Posts Tagged 'Yunan Gemisi Sanmıştık « İlginç olaylar'

Kocatepe’nin Türk Uçaklarınca Batırılması
21 Temmuz 1974, Kıbrıs açıkları

İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlüğünde 1960′da resmen kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti adadaki iki etnik topluluk arasındaki iliÅŸkileri bir sisteme baÄŸladıysa da Türkler ve Rumlar arasındaki sorunlar bir türlü sona ermiyordu. Her iki topluluk içinde de adanın Türkiye’ye ve Yunanistan’a baÄŸlanması için faaliyetler sürüyor, zaman zaman da saldırılar ve katliamlar meydana geliyordu.

1963, 1964 ve 1967′de kanlı olaylar cereyan etmiÅŸ ve Türkiye “soydaÅŸlarını kurtarmak üzere” adaya silahlı müdahalede bulunmaya bile kalkışmıştı. 1964 olaylarından sonra BaÅŸbakan İsmet İnönü Kıbrıs’a çıkartmayı ciddi ciddi düşünmüş ama hem 5 Haziran 1964′deki ünlü “Johnson Mektubu” hem de Türk ordusunun bu çapta bir amfibik harekatı yürütecek olanaklara sahip olmaması üzerine çıkartmadan vazgeçilmiÅŸti.

ABD BaÅŸkanı Johnson BaÅŸbakan İsmet İnönü’ye gönderdiÄŸi mektupta, eÄŸer çıkartma yapılırsa bir Sovyet tehdidi karşısında Nato’nun Türkiye’nin yanında yer almayacağını söylemiÅŸ ve İnönü de “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır” gibi ağır bir laf etmiÅŸti, ama olay da o noktada bitmiÅŸti. Buna raÄŸmen Türkiye bir gövde gösterisi yapacak ve uçaklarını adanın üzerine gönderecekti.

Bu harekat sırasında 8 AÄŸustos 1964′de Türk pilotu Cengiz Topel’in uçağı düşecek ve pilot da hayatını kaybedecekti. 1967′deki kriz sırasında ise Yunanistan’daki Albaylar Cuntası Yunan askerlerini ve Grivas’ı adadan çekmeyi kabul ederek geri adım atacaktı.

Ancak Yunan cuntası Kıbrıs CumhurbaÅŸkanı Makarios’dan kurtulmakta kararlıydı ve nitekim 1974 yazında harekete geçti. 15 Temmuz 1974′de Nikos Sampson liderliÄŸinde bir darbeyle Makarios devrildi ve Kıbrıs’ta da Atina’daki cunta yönetimin uzantısı bir yönetim oluÅŸtu. Makarios son anda kurtularak Malta’ya kaçmıştı.

Makarios’dan Türkiye de rahatsızdı ama Sampson’un yönetiminin kabullenilmesi de mümkün deÄŸildi. Özellikle 1963 ve 1964 olaylarında Türklere yapılan saldırılarla tanınan Sampson hem uluslararası anlaÅŸmaları çiÄŸnemiÅŸ, hem de adadaki Türklerin can güvenliÄŸini büyük bir tehdit altına sokmuÅŸtu.

Türkiye’de iktidarda bulunan CHP-MSP hükümeti adaya çıkartma yapmanın kaçınılmaz olduÄŸuna karar vermiÅŸti. 1964′de-ki krizden ders çıkararak gereken önlemlerini alan Türk ordusu da adaya yapılacak bir çıkartma harekatı için gereken olanaklara artık sahipti. Sampson yönetimi uluslararası düzeyde tepkiyle karşılanmış ve arkasında Yunanistan’ın olduÄŸu bilindiÄŸi için Albaylar Cuntası da ağır bir baskı altına alınmıştı. Dolayısıyla koÅŸullar Türkiye’nin adaya çıkartma yapması için hayli uygundu.

Öteden beri adada denizle baÄŸlantısı olan bir bölgede Türk egemenliÄŸinin oluÅŸturulması gerektiÄŸine inanan Türkiye’nin eline bu amacına ulaÅŸmak için iyi bir fırsat geçmiÅŸti. BaÅŸbakan Ecevit ve DışiÅŸleri Bakanı Turan GüneÅŸ’in yürüttüğü temaslar, bir diÄŸer garantör devlet olan İngiltere’ye ortak askeri harekat önerileri olumlu karşılık bulmayınca 20 Temmuz 1974 sabahı Türk birlikleri çıkartma harekatına baÅŸladı. BaÅŸbakan Ecevit “Barış Harekatı” adı verilen askeri harekatın Kıbrıs’a barış, Yunanistan’a da demokrasi getirmek üzere yapıldığını söylüyordu.

Girne bölgesine çıkartma yapan Türk birlikleri ÅŸiddetli bir direniÅŸle karşılaÅŸtılar ancak burada bir köprü başı tutmayı da baÅŸaracaklardı. Girne’den LefkoÅŸa’ya doÄŸru ilerlemek ve iki kent arasında baÄŸlantı kurmak zorundaydılar. ABD ve diÄŸer ülkeler Türkiye’nin askeri harekatına karşıydılar.

BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi hemen toplanarak ateÅŸkes çaÄŸrısında bulundu ve sorunun barışçı yollardan çözümlenmesini istedi. Ancak Türkiye artık askeri harekatı baÅŸlatmıştı. Sampson’un darbesinin gayri meÅŸru niteliÄŸi ve Atina’da iktidarda bir askeri cuntanın bulunması doÄŸrusu Ankara’nın iÅŸini kolaylaÅŸtırıyordu. Girne ve LefkoÅŸa arasındaki baÄŸlantıyı kurup, askeri açıdan saptanan hedeflere ulaÅŸmadan BM’nin çaÄŸrısına uyulması düşünülmüyordu.

20 Temmuz sabahı baÅŸlayan savaÅŸ 21 Temmuz günü de bütün ÅŸiddetiyle sürerken Ankara’da savaşı yönetmekte olan Genelkurmay Karargahına gelen bir istihbarata göre Yunanistan’dan Kıbrıs’a doÄŸru yola çıkan bir filo adaya silah ve asker götürüyordu. Baf limanı açıklarına doÄŸru ilerlediÄŸi bildirilen bu Yunan savaÅŸ gemilerinin durdurulması gerekiyordu.

Girne limanında bulunan üç Türk muhribi, Kocatepe, Adatepe ve Mareşal Çakmak gemilerine bölgeye doğru hareket etmeleri ve bu Yunan filosunu karşılamaları emri verilirken, Türk savaş uçaklarına da aynı şekilde bölgeye intikal etmeleri ve Yunan gemilerini vurmaları bildirildi.

Ama bu arada Ankara’daki savaÅŸ karargahı çok ilginç bir ÅŸey daha saptadı. Bu Yunan gemileri Türk bayrağı çekmiÅŸti ve telsiz konuÅŸmaları da Türkçe yapılıyordu! Karargah hemen bu durumu deÄŸerlendirdi; Yunan gemileri Türkleri ÅŸaşırtmak ve kendi gemileri sanmalarını saÄŸlamak için Türk bayrağı çekmek ve Türkçeyi iyi bilen Yunan personelini kullanmak gibi çok kurnazca bir savaÅŸ hilesine baÅŸvurmuÅŸlardı, ama Türk Genelkurmayı bu numarayı yemezdi!

Türk ve Yunan askerleri NATO’da birlikte çalıştıkları için ortak yürütülen tatbikatlarda Türk birliklerinin kullandığı dili ve kodları iyi incelemiÅŸlerdi ve görüldüğü kadarıyla gayet güzel taklit ediyorlardı.

Bu durum hemen BaÅŸbakan Ecevit’e de bildirilecekti. Çünkü yine o saatlerde ateÅŸkes görüşmeleri de sürüyordu ve ABD DışiÅŸleri Bakanı Henry Kissinger’la Ecevit arasında sürekli telefon görüşmesi yapılıyordu. Kissinger, Yunanistan’ın ateÅŸkes istediÄŸini söylüyor ve Türkiye’nin de buna olumlu yanıt vermesi için baskı yapıyordu. Yoksa savaÅŸ Kıbrıs’la sınırlı kalmayarak bir Türk-Yunan savaşına dönüşebilirdi.

Adaya çıkartma yapmış Türk birliklerinin ilk hedeflerine ulaÅŸmadan bir ateÅŸkese yanaÅŸmak istemeyen Ecevit de zaman kazanmaya çalışıyordu. Ecevit’e “Türk bayrağı çekmiÅŸ ve Türkçe konuÅŸan” Yunan savaÅŸ gemilerinin Kıbrıs açıklarında bulunduÄŸu bilgisi verilince Türkiye BaÅŸbakanı çok sevindi.

İşte Kissinger’in ateÅŸkes baskısını geriletmek için eline iyi bir silah geçmiÅŸti. Kissinger’a Yunanistan’ın ateÅŸkes isterken samimi olmadığını artık kanıtlayabilirdi; hem ateÅŸkesten söz ediyor, hem de asker ve cephane yüklü savaÅŸ gemilerini Kıbrıs’a gönderiyordu. Ve üstüne üstlük de bu gemilere Türk bayrağı çekip, Türkçe bilen personel yerleÅŸtirerek kötü bir savaÅŸ hilesine baÅŸvuruyordu. Kissinger’a tüm bunları anlattığında ABD DışiÅŸleri Bakanının söyleyebileceÄŸi bir ÅŸey kalmayacaktı.

Nitekim Başbakan Ecevit ABD Dışişleri Bakanı ile bu konuyu tam da bu çerçevede görüşecekti. Daha sonra Henry Kissinger anılarını yayımladığında o 21 Temmuz sabahı kendisiyle Ecevit arasında geçen telefon görüşmesini bütünüyle aktaracaktı.

Ecevit telefonda bazı Yunan savaÅŸ gemilerine Türkçeyi iyi bilen personelin yerleÅŸtirilip, Türk bayrağı çekildiÄŸini ve bu gemilerin batırılacağını söyleyince Kissinger da ÅŸaşırmış, Ecevit’in sözünü ettiÄŸi bölgede Yunan savaÅŸ gemilerinin bulunduÄŸu bilgisine sahip olmadığını söylemiÅŸ ama Ecevit’in verdiÄŸi bilgilere de kuÅŸkuyla yaklaÅŸtığı için çok ilginç bir yanıt vermiÅŸti. Kissinger; “Evet, sayın baÅŸbakan” demiÅŸti, “Türk bayrağı taşıyan ve Türkçe konuÅŸulan gemileri batırdığı için Türkiye’yi kimse suçlayamaz.”

Kissinger’ın anılarında aktardığına göre Ecevit’le konuÅŸmaları şöyle olmuÅŸtu:

Ecevit: Yunanistan’ın ateÅŸkes istediÄŸinden söz ediyorsunuz ama ortada ciddi bir sorun var. Yunanistan’ın samimiyetinden ve güvenilirliÄŸinden kuÅŸkuluyuz. Yuannides’in ÅŸeref sözü bir oyundan ibaret. Yuannides’in sözlerinin gerisindeki oyunu ÅŸimdi anladık. Yunan bayrağı taşıyan her gemiye ateÅŸ açabileceÄŸimizi söyleyip ardından da gemilerine Türk bayrağı çekiyor!

Kissinger: Eh, kendi gemilerinizi batırırsanız sizi hiç kimse suçlayamaz.

Ecevit: Hayır, Dr. Kissinger, onlar bizim gemilerimiz değil. Onlar Yunan gemileri. Türk bayrağı çekmiş Yunan gemileri.

Kissinger: Evet, sayın baÅŸbakan, Türk bayrağı taşıyan ve Türkçe konuÅŸulan gemileri batırdığı için Türkiye’yi kimse suçlayamaz.

Ecevit: Yunanlılar hile yapıyorlar. Biz NATO müttefikiyiz ve Yunan pilotlar kodumuzu biliyorlar. Türkçe konuÅŸuyorlar, pilotlarımızla Türkçe ve bizim kod kelimelerimizi kullanarak temas kuruyorlar. Bu durumda Yunanistan’ın sözlerine nasıl güvenebiliriz?

Kissinger: Tam olarak istediğiniz nedir? Sizin zeki bir insan olduğunuzu Harvard günlerinden biliyorum. Size saygı duyuyorum ama bu çatışma devam etmemeli. Bu iş böyle giderse altı hafta boyunca devam edebilir.

Ecevit: Ateşkes istediklerini söylüyorlar ama ateşkesi adaya askeri yığınak yapmak için istedikleri açıkça ortaya çıktı. Yunanlılar bu yöntemlere son vermeliler.

Kissinger: Hangi yöntemlere son vermeliler?

Ecevit: Ateşkese hazır olduklarını söylüyorlar. Ama bir yandan da bize ateşkesi çiğnemekte kullanacakları hileleri de göstermiş durumdalar.

Kissinger: Bana ateşkesi kabul etmeyeceğinizi mi söylüyorsunuz?

Ecevit: AteÅŸkesi kabul edeceÄŸiz.

Kissinger: Bugün mü?

Ecevit: Şu anda sorunu görüşmekle meşgulüz.

Kissinger’la bu görüşmenin ardından “Türk bayrağı çekmiÅŸ ve Türkçe konuÅŸulan” Yunan gemilerinin batırılması için bir engel kalmamıştı. Çünkü Türkiye resmen Yunanistan’la savaÅŸ halinde deÄŸildi ama bu gemiler batırıldığında iÅŸ bu noktaya kadar gidebilirdi. Ancak ABD DışiÅŸleri Bakanı’nın da onayladığı gibi Yunanistan yaptığı hilenin sonuçlarına katlanacaktı!

Türk savaş uçakları üç Türk gemisinin üzerinde görüldüğünde gemidekiler bunların Türk uçakları olduğunu anladılar. Çünkü Yunan uçaklarının menzili bulundukları bölgeye kadar gelip böyle uzun uzun dolaşmalarına yetmezdi. Uçakların saldırıya geçmeye hazırlandığım gören gemiler şaşkınlık içindeydi.

Pilotlarla temas kurmaya çalıştılar. Ama tüm çabalar beyhudeydi, Türkçe konuşmaları ve kendilerini Türk gemileri olarak tanıtmalarının bir şeyi değiştirmesi mümkün değildi. Zaten pilotlara bunun bir Yunan savaş hilesi olduğu bildirilmişti. Pilotlar kendileriyle temas kurmaya çalışan Türk gemilerinin subaylarına küfürler yağdırarak saldırıya geçtiler ve bombalarını bırakmaya başladılar.

Saldıranın Türk uçakları olduÄŸunu bilen gemiler ateÅŸ de edemiyor, kendilerini savunamıyorlardı. Böylece Akdeniz’in ortasında kolay bir hedef haline gelen üç Türk muhribine Türk uçakları rahat rahat bombalarını attılar. Uçakların ilk saldırısında üç Türk muhribinden Kocatepe ağır yara aldı ve hızla batmaya baÅŸladı.

MareÅŸal Çakmak muhribi Kocatepe’nin yanına doÄŸru hareket ederek gemiyi terk etmekte olan personeli kurtarmak istedi. Ama bu durumu gören uçaklar döndüler ve ikinci bir kez daha saldırıya geçerek bu kez yaÄŸdırdıkları bombalarla MareÅŸal Çakmak muhribinde de ağır hasar meydana getirdiler.

İsabet alan MareÅŸal Çakmak da kendi derdine düştü, batmaktan kurtulmak için Kocatepe’den uzaklaÅŸtı ve hala çalışmaya devam eden tek kazanıyla zigzaglar çizerek Mersin sahillerine doÄŸru çekilmeye baÅŸladı. Aynı ÅŸekilde Adatepe de yara almış ve o da bölgeyi terk etmeye çalışıyordu.

Görevlerini başarıyla tamamladığına inanan pilotların üslerine dönerken duydukları bir telsiz anonsu gariplerine gidecekti; Baf bölgesinde Türk gemilerinin batırıldığını bildiriyordu telsiz. Ama üslerine dönene kadar ne olduğunu anlamayacaklar ancak yere indikten sonra faciayı öğrenebileceklerdi.

Adatepe ve MareÅŸal Çakmak muhripleri delik deÅŸik vaziyette de olsa ancak ertesi gün Mersin’e ulaÅŸmayı baÅŸarırken kaderine terk edilen Kocatepe muhribi Akdeniz’in sularına gömülecekti. Kocatepe mürettebatından 54 kiÅŸi hayatım kaybedecek, kurtulanlar denizde sallar üzerinde yaklaşık bir gün geçirdikten sonra tesadüfen bir İsrail balıkçı gemisi tarafından kurtarılarak İsrail’e götürüleceklerdi. Kurtulanlar arasında Kocatepe muhribinin komutanı Albay Güven Erkaya da vardı ve yıllar sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı olacaktı.

Sonuçta ABD DışiÅŸleri Bakanı Kissinger’ın dediÄŸi oldu; Türk bayrağı taşıyan ve Türkçe konuÅŸulan gemilerin Türk uçakları tarafından batırılmasından dolayı kimse Türkiye’yi suçlamadı! Zaten bir süre “devlet sırrı” olarak kalan bu facia nedeniyle Türkiye içinde de kimse kimseyi suçlamayacak, kimseden hesap sorulmayacaktı!

Türk Hava Kuvvetleri ile Türk Deniz Kuvvetleri arasında meydana gelen çarpışmada 54 denizci hayatını kaybetmiş oldu, hepsi bu!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tags:

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar