Kategori 'Sağlık Bölümü' Category

Osteoporoz Vakfı, 20 Ekim Dünya Osteoporoz günü nedeniyle, bu hastalığın tüm dünyada hızla arttığına dikkat çekti. Osteoporozdan korunmak için çocukluktan itibaren sağlıklı beslenmek, kalsiyum açısından zengin olan süt ve süt ürünlerini yeterli miktarda tüketmek ve düzenli olarak egzersiz yapmak gerekiyor. Çocukluk döneminden itibaren süt içmeyi alışkanlık haline getirerek günde 2 bardak süt içmek, hastalığa yakalanma olasılığını azaltıyor. Menopoz sonrası ise, günde 2-4 su bardağı süt içilmeli,

(Günaydın).

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Amerika’da her yıl bin 500 erkek meme kanserine yakalanıyor. Bu hastalığa yakalanan erkeklerin, kız çocuklarında ve kız kardeşlerinde meme kanserine yakalanma riski ise yaklaşık 2-3 kat artıyor. Amerikan Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Dr. Canan Uzel, bu konuda şunları söylüyor: “Erkeklerde meme kanseri en sık 60 yaş civarında görülür. Memede ya da koltuk altında şişlik ve sertlik, meme üzerindeki deride kızarıklık, meme başında içeri çekilme ve ağrı; bu hastalığın başlıca belirtileridir. Karaciğer sirozu, testis hastalıkları veya herhangi bir başka nedenle östrojen hormonu alınması başlıca risk faktörleri niteliğindedir. Ailede meme kanseri hikayesinin bulunması da, riski artıran diğer bir faktördür.”

(Günaydın).

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tags: , ,

Uzmanlar, beyazlatıcı ürünlerin diş sağlığına zarar verdiğini söylüyor ve şunları öneriyor:
* Florlu diş bakım ürünleri kullanın. Pütürlü macunlardan ve diş temizleyicilerinden uzak durmaya özen gösterin.
* Beyazlatıcı bakım ürünleri diş hassasiyetinizi artırıyorsa, kullanmayı bırakın. Hassas dişler için hazırlanmış macunları tercih edin.
* Çok sıcak ve çok soğuk gıdaları peş peşe tüketmekten kaçının.
* Dişe zarar veren asitli gıdaların tüketimini minimuma indirin.

(Günaydın).

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tags: , ,

Halsizliğin nedeni kansızlık olabilir

Gün içerisinde çok iş yapmadan yoruluyor, kendinizi halsiz hissediyor; baş dönmesi, çarpıntı, üşüme hissi ve iştahsızlık şikayetlerinden yakınıyorsanız bu bulgularınızın nedeni kansızlık olabilir.

Demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliğine bağlı olarak görülebilen kansızlık yani anemi hastalığı tedavi edilmediği takdirde çok daha büyük sorunlara yol açıyor. Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, “Kansızlık ve tedavi yöntemleri” hakkında bilgi verdi.

Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın nedenleri ya kemik iliğinde kan yapımı (alyuvar, hemoglobin) azalmıştır veya çeşitli nedenlere bağlı olarak kan kaybı artmıştır. Kan yapımı azalmasının en sık nedenleri ise demir eksikliği, folik asit eksikliği ve vitamin B12 eksikliğidir.

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri
  Yorgunluk, halsizlik,
  Baş dönmesi,
  Çabuk yorulma
  Solukluk
  Çalışma kapasitesinde azalma
  İştahsızlık, bazen bulantı
  Çarpıntı
  Nefes darlığı
  Üşüme hissi
  Saçlarda dökülme
  Konsantrasyon bozukluğudur.

Kansızlığın yol açtığı sorunlar

Hamile bayanlarda;
 Bebek ölümleri artabilir.
 Düşük kilolu bebek doğurma riski.
 Erken doğum riski
 Vücut direnci düşer ve hastalıklar daha sık görülür.

Çocuklarda;
 Büyümede gerilik görülebilir.
 Fiziki aktivite azalma.
 Daha sık hastalanma.
 Algılama, öğrenme ve yorumlama fonksiyonları azalır, dikkat dağılması görülür.

Yetişkinlerde;
 Sürekli yorgunluk hissi vardır, halsizlik oluşur,
 İş gücünde azalma.
 Hastalıklar daha sık görülür.

Demir eksikliğine bağlı anemi;
Demir vücutta oksijen taşıma görevi üstlenen alyuvarların yapımı için gerekli bir maddedir. Dünyada; her 10 erkekten biri (%10’u), her 3 kadından biri (%35’i), her 2 gebeden biri (%50’si) ve her 5 çocuktan ikisi (%40’ ı) kansızdır.


Demir eksikliğinin nedenleri:
 Besinlerle az miktarda alınma,
 Bağırsaklardan az miktarda emilim
 Kronik kanamalar (adet kanamaları, sindirim sistemi ülser ve kanser kanamaları, idrar yolları kanamaları) dır

Vücutta ve kemik iliğindeki demir depolarının harcanması sonucu kansızlık yavaş gelişir. Genellikle kadınlarda adet kanamalarından dolayı demir depoları daha düşüktür. Kan kaybına neden olabilen en riskli durumlar arasında sindirim sistemi ülserleri ve kanserleri, rahim urları, uzun dönem aspirin ve romatizmal ilaç kullanımı sayılabilir.
Yetersiz demir alınması; normal beslenme sırasında gıdalar yoluyla alınan demirin yetersiz olduğu durumlarda görülür. Sosyoekonomik düzeyi düşük toplumlarda, beslenme alışkanlıkları yanlış olan insanlarda daha sıktır.
Bebeklerde; ek besinlere geç başlama, anne sütü yerine inek sütüyle beslenme kansızlığa neden olabilir.
Erişkinlerde ise vejetaryenlik, yanlış uygulanan zayıflama rejimleri ve yeme bozuklukları da kansızlığa neden olabilir. Ülkemizde kadınlarda kansızlığın en büyük nedeni adet kanamasına bağlı kan kaybıdır. Diğer taraftan; sık doğumlar, çoğul gebelikler, annenin 2 yıldan sık aralıklarla veya 4’ten fazla sayıda doğum yapması gibi durumlar kansızlığa neden olabilir.
Demir emiliminin bozulduğu durumlar; uzun süren ishaller, kronik enfeksiyonlar, sindirim sisteminde bozukluklar vücuda alınan demirin emilimini bozarak kansızlığa neden olabilir.

Demir eksikliğine bağlı kansızlığı olanlarda ne tür bulgular görülür?
 Toprak, buz, kireç yeme isteği
 Ağız kenarında çatlaklar oluşması
 Tırnaklarda düzleşme
 Dilde acıma hissi (tahriş olmuş dil) ve kırmızılaşma

Günlük demir ihtiyacı ne kadardır?
Günlük demir ihtiyacı yaklaşık olarak 2 mg. kadar olmasına rağmen kadınlarda ihtiyaç daha fazladır. Besinlerdeki demirin ancak %10 kadarı ince bardaklardan emilir. İhtiyaç halinde emilim artarsa da kayıpların karşılanamadığı durumlarda kansızlık oluşur. İhtiyaç kadınlarda, bebeklik döneminde, hamilelikte, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde daha fazladır.

Demir açısından zengin besinler
Kırmızı et, karaciğer, balık gibi hayvansal kaynaklı besinlerde faydalı demir daha fazladır. Kuru üzüm ve bitkisel kaynaklı besinlerdeki demir ihtiyacı karşılayamaz. C vitamini ve portakal suyu bitkilerden alınan demirin emilimini artırırken, çay ve kahve tüketimi demir emilimini azaltır.

Demir eksikliğine bağlı kansızlığı olan hastalarda yapılması gereken tetkikler?
Tam kan sayımı, serum demiri ve serum demiri bağlama kapasitesi veya serum ferritinidir. Bazı durumlarda transferin saturasyonu, dışkıda gizli kan ve periferik yayma istenebilir.

Nasıl tedavi edilir?
Tedavide kullanılan çeşitli demir formları mevcuttur. Tedavi ağızdan alınan haplar şeklinde olabileceği gibi, kalçadan veya damardan yapılan tedaviler şeklinde de olabilir.  İğne şeklinde yapılan tedavilerin ilki mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılmalıdır. Demir tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale döner. Kemik iliğindeki demir depolarını doldurmak için daha uzun süreli tedavi gerekir.

İlaç kullanılırken dikkat edilecek noktalar:
Demir emilimi aç karnına daha iyidir; fakat aç karına alınan demir mideyi rahatsız edebileceğinden pek çok insan buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Sütlü ürünler demir emilimini engelleyeceğinden birlikte alınmamalıdır. Asit ortam ve C vitamini demir emilimini artırır. Gebelik ve emzirme döneminde diyet ile alınacak miktar yeterli olmayacağından kadınların ilave demir alması gerekir.

Folik asit eksikliğine bağlı anemiye de dikkat!
Vücudun alyuvarları üretebilmesi için folik aside ihtiyacı vardır. Folik asitin yetersiz olduğu durumlarda kan hücresi üretimi azalır ve bilahare anemi görülür. Folik asitin emilimini etkileyen en önemli madde ise alkol olduğundan bu çeşit anemi en çok alkoliklerde görülür. Diğer taraftan keçi sütü ile beslenme, bağırsak hastalıkları, doğum kontrol hapları, kanser için alınan çeşitli ilaçlar ve epilepsi ilaçları folik asit eksikliğine neden olabilir.

Folik asit eksikliğine bağlı anemide;
• İshal
• Depresyon,
• Şişmiş ve kırmızı bir dil görülür.

Vitamin B12 eksikliğine bağlı anemi

Yiyeceklerle alınan B12 vitamini emiliminin gerçekleşmesi için mide, pankreas ve ince barsağın fonksiyonlarının normal olması gerekir. Bu fonksiyonlardan herhangi birindeki bozukluk bu vitaminin eksikliğine neden olur. B12 vitamini alyuvarların kemik iliğinden üretilmesi için gereklidir. Vücutta B12 vitaminin yetersiz olması anemiye neden olur. Bu çeşit anemi daha çok vejeteryanlarda, mide rahatsızlıklarında (atrofik gastrit), ince barsak hastalığına bağlı emilim bozukluğu olanlarda ve metformin tipi şeker ilacı kullananlarda azalmalar görülebilir.

B12 eksikliğine bağlı aneminin kendine özgü bulguları

• Eller ve ayaklarda karıncalaşma hissi
• Bacaklar ve ellerde duyu kaybı
• Şişmiş, ağrıyan ve hassas dil
• Sararmış cilt
• Zihinsel fonksiyonların azalmasıdır.

(aa)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kanada’da yapılan bir araştırma, kızartma, tuz ve et bakımından zengin Batı tarzı beslenmenin kalp krizi riskini artırdığını gösterdi.

Amerikan Kalp Birliği’nin dergisi Circulation’da yayımlanan araştırma, kızartılmış ve tuzlu besinler yerine sağlıklı besinler yemenin, dünyada kalp krizi vakalarını üçte bir oranında azaltacağını ortaya koydu.

Ontario’daki Nüfus Sağlığı Araştırma Kurumu Başkanı profesör Selim Yusuf’un liderliğindeki araştırma ekibi, 52 ülkede 16 bin kişiyi inceledi ve dünya üzerinde 3 beslenme tarzı tanımladı.

Bunlar arasında yağ, tuz ve etin ağırlıklı olduğu Batı tarzı beslenme, kalp krizi riskinin yaklaşık yüzde 30′unun nedenini oluşturuyor. Daha çok Afrika’da rastlanan meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı ise bu riski üçte bir oranında azaltıyor. Tofu, soya ve diğer soslar bakımından zengin Doğu tarzı ise kalp krizi riski için bir fark yaratmıyor.

(AA)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kanada’da yapılan bir araştırma, kızartma, tuz ve et bakımından zengin Batı tarzı beslenmenin kalp krizi riskini artırdığını gösterdi.

Amerikan Kalp Birliği’nin dergisi Circulation’da yayımlanan araştırma, kızartılmış ve tuzlu besinler yerine sağlıklı besinler yemenin, dünyada kalp krizi vakalarını üçte bir oranında azaltacağını ortaya koydu.

Ontario’daki Nüfus Sağlığı Araştırma Kurumu Başkanı profesör Selim Yusuf’un liderliğindeki araştırma ekibi, 52 ülkede 16 bin kişiyi inceledi ve dünya üzerinde 3 beslenme tarzı tanımladı.

Bunlar arasında yağ, tuz ve etin ağırlıklı olduğu Batı tarzı beslenme, kalp krizi riskinin yaklaşık yüzde 30′unun nedenini oluşturuyor. Daha çok Afrika’da rastlanan meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı ise bu riski üçte bir oranında azaltıyor. Tofu, soya ve diğer soslar bakımından zengin Doğu tarzı ise kalp krizi riski için bir fark yaratmıyor.

(Sabah).

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Medical Park Hastanesi uzman doktorlarından Gönül Bakır, mevsimsel hastalıklardan olan grip ve nezle konusunda vatandaşların daha duyarlı olmaları gerektiğini bildirdi.

Dr. Bakır, yaptığı açıklamada, mevsimsel hastalıkların başında grip hastalığının geldiğini belirterek, hastalığın sıklıkla burunda kuruma, yanma, genizde yanma, kaşıntı hissi, burunda tıkanıklığın yanı sıra, önce beyaz, şeffaf daha sonra da giderek koyulaşan burun akıntısı ile kendini gösterdiğini kaydetti. Dr. Bakır, hastalıkla ilgilie şu bilgileri verdi:

“Grip başlangıcında hafif olmak üzere ateş de görülüyor. Hastada genel vücut kırgınlığı oluyor. Ayrıca gribe yakalanan kişi ağır kilolar kaldırmış gibi eklem ve adalelerinde yorgunluk hissi, burundan ve genizden gelen akıntıya bağlı öksürük, balgam çıkarma hissi ve problem devam ederse baş ağrısı ile karşı karşıya kalıyor.

Grip tedavisinde antibiyotik kullanmayın önerisinde bulunuyoruz. Hastada çok yüksek ateşe eşlik eden, çok koyu ve kanlı burun akıntısı olursa, öksürük, balgam devam ederse antibiyotik gerekebilir. Onun dışında bol sıvı alarak akıntının yumuşatılması kolayca çıkarılmasının sağlanması, sigara içiliyorsa kesilmesi, gün içerisinde sıcak buharla genzi yumuşatmak, sebze ve meyve yiyerek, vitaminle vücuda takviye yapılması, çok aktif olan dönemlerde de vücudun dinlendirilmesi tedavinin esas parçasıdır.”

Özellikle alerjisi olanlarda, vücut direnci zayıf kişilerde hastalığın uzun sürüp tekrarlayabileceğini belirten Bakır, “Yaşlılarda ve akciğer hastalıklarında gribin ortaya çıkması, bu problemleri ağırlaştırabilir. Yakından takip edilmesi gerekiyor. Gribal enfeksiyonlarda esas vücudun direncinin yüksek tutulup koruma mekanizmasının geliştirilmesi gerekiyor” diye konuştu. “Toplumda grip ile nezle aynı rahatsızlıkmış gibi algılanıyor” diyen Dr. Gönül Bakır, bu iki hastalığın birbirinden farklı hastalıklar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Nezle, virüslerin sebep olduğu ve acil tedavi gerektirmeyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle ‘rhinovirüsler’ adı verilen bir virüs türü nezle yapmaktadır. Havadan solunarak alınan rhinovirüsler burun mukozasına tutunurlar. Bağışıklık sistemi devreye girerek virüsü vücuttan uzaklaştırmaya çalışır. Virüsleri atma çabasıyla burun akması, hapşırma ve ateş gibi tepkilere neden olur. Vücut virüsten kurtulunca bu reaksiyonlar sona erer. Nezle virüslerle meydana gelen bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan ve sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Salgınlar yapar ve yatağa düşürür. Nezle veya grip için hiçbir bir antibiyotiği kullanmaya gerek yoktur.”

Dr. Bakır, gripten korunmak için öncelikle yaşlıların, kronik hastalığı bulunanların ve çocukların aşılanması gerektiğini ifade ederek, “Toplu çalışma ortamlarında havalandırma düzenli yapılmalı, sigara içilmesine izin verilmemeli, hasta kişiler erkenden uyarılarak ortamdan uzaklaştırılmalı ve tedavileri sağlanmalı” şeklinde konuştu.

(İHA)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Veteriner Hekim Mustafa Yıldız, protein eksikliğinin zeka geriliğine sebep olduğunu belirterek, önlem alınmazsa ülkemizdeki yetersiz beslenme sebebiyle zeka yönünden zayıf bir nesil yetişmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Sakarya Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü geride bıraktıklarını, ancak bu günün öneminin anlatılamadığını kaydetti. Temel beslenme ve zeka geriliğinin ortaya çıkmaması için mutlaka yeterince protein alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız, ancak ülkemizde kişi başına düşen protein miktarının Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında oldukça düşük oranda olduğunu belirtti.

Türkiye‘de kişi başına düşen günlük protein miktarının 89 gram olduğunu, ancak Avrupa’da bunun 188 grama kadar çıktığını dile getiren Yıldız, eğer önlem alınmazsa ülkemizde yetersiz beslenme yüzünden zeka yönden geri kalmış bir neslin yetişmesinin kaçınılmaz olacağını kaydetti.

Ülkemizde ciddi boyutta yetersiz ve dengesiz bir beslenme söz konusu olduğunu vurgulayan Yıldız, yeterince protein almayan milletlerin diğer protein alan milletlerin bir şekilde kölesi olacağını, Atatürk’ün ‘Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ sözünün bu anlamda önemli bir gerçeği ifade ettiğini dile getirdi.

Dünyadaki gıda ile ilgili dengelere bakıldığı zaman gelişmiş birkaç ülkenin toplam gıdanın salt çoğunluğunu tükettiği bilgisini veren Yıldız, “Eğer silaha ve lüks tüketim için yapılan harcamalarda tasarruf yapılırsa fakir ülkelerin gıda üretim tekniklerini geliştirmelerinde ve beslenme sorunlarının çözümünde yol alınabilir. Dünya bu şekilde açlıkla mücadelede insan olmaya yakışan bir çözüm olacaktır. Beslenme sorunlarının tamamı insan kaynaklı, çözümü de tabii ki yine insandadır.” dedi.

Yıldız, ülkemizde gıda güvenliği konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını, bilinçsizce kullanılan tarım, veteriner ilaçları ve ağır metal kirlenmesinin gıda ve insan sağlığını tehdit eder boyutta olduğunu sözlerine ekledi.

(CİHAN)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Osmaniye İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Cingöz, kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte grip aşısının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Dr. Mehmet Cingöz, özellikle 65 yaşın üzerindekiler ile bakım evinde kalanların grip aşısını mutlaka yaptırmaları gerektiğini belirterek, “Astımlı çocuklar, kronik kalp ve akciğer hastalığı olanlar, diyalize giren hastalar, böbrek, şeker hastalığı ya da bağışıklık yetmezliği olanlar, uzun süreli aspirin tedavisi alanlar, grip sezonunda gebeliğinin dördüncü ayında ya da ileri dönemlerde olacak kadınlar, grip virüsünü riskli gruplara taşıyabilecek kişiler, sağlık çalışanları, yaşlı bakım evlerinde çalışanlar, ev ziyareti yapanlar, grip açısından riskli kişinin ev halkı, AIDS virüsü ile enfekte kişiler grip aşısı yaptırmalıdır.” dedi.

Cingöz, özellikle, yumurta alerjisi olanların, gebeliğinin ilk 3 ayında bulunanların ve bir yaş altı bebeklerin grip aşısı yaptırmamaları gerektiğini vurguladı.

(CİHAN)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu mücadelesinde yarın Arsenal ile karşılaşacak Fenerbahçe, bugüne dek Avrupa kupalarında İngiliz ekiplerle yaptığı 13 maçın 4′ünü kazandı.

Sarı-lacivertliler, Avrupa kupalarında Şampiyon Kulüpler Kupası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası ve Kupa Galipleri Kupası’nda İngiliz ekiplerle toplam 7 kez eşleşti. İngiliz ekiplerle yaptığı 13 maçın 7’sinde yenilen Fenerbahçe, 2 maçta ise beraberliğe razı oldu.

Geçen sezon ünlü İngiliz ekibi Chelsea ile Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalde karşı karşıya gelen Fenerbahçe, Kadıköy’de 2-1 yendiği rakibine deplasmanda 2-0 mağlup olarak elendi.

29 YIL SONRA

Fenerbahçe, 29 yıl sonra Avrupa kupalarında Arsenal ile karşı karşıya gelecek.

İngiliz ekiple 1979-1980 sezonunda Kupa Galipleri Kupası 1. tur mücadelesinde eşleşen Fenerbahçe, deplasmanda 2-0 yenildiği rakibiyle İstanbul’daki maçta 0-0 berabere kalarak, kupadan elenmişti.

Galatasaray, 1999-2000 sezonunda UEFA Kupası finalinde karşı karşıya geldiği İngiliz ekibi, 0-0 tamamlanan maçta penaltılar sonucu yenerek (4-1) kupanın sahibi olmuştu.

İNGİLİZ EKİPLERLE MAÇLAR

Fenerbahçe’nin, Avrupa kupalarında İngiliz temsilcilerine karşı oynadığı maçlar ve aldığı sonuçlar şöyle:

1968-69:

Şampiyon Kulüpler Kupası 1. Tur:
Manchester City - Fenerbahçe: 0 - 0
Fenerbahçe - Manchester City: 2 - 1 (Tur atladı)

1977-78:
UEFA Kupası 1. Tur:
Aston Villa - Fenerbahçe….: 4 - 0
Fenerbahçe - Aston Villa….: 0 - 2

1979-80:
Kupa Galipleri Kupası 1. Tur:
Arsenal - Fenerbahçe……..: 2 - 0
Fenerbahçe - Arsenal……..: 0 - 0

1996-1997:
Şampiyonlar Ligi (C) Grubu:
Fenerbahçe - M. United……: 0 - 2
M. United - Fenerbahçe……: 0 - 1

2004-2005:
Şampiyonlar Ligi (D) Grubu:
M. United - Fenerbahçe……: 6 - 2
Fenerbahçe - M. United……: 3 - 0

2006-2007:

UEFA Kupası (H) Grubu:
Newcastle U.- Fenerbahçe….: 1 - 0

2007-2008:

Şampiyonlar Ligi (G) Grubu:
Fenerbahçe -
Chelsea……..: 2 - 1
Chelsea - Fenerbahçe……..: 2 - 0

(Sabah).

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar