıkları sırada bekler. Bu hastalıklara yakalanmamak için öncelikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. C vitamini içeren meyve ve sebzeler sofranızdan hiç eksik olmamalı. Bağışıklık sistemini güçlendirici besinlerle kendinizi koruyabilirsiniz. Yeşil ve siyah çayın bağışıklık faydalı olduğunu unutmayın. KASIM Sağlığınızla ilgili planlar yapmanın tam zamanı. Sağlık sigortanızı yenileyeceksiniz. Bu arada genel bir sağlık kontrolundan geçmeyi ihmal etmeyin. Hava koşullarındaki değişiklikler, özellikle kalp ve akciğer hastalıklarına davetiye çıkarır. Kışa girmeden önce, sağlık durumunuzun incelenmesi, kış aylarında büyük sorunlarla karşılaşmanızı önleyebilir. Bu arada depresyon riskini de gözardı etmeyin. Vücudunuz değişen hava koşullarına uyum sağlayıncaya kadar, bazı sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz. ARALIK Her şeyden önce strese karşı önlem almalısınız. Kış mevsiminin başında kendinizi aşırı derecede yorgun hissedebilirsiniz. Bu ay, bünyenizi kuvvetlendirmek için vitamin takviyesine ağırlık vermelisiniz. Kış koşullarının pek çok kişinin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Güneşin yüzünü çok seyrek göstermesi, özellikle kadınlarda karamsarlığa neden olur. Bu yüzden soğuk kış günlerinde, güneşi görür görmez kısa süre de olsa açık havada dolaşmalısınız. Sinir sisteminizi kontrolden geçirtmeyi de unutmayın. Kış başında ruh ve beden sağlığınızda önemli değişiklikler yaşayabilirsiniz. Bu nedenle bir sorununuz olunca, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.

alıntıdır ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Uzmanlar hastalığın coğrafi şartlar, iklim ve beslenme alışkanlıkları ile bağlantılı olduğunu söylüyor

Genetik yatkınlığın, yaralanma, vurma gibi fiziksel travmalar ve bazı ilaçlar ile kimyasal maddelerin neden olduğu tahrişlerin sedef hastalığını tetiklediği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Kundakcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sedefin, deride kırmızı renkte, sınırları keskin, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler olan, iyileşmeler ve ataklarla süren genellikle iyi seyirli bir deri hastalığı olduğunu söyledi.

Sedef hastalığının bazı tiplerinin de hastanın genel durumunu etkileyebilen ve yaÅŸam kalitesini ciddi olarak bozabilen bir hastalık olduÄŸunu belirten Kundakcı, ”Sedef hastalığı, tüm dünyada genel olarak yüzde 1-3 sıklığında görülmektedir” dedi.

Kundakcı, hastalığın görülme sıklığının, coÄŸrafi ÅŸartlar, iklim, beslenme alışkanlıklarının yanı sıra büyük ölçüde ”ırklarla ilgili genetik faktörlere” baÄŸlı olduÄŸunu ifade ederek, ”ÖrneÄŸin beyaz ırkta daha sık rastlanırken, sarı ve siyah ırkta daha seyrektir. En sık Kuzey Avrupa ülkelerinde görülür. Kızılderililerde, Afrika orijinli Amerikalı siyahlarda az rastlanır, Eskimolarda çok enderdir” diye konuÅŸtu.

Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bulunamadığını belirten Kundakcı, ömür boyu devam eden bir hastalık olması nedeniyle tedavi ve takipte güçlük yaşanabildiğini dile getirdi.

”TRAVMA, HASTALIÄžI TETİKLİYOR”

Kundakcı, genetik yatkınlığın ve ”travma” gibi bazı dış faktörlerin hastalığa neden olabildiÄŸine dikkati çekerek, ÅŸunları kaydetti:

”Vurma, künt travmalar, berelenme, yaralanma, böcek ısırıkları, ameliyat kesi yerleri, kimyasal bazı ilaçlar veya kimyasal maddelerle olan tahriÅŸler ile güneÅŸ yanıkları hastalığı tetikliyor. Sedef, genellikle derinin travma gören alanlarında, diz, dirsek, sırtın arka alt kısımları ve saçlı deri, aşırı kilolu kiÅŸilerde koltuk altı, kasıklar, meme altı gibi kıvrım bölgelerinde görülüyor.”

Kundakcı, enfeksiyonların, mantar gibi bazı bakterilerin ve hormon yapısındaki değişikliklerin de hastalığı tetikleyebildiğini belirtti.

”AİLESİNDE SEDEF OLANLARIN YATKINLIÄžI DAHA FAZLA”

Sedef hastalığının her yaş grubunda görülebildiğini ve cinsiyet seçmediğini belirten Kundakçı, hastalığın genellikle kadınlarda 27, erkeklerde ise 29 yaşında ortaya çıktığını dile getirdi.

Kundakçı, ailesinde sedef hastası olan kiÅŸilerde, olmayanlara göre baÅŸlangıç yaşının daha erken olduÄŸuna dikkati çekerek, ”Hastalık, zaman içinde kendiliÄŸinden veya tedaviler sonucu iyileÅŸme seyrine girebilir ve dönem dönem tekrarlayarak ömür boyu sürebilir” dedi.

Hastaların üçte birinin aile yakınlarında sedef hastası bulunduÄŸunu dile getiren Kundakçı, ”Genel görülme sıklığı yüzde 1-3 olan bu hastalıkta, ebeveynlerden birinde sedef varsa görülme sıklığı yüzde 8-10′a, her iki ebeveynde de varsa yüzde 30-40′a kadar yükselmektedir” diye konuÅŸtu.

BELİRTİLERİ NEDİR?

Kundakcı, hastalığın deride kırmızı renkte, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler görüldüğünü ve bazı kiÅŸilerde çok ÅŸiddetli kaşıntıya neden olduÄŸunu ifade ederek, ”Nadiren de kızarık deri alanları üzerinde içi iltihaplı belirtiler görülebilir ve ateÅŸ yapabilir” dedi.

Sedef hastalığında deri dışında en sık etkilenen organların tırnaklar ve eklemler olduğunu belirten Kundakcı, tırnaklarda nokta şeklinde çukurcuklar, şekil ve renk değişiklikleri ile eklem tutulmaları görüldüğünü kaydetti.

Bunların dışında kuruluk gibi çeşitli göz problemleriyle de karşılaştıklarını anlatan Kundakcı, sedefin bulaşıcı bir hastalık olmadığını, bu nedenle insanların sedef hastaları ile temastan çekinmemeleri gerektiğini dile getirdi. Kundakçı, alkol alımının ve sigaranın hastalığı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Sedef hastalığında genellikle bulguların çok yaygın olması, vücudun yüz, eller, kollar ve genital bölge gibi sosyal açıdan önem taşıyan kısımlarında görülmesi, kaşıntı ve iş gücü kaybına neden olan durumlarda tedaviye ihtiyaç olduğunu belirten Kundakcı, hastaların bir kısmının pomat ya da krem şeklinde basit, bir kısmının da daha yoğun tedavi gördüğünü söyledi.

Kundakcı, ömür boyu devam eden, sık sık tedavi uygulanan sedef hastalığında, hastanın hastane ile temasının azaltılabilmesi, evinde uygulayabileceği rahat, pratik uygulaması olan ilaçlar seçilmesi, ilaçların yan etkisinin minimum olmasının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

AA

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunny´s Topliste Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.